(765 S. K. m. 415, 416, 421)
Daire ile Başsavcılık arasındaki anlaşmazlık ve dolayısıyla Kurulumuzun çözümleyeceği husus, sanığın yaptığı bildirilen hareketlerle Sarkıntılık suçunu mu yoksa Irza Tasaddi suçunu mu işlediği ile bunu belirlemek üzere Dairenin ilamında belirttiği eksikliklerin giderilmesinin gerekip gerekmediğidir.
Irza Tasaddi suçu, TCK. nun 415 ve 416 ncı maddelerinde düzenlenmiştir. 415 nci madde 15 yaşını bitirmeyen bir küçüğün ırz ve namusuna tasaddiyi, 416/2 nci madde de 15 yaşını bitiren bir kimseye karşı yapılan ırz ve namusa tasaddiyi düzenlemiş bulunmaktadır. Her iki maddede de ırz ve namusa tasaddinin ne olduğu, başka bir anlatımla ırz ve namusa tasaddinin tanımı yer almamıştır. Bu nedenle ırz ve namusa tasaddinin tanımı yargı kararları ile ortaya konmuş bulunmaktadır.
Yargı kararlarında yer alan tanıma göre Irza Tasaddi: cinsel birleşme kastı taşımayan, ancak mağdurun istemine aykırı olarak yapılan, zaman yönünden sürekli, yapılan hareketler yönünden zincirleme bir şekil arz eden şehvani, cinsel arzuyu doyuran eylemlerdir (Y.C.Gnl.Krl. 4.6.1990 gün ve 1990/5-10-156; As.Yrg.Drl.Krl.30.6.1994 gün ve 1994/ 78-78; As.Yrg.l.D. 19.6.1996 gün ve 1996/434-434; As.Yrg.5.D. 21.6.1995 gün ve 1995/416-416).
Sarkıntılık suçu ise; TCK. nun 421 nci maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddede de tanım bulunmadığından sarkıntılık suçu da yargı kararlarıyla tanımlanmıştır.
Buna göre sarkıntılık; belirli bir kimseye karşı, o şahsın edep ve iffetine dokunan, ani ve hareketler yönünden kesiklik gösteren, şehvet kastıyla işlenen ancak ırza geçme ve tasaddi boyutuna ulaşmayan sırnaşıkça eylemlerdir (Y.C.Gnl.Krl. 24.12.1990 gün ve 1990/343-361; As. Yrg.Drl.Krl. 30.6.1994 gün ve 77/77).
Bu tanımlamalar ile de ortaya konduğu gibi, ırz ve namusa yönelik fiiller sarkıntılık, tasaddi ve ırza geçme şeklinde, hafiften ağıra doğru sıralanmaktadır. Zaman zaman sarkıntılık ile ırza tasaddinin; ırza tasaddi ile ırza geçmeye teşebbüsün ayrımını yapmak zorluk arzetmekte ise de, yine yargı kararlarında "elleriyle mağduru sıkıştırmanın, çimdik atmanın, göğüslerini ellemenin, şehvetle öpmenin, bacaklarını kalçalarında gezdirmenin, cinsel ilişkide bulunmayı önermenin, cinsel saldırı kastıyla ıslık ve evinin zilini ısrarla çalmanın, güzel olduğunu söylemenin, birden fazla aşk mektubu yazmanın, cinsel organım göstermek veya mağdurun cinsel organını seyretmenin" sarkıntılık suçunu oluşturan fiiller olarak değerlendirildiği görülmektedir (As. Yrg.LD.nin 14.9.1994 gün ve 404/402; l.D.6.3.1996 gün ve 141/139; l.D.26.5.1999 gün ve 288/287; 3.D.30.10.1990 gün ve 511/503; 5.D.19.9.1990 gün ve 381/385; Drl.Krl. 30.6.1994 gün ve 77/77 v.s.).
Bu açıklamalar karşısında mağdurenin ve tanıkların beyanları çerçevesinde sanığın eylemi, mağdureye "güzelsin" deyip onu saçlarından geri çekerek yanaklarından ve ağzından öpmek, mahrem yerlerini ellemek, göğüslerini sıkmak ve bacaklarını okşamaktan ibarettir. Yukarıda açıklanan yargı kararları çerçevesinde sanığın söz konusu eylemleri sübuta erdiğinde sarkıntılık suçunu oluşturacak eylemler olup ırza tasaddi derecesine ulaşmamıştır.
Sanığın yaptığı bildirilen bu eylemler Dairenin bozma ilâmında belirtilen eksik soruşturma konuları giderilse de, ırza tasaddi suçuna vücut vermeyeceği değerlendirilmiştir. Diğer taraftan TCK. nun 425 nci maddesine göre sarkıntılık suçu; takibi, mağdurun şikayetine bağlı olup mağdure ve babası da şikayetten vazgeçmişlerdir. Bu nedenle, Dairenin bozma kararının kaldırılmasına ve Askerî Mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy