(353 S. K. m. 227)
Daire ile Askerî Mahkeme arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken sorun; sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının para cezasına çevrilmesine ilişkin talebin reddine karar verilmesinde gösterilen gerekçelerin yerinde ve yasal nitelikte olup olmadığına ilişkin ise de;
Daireler Kurulunun; önceki direnme hükmünü, "duruşma tutanağında, tutanak kâtibinin imzasının bulunmaması" nedeniyle usulden bozması üzerine, Yerel Mahkemece, "bozma kararına uyulmasına" karşın, 4 ncü Daire kararına uyulmamak suretiyle verilen "direnme" hükmünün yasal nitelikli bir "direnme" kararı olup olmadığı heyetimizce tartışılmış, bu doğrultuda Daireler Kurulu kararına uyulduktan sonra direnme kararının verildiği 21.8.2001 günü duruşma tutanağı incelenmiştir.
Duruşma tutanağında; bozma gereğinin ne şekilde yerine getirildiğine ilişkin bir açıklama bulunmadığı gibi, imza eksikliğini içeren önceki 20.3.2001 günlü duruşma tutanağının tutanak kâtibine fiilen imzalattırıldığı, yargılama faaliyetine ilişkin bu işlemin zapta geçmediği görülmektedir.
Duruşma tutanaklarının, Hâkim (Hâkimler) ve tutanak kâtibi tarafından imzalanması gerektiğini belirten, gerek 353 sayılı Kanunun 177/1, gerekse de CMUK.nun 264. maddelerinde Yasa Koyucu, buyurucu nitelikteki bu düzenlemeler ile, yargılama faaliyetinde, duruşma tutanaklarının değiştirilmesini önlemeyi amaçladığı gibi, bu tutanaklara, dolayısı ile yargılamaya olan güveni sağlamaya çalışmaktadır.
Hâl böyle olduğunda, "imza eksikliğine ilişkin bozmalar üzerine yapılacak yargılamalarda; askerî savcının müspet mütalâası, sanığın beyanı, varsa müdahillerin düşünceleri alınarak tutanakların okunulması ile yetinilmesine karar verildikten sonra bu tutanaklar okunmak ve tarafların bir itirazları olup olmadığına dair beyanları da alınmak suretiyle, imza noksanlıklarının giderilmesi gerekmektedir.
Somut olayda; bu gereklere uyulmamakla birlikte, imzasız duruşma tutanağının "fiilen" kâtibe imzalatılmasına ilişkin işlem, bozmaya uyulduktan sonra Yerel Mahkemece yapılan "bir yargılama faaliyeti" olduğundan, hüküm direnme niteliğinde olmadığı gibi, "Eski Direnme Hükmü ve Daire Kararı" Daireler Kurulunun bozma kararı üzerine ortadan kalktığı cihetle de, "direnme" niteliğinde olmayıp yeni bir hüküm niteliğindedir. Bu nedenle incelemenin Dairece yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy