(353 S. K. m. 62) (1412 S. K. m. 66)
Bilirkişi mütalâası bir delil değil, delillerin değerlendirilmesi vasıtasıdır; dolayısıyla delil muhtevasının hâkim tarafından bilinmesinin mümkün olmadığı durumlarda, bunun öğrenilmesi için bilirkişiye başvurulmalıdır Nitekim CMUK. nun 66 ncı maddesinde, çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişiye başvurulacağı, buna karşılık hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda. Mahkemece "Askerlik Şubesince birliklerine sevk edilen yükümlülere verilen yol süreleri ve katılmaları tebliğ edilen tarihler ile yapılan uygulama konusunda" bilirkişi dinlenmesine karar verilmiştir. Bu husus, yani yükümlülere verilen yol süresini gösteren sevk pusulasına yazılan tarihin, onları birliklerine katılmaları gereken tarih konusunda yanıltıp yanıltmayacağı hususu, hâkimin genel bilgisi ile çözümlenmesi mümkün olup özel ve teknik bilgiyi gerektirmemektedir. Hâkim bu konuda kendi bilgisine ve tecrübesine dayanarak bir sonuca varabilecek durumdadır. Bununla beraber yükümlülere verilen yol süresi ve bu yöndeki uygulama talimatları dosyada yoksa veya bu konuda ek bilgiye ihtiyaç duyuluyorsa ilgili makamlardan gerekli görülen bilginin istenilmesi mümkündür Yoksa yükümlülere verilen yol süresi ve katılmaları tebliğ edilen tarihlerle bu yöndeki uygulamanın ne olduğunu öğrenmek üzere bilirkişiye başvurulamaz. Bu nedenle, yerel mahkemenin kararını bilirkişi mütalâasına dayandırması ve bozma kararında bilirkişi mütalâasına değinilmediğini direnme gerekçelerinden biri olarak göstermesinde isabet görülmemiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy