(765 S. K. m. 51)
Yargılama aşamalarında ortaya konan kanıtlara göre; sanığın üstü durumunda bulunan J.Komd. Onb. M.İ.'ye, iki yumruk savurmak ve daha sonra koğuşta üstü istirahat halinde iken elinde sakladığı bir taşla kafasına vurup kanatmak suretiyle bir kez üste fiilen taarruz suçunu işlediği, suçun tüm öğeleri ile oluştuğu konusunda kuşku ve uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Başsavcılık ile daire kararında ortaya çıkan uyuşmazlık sanığın "tahrik" hükümlerinden yararlandırılıp yararlandırılmayacağına ilişkindir.
Başsavcılık bu konuda; bizzat mağdurun "sanığı elimle ittirdim" şeklinde söz sarf etmesi karşısında, bu davranışın, "tahrik" oluşturacağı düşüncesinde iken Daire mağdurun sanığı ittiği kabul edilse dahi bunun tahrik teşkil etmeyeceği, bunun As. C.K.nun 119 ncu maddesi kapsamında "disiplinsizliği gidermeye matuf müdahale" olarak kabul edilmesi gerektiği düşüncesindedir.
Yapılan İncelemede;
Sanığın, yargılama aşamalarında verdiği ifadelerinde, "mağdurun kendisini ittirdiği" şeklinde bir anlatımının bulunmadığı görülmekte, mağdur Onb. M.İ.'nin ise; istinabe olunan Mutki Asliye Ceza Mahkemesince saptanan ifadesinde "...F. yanımıza geldi, tartışmamıza müdahale etti, ben "F. sen niye bu olaya karışıyorsun" dedim. F.'yi "elimle ittim..." şeklinde bir beyanda bulunduğu anlaşılmakla birlikte, diğer ifadelerinde bu konuya değinmediği görülmektedir. Kuşkulu gibi görünen bu oluşumda bir an için mağdurun sanığı eliyle ittiği kabul edilmiş olsa dahi koğuş içinde yapılan bu hareketin "gazap veya şedit bir elem" meydana getirecek ağırlıkta olmadığı kanıtlardan anlaşılmaktadır. Nitekim sanık F.'nin da tahrike kapılıp herhangi bir, karşı eylemsel harekete girişmediği, dolayısıyla gazap veya şedit bir elemin tesiri altında olmadığı görülmektedir. Kaldı ki, bu olaydan sonra mağdur koğuş dışına çıkıp koridordaki merdivenlere oturmuş, bir süre sonra da sanık gelerek fotoğraf parasını mağdura vermek istemiştir. Mağdurun almak istememesi üzerine aralarında tartışma çıkmış ve sanık bu tartışma sırasında yumruk sallamak suretiyle üste fiilen taarruz suçunu işlemiştir; yoksa eylemi mağdurun, kendisini ittirmesine kızarak gerçekleştirmiş değildir. Dolayısıyla bir an için varlığı kabul edilecek olan elle ittirme olayı ile dışarıda gerçekleşen taarruz olayı arasında illiyet bağı bulunmadığından, sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanması olanağı bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle Daire kararında yasaya aykırılık görülmemiş ve Başsavcılık itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy