(765 S. K. m. 343)
Dosya içeriğine, delillere, iddia ve kabule göre olay; katılmak istediği kurs nedeniyle sağlık kumlundan "sağlam" raporu almak zorunda olan, fakat güzlerinde görme kusuru bulunması sebebiyle bu raporu alamayacağını bilen sanık Astsb. E.E. nin daha önce göz muayenesine giren ve göz rahatsızlığı saptanmayan diğer sanık Astab K.Ö. ile göz muayenesine kendisi yerine girmesi konusunda anlaşmaları üzerine rapor için başvuru sırasında, ilgili bölümleri askeri hastane kayıt kabul personeli tarafından sevk yazısı esas alınmak suretiyle doldurularak hastane yetkilileri tarafından imzalanıp mühürlenen ve E.E.' nin kimlik bilgilerini içeren rapor muayene kağıdındaki fotoğrafı çıkarıp yerine K.Ö.' nün fotoğrafını yapıştırdıktan sonra K.Ö.' nün bu rapor kağıdı ile göz doktorunun yanına girip rapor kağıdını vermesi, uçak göz doktorunun K.Ö.' den kimliğini istemesi üzerine, her iki sanığın durumun nasıl olsa ortaya çıkacağı düşüncesiyle yaptıklarını Doktora açıklamalarından ibaret olup eylemin bu şekilde gerçekleştiği hususunda bir kuşku bulunmadığı gibi, bu konuda bir uyuşmazlık da yoktur.
Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlık eylemin nitelendirilmesine ilişkindir.
Dairece, eylemin, TCK. nun 342'1 inci maddesine uygun resmi evrakta sahtekârlık suçuna vücut vereceği kabul edilmekle birlikte, bu suçta aranan ikna ve iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığı ile ilgili hususun kantlardan anlaşılmadığı, bunun araştırılması gerektiği belirtilerek hükmün noksan soruşturmadan bozulmuş iken,
Başsavcılık; sübutunda kuşku bulunmayan eylemin, TCK. nun 342/1, 343 üncü maddeleri içinde değerlendirilemeyeceği, bilirkişi beyanının kanıtlara göre yeterli bulunduğu, yapılan sahteciliğin ikna ve iğfal kabiliyeti bulunmadığının kanıtlardan anlaşıldığı, keza zarar doğma tehlikesinin de bulunmadığı cihetle eylemin TCK. nun 528 inci madde sine uygun bir suçu oluşturacağından, kararın yerinde olduğu görüşündedir.
TCK. nun 342 nci maddesinde yazılı resmi evrakta sahtekârlık suçunun oluşması için, sahtecilik yapılan belgenin 339 uncu maddede belirtilen nitelikte "resmi varaka" özelliğini taşıması şart olup, üzerinde sahtecilik yapıldığı iddia olunan belge, sanığın muayeneleri tamamlanıp sağlık kurulunu oluşturan tüm hekimler tarafından imzalandıktan sonra "varaka" niteliğini kazanacağından, eylemin TCK. nun 342 nci maddesinde yazalı sahtecilik suçunu oluşturması olanağı bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, sanıkların memura, görevini yaptığı sırada, kimlik bilgileri hakkında beyandan imtina etmeleri veya geçeğe aykırı beyanda bulunmaları söz konusu da değildir. Bu nedenle, eylemleri tipiklik açısından TCK. nun 528 inci maddecine de uymamaktadır.
Hâlbuki üzerinde sahtecilik yapıldığı iddia olunan belge, sağlık muayenesine girecek kimsenin kimlik bilgilerini içerdiğinden, bu belgede yapılan sahtekârlık, TCK. nun 343 uncu maddesi kapsamında mütalâa edilebilecektir. Nitekim Yargıtay 6 ncı Ceza Dairesi bir kararında, sanığın kendi yerine diğer sanığı sınava sokması ve durumun cevapların bitirilmesinden önce anlaşılması şeklinde uluyan eylemin TCK. nun 343/1 inci maddesine uyan suçu oluşturmayı sunucuna varmıştır (Y.6.C.D. 30.9.1997/8573-84.17. Bu karar için Bknz. Y.K.D.Şubat 1998 sayfa: 283, aynı nitelikte 27.6.1995/7165-7620 sayılı karar). Aynı Daire 16.12.1986 tarih 8955-11330 sayılı bir başka kararında da, sahte nüfus cüzdanı ile sınava giren ve sınav suna ermeden yakalanan ve yerel mahkemece TCK. nun 350 nci maddesi içerisinde mütalâa edilen sanığın eyleminin, TCK. nun 79 ncu maddesi hükmünü dikkate alarak 343 üncü madde kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine karar vermiştir.
Öte yandan, bu maddede yazılı suç, neticesi harekete bitişik suçlardan olduğu gibi, bu fiilin suç sayılmasıyla korunan hukuki menfaat "kamu güvenliği" olduğundan, eylemin gerçekleştirilmesiyle birlikte kamu güveni sarsılmış olacağı cihetle, zararın da o anda doğduğu kabul edilmektedir.
Bu itibarla, Dairenin; eylemin, TCK. nun 342 nci, Başsavcılığın TCK. nun 528 inci maddesi içinde değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin görüşleri yerinde olmamakla birlikte, itiraza atfen eylemin, 343/1 inci maddesi içinde değerlendirilmedi gerektiği sonucuna varıldığından, itirazın kabulü ile Daire kararının kaldırılmasına, Mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy