(1632 S. K. m. 85)
Dosya içeriğine, delillere, iddia ve kabule göre; Bölük Komutanlığına vekalet eden Yzb.S.Ö.'nün 8.2.1999 günü sabah içtimasında Karargah Bölüğü personeline karşı yaptığı konuşma sırasında emrinde bulunan rütbeli rütbesiz tüm personeli hedef alarak iddianamede ve hükümde yazılı kaba ve çirkin sözlerle onların analarına sövmesine sinirlenen sanığın, "söylediğiniz sözleri size aynen iade ediyorum" dediği sabit olup bu konuda bir uyuşmazlık da yoktur.
Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlık, sövme niteliğinde sözler sarf eden Yzb.S.Ö.'ye bu sözlerini aynen iade ettiğini söylemesinin hakaret suçunu oluşturup oluşturmadığına ve sanığın hakaret teşkil eden başkaca sözler sarf edip etmediğine ilişkindir
Dairece; Yzb.S.Ö.'nün sövme teşkil eden sözlerini "aynen iade eden" sanığın eylemini; Yzb.S.Ö.'ye sözlerinin yakışıksız ve haksız olduğunu hatırlatmak ve onu topluluğa hakaret fiilinden caydırmaya yönelik, savunma amaçlı, hakaret ve hürmetsizlik niteliği taşımayan tamamen medeni bir davranış biçimi olarak nitelendiren ve ayrıca bu sözlerin dışında sanığın Yzb.S.Ö'ye hakaret teşkil edebilecek nitelikte başkaca söz söyleyip söylemediği hususunun şüpheli kaldığına dair Askeri Mahkemenin kabulü ile bu hususta gösterilen gerekçeler yasal ve yerinde bulunmuş ise de;
Üstün veya amirin vakar ve haysiyetini kinci nitelikte olan veya kişiliğini ve askeri şöhretini küçük düşüren sözler amire hakaret suçunu oluşturduğu gibi, üst tarafından sarf edilen ve asta hakaret veya sövme niteliği taşıyan sözlerin, ast tarafından üst veya amir hedef alınarak "aynen iade edilmesi", onun kişiliğine ve askeri şöhretine tecavüz teşkil edeceğinden, üste ya da amire hakaret suçunu oluşturacaktır. Askeri Yargıtay'ın kabulü de bu doğrultudadır (As.Yarg.Drl.Krl.nun 19.2.1998 gün ve 1998/21-29 sayılı kararı). Ayrıca, Askeri Ceza Kanununda, karşılıklı tahkir halinde TCK nun 485 inci maddesinde olduğu gibi cezanın ortadan kaldırılmasını gerektiren bir düzenleme olmadığından, amir veya üstün sanığa hakaret etmiş olması sanığın hakaret teşkil eden fiiline haklılık kazandırmayacağından bu hususun beraet kararına gerekçe yapılmasında isabet görülmemiştir. Amirin bu haksız davranışı ASCK nun 92 nci maddesi gereğince haksız tahrik sayılabilirse de suçun oluşmasına engel teşkil eden bir hukuka uygunluk sebebi olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
Diğer taraftan, tanıklar MG, t.G., J.B., M.E.K ve D. K.'nin, sanığın içtima alanından ayrılırken, Yzb.S.Ö'yi kastederek "ahlaksız, terbiyesiz" şeklinde sözler söylediğini beyan ettikleri anlaşılmaktadır. Sanığın bu sözleri, alanı terk ederken söylediği dikkate alındığında kendisine yakın ve duyma mesafesinde bulunanlar dışında kalanların işitmeyebileceği gerçeği karşısında, bu tanıkların beyanlarına göre sübutun kabulü gerekirken, adı geçen tanıkların beyanlarına ne sebeple itibar edilmediği tartışılıp değerlendirilmeden, sanığın hakaret teşkil eden söz söyleyip söylemediği hususunun şüpheli kaldığının kabulü ile sanığın beraatına karar verilmesi yasaya aykırı bulunmuştur.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy