(1632 S. K. m. 66)
Dosya, uyuşmazlık konusunu teşkil eden işlemler yönünden incelendiğinde; Askeri mahkemece görülen lüzum üzerine, sanığın her iki izin tecavüzü suçuyla ilgili olarak askerliğe elverişlilik durumunu ve cezai ehliyetini etkileyen ruhsal bir rahatsızlığı bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesine sevk edildiği, 29.5.2000 tarihinde psikiyatri kliniğine yatırılarak 6.6.2000 tarihine kadar gözlem altında bulundurulduğu, gözlem süresi sonunda Sağlık Kurulunca düzenlenen 3010 sayılı raporla;"Nevrotik Kişilik A/16 F-l" tanısı konularak suç tarihlerinde ve halen askerliğe elverişli ve cezai ehliyetinin tam olduğuna karar verildiği görülmektedir.
Öte yandan, Psikiyatri Kliniğinde görevli Prof Dr. Mesut ÇETİN, Yrd. Doç. Dr. Servet EBRINÇ ve Uzm. Öğr. Dr. Ferit KARADUMAN tarafından suç dosyası incelenerek düzenlenen 17.7.2000 tarihli Adli Rapor da; sanığın suç tarihlerinde ve halen askerliğe elverişli olup mevcut rahatsızlığının cezai ehliyetini olumsuz olarak etkilemeyeceği, dolayısıyla durumunun TCK. nun 46 ve 47. maddeleri kapsamında değerlendirilemeyeceği tıbbi kanaat olarak açıklanmıştır. Bu rapor düzenlenirken sanığın muayene ve gözlem altında bulundurulması sonucu elde edilen bulgularla yetinilmediği, suç dosyasının, birlik komutanının sanık hakkındaki kanaati ile adli sicil kayıtlarının da göz önünde tutulduğu yapılan incelemeden anlaşılmıştır.
Bu nedenle, söz konusu "Adli Rapor" un sanığın suç tarihlerinde ve rapor tarihindeki durumunu yansıttığı, gerek cezai ehliyeti gerek askerliğe elverişlilik durumu konusunda eksik soruşturma bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Her ne kadar, sanığın temyiz dilekçesi ekinde sunduğu belgelerden, Haydarpaşa Eğitim Hastanesinde gözlem altında bulundurulmasından bir süre sonra yeniden rahatsızlandığı ve Gölcük 600 Yataklı Deniz Hastanesi Sağlık Kurulunun 12.10.2000 tarihli ön raporu ile üç ay hava değişimi verildiği, 5.2.2001 tarihi itibariyle de Manisa Ruh sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinde tedavi görmekte olduğu anlaşılmakta ise de; mevcut belgeler, suç tarihlerinde değil, düzenlendikleri tarihler itibariyle sanığın ruhsal rahatsızlığı bulunduğunu göstermektedir. Dolayısıyla, yargılama sırasında gözlem altına alınan sanığın, mesleki kariyer yapmış hekimlerden oluşan bir kurul tarafından, suç tarihlerinde cezai ehliyetinin tam olduğunun saptanmış olması karşısında, suç tarihlerinden yaklaşık bir sene sonraki ruhsal durumunu ortaya koyan bu belgelerin, izin tecavüzü suçlarını işlediği sıradaki cezai ehliyetinin tespiti yönünden delil niteliği taşımadığı değerlendirilmiştir.
Diğer taraftan, TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinin 6 Maddesinin 2. fıkrasında, hastalık ve arızalan Hastalık ve Arızalar Listesinin B ve D dilimine girenlerin askerliğe elverişli olmadıkları belirtilmiştir Ruh Sağlığı Hastalıkları söz konusu Listenin 15-18. maddelerinde düzenlenmiş ve her maddenin ilgili fıkralarında B ve D Dilimlerine girecek rahatsızlıklarla ilgili olarak açıklamalara yer verilmiştir. Bu açıklamalar incelendiğinde, hastalıkların bu dilimlerde mütalaa edilebilmeleri için, ya kronik nitelik kazanması veya hastaların askerlik uyumlarının bozulması veya hastalığın çalışma güç ve verimliğini etkilemiş olması veyahut birçok kez ceza almalarına rağmen iyileşmemeleri gibi hususların belgelendirilmesi gerektiğine işaret edildiği görülmektedir.
Yargılama sırasında sanığın gözlem altına alınmasının ilk sağlık işlemi olduğu dikkate alındığında, Gölcük Deniz Hastanesince konulan teşhisin ve buna bağlı olarak hava değişimi verilmiş olmasının, sanığın askerliğe elverişli olduğuna dair Haydarpaşa Askeri Hastanesince düzenlenmiş bulunan raporu geçersiz kılmayacağı gibi, bu konuda kuşku yaratacak nitelikte de bulunmamıştır. Kaldı ki, sanık suç tarihlerinden sonra da devam eden rahatsızlığı sebebiyle askerliğe elverişsiz hale gelmiş olsa bile, bu durum suç tarihlerini kapsamayacağı cihetle, bu hususun Dairece bozma nedeni yapılmamış olmasında yasaya aykırılık görülmemiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy