(1632 S. K. m. 67)
Daire ile Yerel Mahkeme arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken sorun, sanığa yüklenen yabancı ülkeye firar suçunun unsurları itibariyle oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Daire, sanığa yüklenen suçun tüm unsurları itibariyle oluştuğunu kabul ederken; Yerel Mahkemece, suçun manevi unsur itibariyle oluşmadığı ileri sürülmektedir.
GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Deniz ve Sualtı Hekimliği bölümünde görevli sanığın 1996 yılında adına TR-A-41537 seri nolu hususi pasaport çıkarttığı, 17.5.2000 tarihinde Atatürk Hava Limanından yurt dışına çıkıp 18.5.2000 tarihinde aynı yerden Türkiye'ye geri döndüğü, bu eylemi nedeniyle kısa süreli kaçma suçundan 1 inci Ordu Komutanlığı Disiplin Subayı tarafından yapılan hazırlık soruşturması sırasında, sanığın söz konusu tarihlerde yurt dışına çıkıp çıkmadığı Atatürk Hava Limanından sorulduğunda; sanığın, 21.9.1997-25.9.1997; 9.8.1998-16.8.1998; 27.3.1999-10.4.1999 ve inceleme konusu 26.2.2000-6.3.2000 tarihlerinde Atatürk Hava Limanından yurt dışına çıkış ve Türkiye'ye giriş yaptığının bildirildiği; bu 4 ayrı yurt dışına çıkış ve girişi ile ilgili olarak Askeri Savcılıkça yapılan hazırlık soruşturmasında; sanığın, 22.9.1997 tarihinde Antalya'da kongreye katılmak için 5 gün izin aldığı, 10.8.1998-24.8.1998; 5.4.1999-10.4.1999 ve 28.2.2000-4.3.2000 tarihleri arasında İzmir'de geçirmek üzere izin aldığı, yani yurt içinde geçirmek üzere izin aldığı halde izinli olduğu tarihlerde yurt dışına çıktığının belirlendiği;
Sanığın 17.5.2000-18.5.2000 tarihleri arasındaki eylemi kısa süreli kaçma şeklinde vasıflandırılarak 1 inci Ordu Komutanlığı Disiplin Mahkemesince 10 gün oda hapsi cezası verildiği,
4 ayrı yurt dışına çıkışı ile ilgili olarak 4 ayrı yabancı ülkeye firar suçundan kamu davası açıldığı, yargılama esnasında 4616 Sayılı "23 Nisan 1999 tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun"un yürürlüğe girmesi üzerine, sanığın 21.9.1997-25.9.1997; 9.8.1998-16.8.1998 ve 27.3.1999-10.4.1999 tarihleri arasında işlediği iddia edilen yabancı ülkeye firar etmek suçundan açılan dava tefrik edilerek Mahkemenin 17.1.2001 gün ve 2001/225-7 sayılı kararı ile, 4616 sayılı Kanunun 1/4 üncü maddesi uyarınca kamu davasının ertelenmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
İnceleme konusu olayda sanığın; 28.2.2000 (Pazartesi) ve 4.3.2000 (Cumartesi) tarihleri arasında İzmir'de geçirmek üzere izne ayrıldığı, ancak 26.2.2000 (Cumartesi) günü saat 04.04'de İstanbul Atatürk Hava Limanından yurt dışına çıkış yaparak, 6.3.2000 (Pazartesi) günü saat 00.38de yine buradan yurda giriş yaptığı ve aynı gün Birliğinde mesaiye başladığı, böylece 26.2.2000-6.3.2000 tarihleri arasında yurt dışına izinsiz çıktığı ve burada üç günden fazla bir süre geçirdiği dosyadaki delillerle hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde sabit olduğu gibi, bu konuda Yerel Mahkeme ile Daire arasında bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır.
Daire ile Askeri Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, suçun manevi unsuru itibariyle oluşup oluşmadığına ilişkin olmakla beraber direnme gerekçesinde As. C.K.nun 66/1-a maddesinde düzenlenen firar suçu ile yurt dışına firar suçu arasında ortak unsurlar bulunduğu, her ikisinde de "kıt'adan veya vazifesi icabı bulunmaya mecbur olduğu mahalden
uzaklaşma" iradesinin bulunması gerektiği ileri sürüldüğünden, As. C.K. nunda ki firar suçuna ilişkin düzenlemelerin incelenmesi zorunlu görülmüştür.
Askeri Ceza Kanununun Üçüncü Faslında: "yoklama kaçağı, bakaya, saklı" 63 üncü maddede; "çağrılıp da gelmeyen yedek subaylarla askeri memurların cezalan" 64 üncü maddede; "vazife ve memuriyete gitmeyenlerin cezalan" 65 inci maddede; "firar ve cezası" 66 ncı maddede; "yabancı memlekete firar edenlerin cezaları" 67 nci maddede; "mehil içinde yakalananların veya kendiliğinden gelenlerin cezalan" 68 inci maddede; "düşman tarafında, düşman karşısında mahsur mevkiden kaçanların cezası" 69 uncu maddede; "sözleşerek firar ve cezası" 70 inci maddede ayrı ayrı düzenlenmiştir. Sözü geçen maddelerde belirtilen suçların unsurları yönünden ortak bir özellik olmayıp, her birinin unsuru değişiktir ve maddelerde açıklanmıştır. Burada suçların hafiften ağıra doğru sıralanması da söz konusu değildir. As. C.K.nun 66/1-a maddesinde, kıt'asından veya görevi icabı bulunmak zorunda olduğu yerden izinsiz olarak altı günden fazla uzaklaşanların firar suçunu işleyecekleri düzenlenmişken; As.C.K.nun 67 nci maddesinde, ilk metin dahil olmak üzere 4551 sayılı kanunla değişiklik yapılıncaya kadarki olan metninde, "aşağıda yazılı şahıslar, yabancı memlekete kaçmış sayılarak cezalandırılacakları" belirtilmiş, (A) bendinde, "izinsiz vatan hudutlarından dışarı çıkan askeri şahıslar gaybubetleri gününden üç gün sonra" denilmek suretiyle yabancı memlekete firar suçunun tarifi yapılmıştır. Firar ve yabancı memlekete firar suçunun unsurları arasında ortak bir yön bulunmamaktadır. Her ikisinde de "firar" sözcüğü geçmekle beraber, her iki suçun unsurları değişiktir. Yabancı memlekete firar suçunun maddi unsuru, izinsiz vatan hudutlarından dışarı çıkmak ve orada en az üç gün geçirmiş olmaktır. Maddi unsur açısından kıt'asından hiç izin almadan yurt dışına çıkmakla, yurt içi izin alıp bu iznini yurt dışında geçirmek arasında hiçbir fark yoktur. İster yurt içi izin alarak, ister kıt'asından izinsiz ayrılarak, ister yasal yoldan (pasaportla), ister yasa dışı yollarla olsun, yurt dışı izni almadan yurt dışına çıkan ve maddenin öngördüğü süreden fazla yurt dışında kalan askeri şahıs, sınıfı ve rütbesi ne olursa olsun yabancı memlekete firar suçunu işlemiş olur. Burada önemli olan, yetkili makamlardan yurt dışı izni almadan vatan hudutlarından dışarı çıkmaktır.
Öte yandan, 67 nci maddede 4551 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, madde metni: "1- Aşağıda yazılı fiilleri işleyen asker kişiler, yabancı ülkeye kaçmış sayılarak üç seneden beş seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar. A) Herhangi bir nedenle izinli olsa dahi, yabancı ülkeye gitme müsaadesi bulunmaksızın ülke sınırları dışında üç günü geçirenler" şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile, suçun unsurlarında herhangi bir değişiklik yapılmamış, uygulamada görülen tereddütlere açıklık getirilmiştir. Nitekim 4551 sayılı Kanunun bu maddeyle ilgili değişiklik gerekçesinde "Yabancı memlekete firar suçunun unsurları bakımından uygulamada karşılaşılan tereddütleri giderecek bir düzenleme yapılmaktadır." denilmektedir. Maddenin 4551 sayılı Kanunla değişiklikten önceki metnine göre de, yerleşmiş Askeri Yargıtay içtihatlarında, yurt dışı izni, başka bir deyişle yetkili makamlardan yurt dışına çıkış müsaadesi almadan, yasal yoldan (pasaportla) veya yasa dışı yollarla yurt dışına çıkma ve burada 3 günlük süreyi geçirmenin yabancı memlekete firar suçunu oluşturacağı kabul edilmektedir. (Askeri Yargıtay Drl.Krl.nun 21.11.1991 gün ve 1991/152-150 sayılı, 4 üncü Dairenin 25.3.1986 gün ve 1986/102-81 sayılı, 5 inci Dairenin 13.9.1995 gün ve 1995/485-485 sayılı, 1 inci Dairenin 10.1.2001 gün ve 2001/35-30 sayılı, 15.5.2001 gün ve 2001/412-402 sayılı kararları da aynı doğrultudadır.)
Yurt dışı izinlerin hangi makam tarafından verileceği TSK. Personel Kanununun 127 nci maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddede, Türk Silahlı Kuvvetleri personelinden general ve amirallere Genelkurmay Başkanlığınca, bu kanun kapsamına giren diğer personelden; Genelkurmay Başkanlığına bağlı olanlara Genelkurmay Başkanlığınca, Milli Savunma Bakanlığına bağlı olanlara Milli Savunma Bakanlığınca, Kuvvet Komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığına bağlı olanlara ise, Kuvvet ve Jandarma Genci Komutanlığınca yurt dışı izni verilebileceği belirtilmiştir. Ayrıca, yurt dışı izinlerinin ne şekilde verileceğine ilişkin prosedür TSK. İzin Yönetmeliğinin 14 ve müteakip maddelerinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
Sanığın görev yaptığı yer itibariyle bağlı olduğu Genelkurmay Başkanlığından yurt dışına çıkmak için gerekli izni almadan yurt dışına çıktığı ve burada 3 günden fazla bir süre geçirdiği görülmekte, böylece suçun maddi unsurunun gerçekleştiğinde bir kuşku bulunmamaktadır.
Suçun manevi unsuru ise, müsaade almadan, bilerek ve isteyerek yurt dışına çıkmaktır; yani genel kasıt yeterlidir.
Somut olayda; sanık, daha önce 1.7.1997 tarihinde Almanya'ya yaptığı 15 günlük yurt dışı seyahati için bu hususta kendisine izin vermeye yetkili makam olan Genelkurmay Başkanlığından usulüne uygun şekilde izin almıştır. Yani sanık, yurt dışına çıkışla yasal prosedürü, ne şekilde hareket edileceğini bilmektedir. Dolayısıyla suç tarihlerinde bilinçli bir şekilde yurt dışına çıkmıştır. Kast ile saikı birbirine karıştırmamak gerekir. Kast, suçu bilerek ve isteyerek işlemek iradesidir. Müsnet suçun genel kastla işlenmesi yeterli olup, hangi saikla işlendiği önemli değildir.
Bu itibarla, gerek Yerel Mahkemenin sanığın yabancı memlekete firar kastı olmadığına ilişkin kabulü, gerek sanığın bu konuya ilişkin savunması yerinde değildir. Dolayısıyla, sanık hakkında yabancı memlekete firar suçundan mahkûmiyet kararı yerine beraat kararı verilmesi kanuna aykırı olduğundan direnme hükmünün bozulması gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy