(1632 S. K. m. 63)
Dosya içeriğine ve delillere göre;
Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesinden mezun olan sanığın, 2000/01 grup numarası ile Yedek Subay adayı olarak askerliğine karar aldırdığı, muhtemel olarak Mart 2001 celbine tabi olduğu bildirilen sanığın bilahare TRT tarafından yapılan tebligata göre; celbe katılmak üzere en geç 21.3.2001 tarihine kadar As. Şubesine müracaat ile sevkini sağlaması gerekirken, bu gereğe riayet etmeyerek bakaya kaldığı, bu durumu şubeye geldiği 16.5.2001 tarihine kadar sürdürdüğü, böylece 22.3.2001-16.5.2001 tarihleri arasında bakaya kaldığı anlaşılmakta, maddi vakıanın bu oluşumu konusunda aslında bir kuşku ve uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken sorun, suçun sübutuna ilişkindir.
Daire; sanığın anılan tarihler arasında bakaya suçunu işlediği, suçun tüm unsurları ile oluştuğu sonucuna varmış iken,
Başsavcılık; yurt dışında bulunan sanığın yapılan TRT duyurularını duyamayacağı, Askeri Yargıtay kararlarına göre, suçun "tebligat" unsuru yönünden oluşmayacağı görüşündedir.
Dosya incelendiğinde; yargılama aşamalarında, sanık kendisini; "...2.2.2000-31.3.2001 tarihleri arasında yurt dışında "dil eğitimi" aldığı, bu nedenle Mart 2001 celbine katılamadığı, yurt dışına çıkarken şubesine adres bildirmediği" şeklinde savunmakta, kanıtlardan; pasaportuna ilişkin belge suretlerine göre, bu tarihler arasında yurt dışında olduğu anlaşılmakla birlikte, Adapazarı Askerlik Şubesinin 19.9.2001 günlü yazılarına göre de, yurt dışına çıkarken şubeye müracaatta bulunmadığı gibi herhangi bir şekilde yurt dışı adresini şubesine bildirmediği görülmektedir.
Dosyada bulunan TRT duyurusunun, tüm gerekli bilgileri içerir biçimde, Türkiye Radyo ve Televizyonlarından yapıldığı, bu duyurunun 22 Şubat 2001 günü başlayıp, 5 kez olmak üzere, 2.3.2001 günü sona erdiği, pasaportuna göre sanığın, tebligatın yapıldığı tarihlerde yurt dışında olduğu görülmekte ise de;
Bilindiği gibi; "askerlik" Anayasal nitelikte bir vatan hizmeti olup, bu hizmet mükellefler için bir "hak" aynı zamanda da bir "ödev" dir. Yerine getirilmesi ile ilgili esaslar yasalarla etraflı biçimde düzenlenmiştir.
Yükümlülerin bu hizmeti yerine getirmelerini teminen, çağrılmaları ve sevkleri 1111 sayılı Askerlik Kanununun 42-51, 1076 Yedek Subay Askeri Memurlar Kanununun EK-6 ncı maddelerinde düzenlenmiştir.
1111 sayılı Askerlik Kanununun 42nci maddesinde, askerliğe elverişli olanların muvazzaflık hizmetini yapmak üzere çağrılacakları, 43 üncü maddesinde de bu çağrının yurt içinde İçişleri Bakanlığı, valilikler, kaymakamlıklar ve yurt dışında elçilikler ve konsolosluklarca sevk tarihinden on beş gün önce gazete veya diğer vasıtalarla duyurulacağı belirtilmiş, 45 ve 46ncı maddelerde ise, çağrının usulü düzenlenmiştir. Bu hükümlere ve MSB Asker Alma mevzuatına göre, çağrının yükümlülerin kendilerine, çağrı tarihinde köy ve mahallelerinde değillerse ana, baba, kardeş ve sair akrabalarından kim varsa onlara bildirilmesi ve bu bildirimin celp çağrı pusulasının imza karşılığı verilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir.
Yükümlünün yurt dışında bulunması halinde, tebliğ işlemi, bulunduğu yerdeki elçilikler veya konsolosluklarca yürütülecektir. Ancak bu son durumda, yükümlünün son yoklamasını elçilik veya konsolosluk aracılığıyla yaptırmış olması veya yurt dışına çıkışlarında yurt dışı adresinin kayıtlı bulunduğu askerlik şubesine bildirilmiş olması gerekmektedir. Böyle bir bildirimde bulunulmamış ise yükümlünün yurt içi adresindeki akrabalarından birine yapılan tebligat geçerli ve yeterli olacaktır.
Somut olaya özgü; Yd. Subay aday adayı olan sanığın bu konumu değerlendirildiğinde, sevkine ilişkin duyuru 1076 sayılı Kanunun, EK.6ncı maddesine göre TRT aracılığı ile yapılacak olup, yasal düzenlemeye göre, yapılan bu duyuru "yükümlülere tebliğ" mahiyetinde bulunmaktadır. Konu, yasa maddesinde bu şekilde vurgulanmış, yani tebliğ ile yükümlülerin sevk edilecekleri tarihi öğrendikleri farz ve kabul edilmiştir.
Hâl böyle olduğunda; anlaşılmaktadır ki, Yedek Subay aday adayı yükümlüler hakkında, yurt içinde veya dışında olsun, celp ve sevkleri 1076 sayılı Kanunun Ek-6ncı maddesi hükümleri gereğince yapılacak olup, tebliğ ile ilgili olarak, yurt dışına çıkan yükümlülerin yurt dışı adresini, şubelerine veya bulundukları yerdeki Türk elçilik veya konsolosluklarına bildirmeleri halinde, kendilerine bu makamlar tarafından tebligat yapılması gerekecektir. Yükümlülerin yurt dışı adreslerini bildirmemeleri durumunda TRT aracılığıyla yapılacak duyurunun, usulüne uygun olarak yapılmış bir tebligat niteliğinde olduğunu kabul etmek, adres bildiriminde bulunulmaması nedeniyle zorunlu hale gelecektir. Askerlik Kanununun 75nci maddesinde yer alan, adresinden 15 günden fazla bir süre ayrılacak olanların, bulundukları yer adreslerini yetkili makamlara bildirmemden sebebiyle durumları açıklığa kavuşmayanların ceza faslında yazılı cezayı göreceklerine dair mevcut yasal düzenleme de bu düşünceyi doğrulamaktadır.
Sanığın, yedek subay adayı olarak askerliğine karar aldırmasından sonra, 2.2.2000 tarihinde yurt dışına çıkış yaptığı ve 31.3.2001 tarihinde yurda giriş yaptığı, ancak yurt dışı adresini askerlik şubesine veya bulunduğu yerdeki Türk elçilik ya da konsolosluğuna bildirmediği anlaşılmakta, bu nedenle sanığın bulunduğu yurt dışı adresine tebligat çıkarılması olanağı bulunmamaktadır. Sanığın aynı nedenle TRT duyuruları dışında, kendisi adına tebligat çıkarılmasını beklememesi gerekir. Zira sanık Mart 2001 celp döneminde sevk edileceğini bilmektedir. Bu husus sanığın son yoklaması ve askerliğine karar aldırmasını takiben kendisine muhtemel sevk tarihinin Mart 2001 celp dönemi olduğunu bildiren bir belge
verilmiş olmasından anlaşılmaktadır. Bu bakımdan, Askeri Yargıtay Drl.Krl.nun 12.11.1998 gün ve 1998/154-144 sayılı kararında da belirtildiği gibi Mart 2001 celp dönemi için Türkiye Radyo ve Televizyonu aracılığıyla yapılan duyuru, sanığa, aynı celp döneminde sevke tabi olduğuna dair usulüne uygun olarak yapılmış bir tebligat niteliğinde kabul edilmiş, Başsavcılığın, tebligatın geçerli olmaması nedeniyle suçun oluşmadığı şeklindeki düşüncesine katılmak mümkün olmamış, itirazın reddine karar vermek gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy