(1632 S. K. m. 87)
İncelenen dosyadaki kanıtlara göre; 9.8.2001 günü kısa süreli kaçma suçundan yakalanarak birliğe getirilen ve Tabur binası koridorunda Bl. Komutanlığı odası önünde beklemekte olan sanığa, Bl. Komutanlığı odasında bulunan Kd.Yzb. N.K.'nın Bl. K.lığı odasına gelmesini söylediği, sanığın bu emre uymadığı, emir tekrar edilmesine rağmen duymazlıktan geldiği, bunun üzerine Bl.K.nın sanığın yanına geldiği, neden emrini yerine getirmediğini sorduğu, sanığın bir cevap vermediği, o anda sanığın serbest bir halde durduğunu gören Bl.K. nın sanığa esas duruşa geçmesini emrettiği, bu emir tekrar edilmesine rağmen sanığın emri yerine getirmediği, dosyada ifadeleri bulunan tanık beyanları ile sabit olup oluşta ve sübutta bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Daire ile As. Yargıtay Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, sanığın eylemlerinin iki ayrı emre itaatsizlikte ısrar suçunu mu oluşturacağı yoksa müteselsil suç mu sayılacağına ilişkin olup;
Daire, sanığın odaya gelmesi hususunda verilen emre uymaması eylemi ile yine Bl.K. nın sanığa esas duruşa geçmesi için verdiği emre sanığın uymaması eyleminin emir konuları farklı olduğu için iki ayrı emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturacağı görüşünü kabul ederken,
As. Yargıtay Başsavcılığı burada iki ayrı suçun varlığını kabul etmekle beraber sanığın aynı suç işleme karan ile hareket ettiğini, tüm eylemleri arasında sübjektif bir bağlantı bulunduğu, sanığın eylemlerinin müteselsilen işlenen emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturduğu görüşü ile TCK. nun 80 inci maddesinin uygulanması gerektiği görüşündedir.
Bu nedenle müteselsil suç ile ilgili TCK. nun hükümleri incelendiğinde;
TCK. nun 80 inci maddesinde müteselsil suç: "Bir suç işlemek kararının icrası cümlesinden olarak kanunun aynı hükmünün birkaç defa ihlâl edilmesi muhtelif zamanlarda vaki olsa bile bir suç sayılır. Fakat bundan dolayı terettüp edecek ceza altıda birden yarıya kadar artırılır." şeklinde tanımlanmıştır. Bu yasal tanımlamadan anlaşılacağı üzere, müteselsil suçun varlığı için şu koşulların gerçekleşmesi gerekir:
1- Kanunun birden fazla ihlâl edilmesi yani birden fazla suç bulunması,
2- Bu suçların kanunun aynı hükmünü ihlâl etmesi,
3- Suçların aynı suç işleme kararı ile işlenmiş bulunmasıdır. Teselsülün söz konusu olabilmesi için, her biri ayrı ayrı suç teşkil eden birden fazla fiil olması gerekir. Bu sebeple başlı başına suç teşkil etmeyen aynı suçun maddi unsurunu meydana getiren hareketlerin tekrarlanması durumunda müteselsil suçtan söz edilemez. Öğretide ve yargı kararlarında kabul edilen görüşe göre; bir eve giren hırsızın bir kutudan mücevher, bir kasadan para çalması, bir kimsenin on tokat atmak suretiyle müessir fiilde bulunması hallerinde her fiil bağımsız bir suç teşkil etmeyip aynı müessir fiil ve hırsızlık suçunun icra hareketlerini oluşturduğundan müteselsil hırsızlık ve müteselsil müessir fiil suçlan değil, bir hırsızlık ve bir müessir fiil suçu işlenmiş olur. Silâh boşaltma suçunda patlamalar birden fazla olsa dahi hepsi korkutmak amacıyla yapılması durumunda tek silâh boşaltma suçu oluşur. Aynı zamanda ve aynı nedenle birden fazla görevliye karşı direnen bir kimsenin eylemi de tek bir suç teşkil eder.
Daire kararında, sanığın eylemlerini aynı yerde ve kısa zaman dilimi içerisinde aynı şahsın emirlerine karşı gelerek işlemiş olmakla beraber emir konularının "odama gel" ve "esas duruşa geç" şeklinde farklı olması karşısında "bir suç işleme karan" ile davrandığının kabul edilemeyeceği, iki ayrı emre yenilenen karar ve kasıtla karşı gelen sanık hakkında TCK. nun 80 inci maddesindeki teselsül hükümlerinin uygulanamayacağı belirtilmekte ise de;
Sanığa Amiri tarafından verilen "odama gel" şeklindeki emre ast konumunda olan sanığın uymak zorunda olduğunda kuşku bulunmamakla beraber, olayımızda bu emrin konusu belirtilmemiştir. Kısa süreli kaçma suçundan görevli inzibatlarca getirilen sanığın Bl. Komutanı tarafından onu disipline etmek amacıyla bu suçundan ifadesini almak için odaya çağırıldığı, Bl. Komutanının bu hususu sanığa söylemediği, sadece "odama gel" dediği, Bl. Komutanının beyanından anlaşılmaktadır. Bl. K.nın "odama gel" emrine sanığın uymamasının hemen ardından Bl. Komutanının sanığın yanına giderek, niçin gelmediğini sorduğu, o anda disiplinsiz, lakayt bir halde durduğunu görünce sanığı disipline etmek, emirlere uymasını sağlamak amacıyla "esas duruşa" geçmesini emrettiği, her iki emrin de konusunun aynı Amir tarafından emredilen birbirine bağlı, birbirinin devamı mahiyetinde sanığı disiplinli davranmaya davet emri olduğu görülmekle; emirlerin konularının farklı olduğu ve iki ayrı emre yenilenen kasıtla karşı gelinerek yerine getirilmediği şeklindeki Daire kabulünün yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Aynı Amir tarafından verilen aynı konudaki birbirini takip eden emre uyulmaması halinin ise; emre itaatsizlikte ısrar suçunun unsuru bulunduğu, bu durumda tek bir emre itaatsizlikte ısrar suçundan bahsedebileceğinden iki ayrı suçtan verilen mahkûmiyet hükümlerini onayan Daire kararında isabet bulunmadığı gibi TCK. nun 80 inci maddesinde yazılı teselsül hükümlerinin uygulanması gerektiğine dair As. Yargıtay Başsavcılığının görüşünde de isabet görülmemiş, itiraza atfen Dairece verilen onama kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy