(353 S. K. m. 227)
Daire ile Askeri Mahkeme arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken sorun, sübutunda kuşku bulunmayan maddi eylemin hangi suça vücut verdiğine ilişkindir.
Dairece, sabit olan bu eylemin, As. C.K.nun 87/1 inci maddesi içinde tarifini bulan emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturacağı sonucuna varılmış iken. Yerel Mahkeme; direnerek verdiği hükmünde, eylemin, As. C.K.nun 88 inci maddesi içinde değerlendirilmesi gereken, hizmetten sıyrılmak kastı ile, emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturacağı görüşündedir.
Sorun bu olmakla birlikte, hükmün direnme niteliğinde olmadığı şeklinde görüşler ortaya atıldığından, öncelikle çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın; hükmün "direnme" niteliğinde olup olmadığına ilişkin olduğu değerlendirilmiş ve konu Kurulumuzda tartışılmıştır.
Bilindiği gibi, gerek CMUK. nun 326, gerekse 353 sayılı As. Y.U.K.nun 227 nci maddesine göre; bir kararın "DİRENME" olarak değerlendirilebilmesi için, bozmadan önce verilen karar ile, direnmeye ilişkin kararın, AYNI olması, yani, ilk hükmün aynen yeniden verilmesi gerekmektedir.
Yerel Mahkeme direnme hükmü; yasal gerekler ve mevcut uygulamalar birlikte gözetilmek suretiyle değerlendirildiğinde,
Askeri Mahkemenin; Dairenin ilâmı ile bozulan, 12.9.2000 gün ve 2000/344-222 sayılı ilk hükmünün kısa karar bölümünde, sanığın, sadece, 30.11.1998-3.12.1998 tarihleri arasında "gözlem" altında kaldığı sürelerin mahkûmiyet hükmünden, CMUK. nun 74/4 ncü maddesi gereğince mahsubuna karar verilmiş iken; bozma ilâmı ile, hükmün suç niteliğindeki hatadan bozulmasından sonra ayrıca, "Özel Kuvvetler Komutanı tarafından 27.2.1998-20.3.1998 tarihleri arasında tutuklandığı açıkça anlaşıldığı halde, tutuklulukta geçen bu sürelerin mahkûmiyetinden mahsubuna karar verilmemesi kanuna aykırı ise de; bu husus yeniden kurulacak hükümde nazara alınabileceğinden ayrıca bozma sebebi yapılmamıştır" denmesine karşın, yeniden yapılan yargılamada, bozma ilâmına uyulmaması ve ilk hükümde direnilmesine karar verilmiş olmakla birlikte, gerçekte; bozma ilâmına fiilen uyulduğu anlamı çıkacak şekilde, sanığın "Özel Kuvvetler K.lığı tarafından tutuklanmasına ilişkin, tutukluluk süresinin, 353 S.K.nun 251 inci maddesine göre mahkûmiyet hükmünden mahsubuna karar verilmesi" karşısında, eklenen bu konu; infaza taalluk edip infaz sırasında nazara alınabileceğinden ve temyiz denetimlerinde bozma sebebi yapılmadığından, önemli değilmiş gibi bir değerlendirmeye tabi tutulabilir ve direnme hükmü yönünden de önemsenmeyebilir gibi görülmekte ise de; bu konu kararda belirtildikten sonra artık yargı denetimine tabi olacağı ve hatalı mahsubun varlığı saptandığı takdirde, karar bu yönü ile bozulabileceği cihetle, yapılan ilâve niteliğindeki bu uygulama, hükmün direnme niteliğini ortadan kaldırmaktadır. Bu itibarla hükmün "sebat" niteliğinde bulunduğu, incelemenin Dairece yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy