(353 S. K. m. 162)
Sanık Dz.Seyir Astsb.Ucvs.Z.O.'nun, Internet Kefe işleten eşinin ticari ilişki içinde bulunduğu Bilge Bilgisayar şirketinin Uzel Finans A.ş.'den kredi almasını sağlamak maksadıyla gemisinde görevli Uzm. Çvş. ile isimleri dosyada yazılı toplam 24 ere, önceden matbu olarak hazırlanmış, boş tüketici kredisi formlarını, adı geçen şirketten bilgisayar almışlar gibi imzalattığı ve böylece memuriyet makam ve nüfuzunu kötüye kullandığı belirtilerek eylemine uyan As. C.K.nun 115/2 ve T.C.K.nun 80 inci maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası acilmiş;
Askeri Mahkemece, şişli Cumhuriyet Başsavcılığının iddianamesiyle "sivil kişi sanıklar A.Ç, M.K., G.D.Ç. ve M.D.'nin asker kişi sanık Z.O. ile anlaşarak, bu sanığın Gölcük Donanmasında tespit ettiği 29 er adına Donanmanın mühür ve Binbaşı İ. Ş.'nin imzasını taklit etmek suretiyle düzenledikleri sahte belgelerle müşteki şirketten bu yolla 40 milyar tutarında kredi alarak geri ödemedikleri belirtilerek haklarında evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından TCY.nın 345, 80 ve TCY.nın 503/1, 80, 522 nci maddeleri gereğince ayrı ayrı cezalandırılmaları istemiyle şişli Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açıldığı, dolayısıyla sanık hakkında erler adına belge düzenlemek eylemi nedeniyle farklı suçlardan iki ayrı kamu davası açıldığı, sanığın, erlere belge imzalatmak eylemi şişli Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanmakta olduğu evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarının unsuru durumunda olduğundan, aynı eylem nedeniyle sanık hakkında acilmiş derdest dava bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, Askeri Savcı tarafından temyizi üzerine, Askeri Yargıtay 4 üncü Dairesinin 14.11.2001 gün ve 2001/1050-1017 sayılı ilamı ile, Askeri Yargı yerinde açılan davanın konusunun ve mağdurlarının birbirinden farklı olduğu, Adli Yargı yerindeki davanın Askeri Yargı yerindeki davadan daha sonra açıldığı, dolayısıyla davanın reddine karar verilmesini gerektiren koşulların bu aşamada henüz gerçekleşmediği, Askeri Mahkemece, Askeri Yargı yerinde acılan dava konusu eylemin, Adliye Mahkemesinde açılan davanın unsuru olduğu benimsendiğinden, TCK. nun 78 inci maddesi dikkate alındığında evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçları sabit görülmediği takdirde sanığın astlarına imza attırması eyleminin As. C.K.nun 115/2 nci maddesine uyabileceği cihetle, Askeri Yargı yerinde açılanan davanın akıbetinin Adli Yargı yerinde açılan davanın sonucuna bağlı olduğu, bu durumda da Adli Yargı yerinde açılan davanın hükme bağlanmasının beklenmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Askeri Mahkemece, Adliye Mahkemesinde yapılan yargılama sonuçlanıncaya kadar yargılamaya ara verilmesi sonucunu doğuracak bir ara kararı verilmesi gerektiğine dair ne 353 sayılı Yasada, ne de Ceza Yargılaması Usulü Yasasında bir hüküm bulunmadığı, Asliye Ceza Mahkemesinin, yargılama sonunda sanık hakkında cezalandırma kararı vermemesi halinde ise, sanığın memuriyet nüfuzunu sair suretle kötüye kullanmak sucundan yargılanması için görevsizlik kararı vermek zorunda olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Daire ile Askeri Mahkeme arasındaki uyuşmazlık, "davanın reddi" kararı verilmesi koşullarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin olup Askeri Mahkemece; sanığın "erlere belge imzalatması" eylemi iki ayrı suç olarak vasıflandırılmak suretiyle biri Askeri Mahkemede, diğeri Asliye Ceza Mahkemesinde olmak üzere iki ayrı dava açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olduğundan, "aynı konuda aynı sanık için evvelce açılmış bir davadan söz edilip edilemeyeceğinin incelenmesi gerekmektedir.
Davanın reddi müessesesi, CMUK. nun 253/3 üncü ve 353 sayılı Kanunun 162/son maddelerinde aynı şekilde düzenlenmiştir. Bu hükümlere göre; "Ayni konuda aynı sanık için evvelce verilmiş, bir hüküm veya açılmış, bir dava varsa" davanın reddine karar verilecektir.
Aynı davadan maksat, aynı eylem, aynı kişi ve aynı konu hakkında bir ve daha fazla sayıda açılan davadır.
Eylem, uyuşmazlık konusu olan olaydır. Eylemin hukuki nitelendirmesinin önemi yoktur; yani dava konusu yapılan bir eylemin bir başka türlü nitelendirilmesi ile dava yeniden açılamaz.
Konunun aynı olması, iki davanın da ceza davası olması demektir. Açılmış olan davalardan biri ceza davası, diğeri tazminat davası ise konular farklıdır. Fakat, ceza davasından birinin askeri mahkemede, diğerinin adliye mahkemesinde açılmış olmasının önemi yoktur (Kunter-Yenisey, Ceza Muhakemesi Hukuku, 11. Baskı S.96-102).
353 sayılı Kanunun 165 inci maddesinde de, "Hükmün konusu, duruşmanın sonucuna göre iddianamede gösterilen eylemden ibarettir..." hükmüne yer verilmiştir.
Şu halde, aynı konuda, aynı kişi için birden fazla dava açıldığından söz, edilebilmesi için, iddianamede cezalandırılması istenen eylemin "ayni" olması gerekmektedir. Her iki iddianamede cezalandırılması istenen eylem, birbirinden farklı ise, davalar da farklıdır. Buna karşılık, eylem aynı olmak kaydıyla, farklı suçlardan cezalandırma istenmiş olması davaların konusunun "aynı" sayılmasına engel değildir.
İncelenen olayda; Askeri Savcılıkça düzenlenen 15.12.2000 tarihli iddianamede suç teşkil eden eylem "sanık Astsb.Z.O.'nun makam ve memuriyet nüfuzunu kullanarak gemisinde görevli 24 ere boş tüketici kredisi formlarını imzalatması" olarak gösterilmiştir.
Şişli C.Başsavcılığınca düzenlenen 1.2.2001 tarihli iddianamede ise, aynı sanığa isnat olunan eylem; "...diğer sanıklar...ile anlaşarak Golcük Donanmasında tespit ettiği 29 er adına donanmanın mühür ve Bnb.İ.Ş.' nin imzasını taklit etmek suretiyle düzenledikleri sahte belgelerle müşteki şirketten 40 milyar TL kredi alarak geri ödememek..." şeklinde ifade edilmiştir.
Görülüyor ki, her iki iddianamede cezalandırılması istenen eylem birbirinden farklıdır; dolayısıyla davaların aynı olduğu da söylenemez. Bu nedenle, aynı konuda aynı sanık için açılmış birden fazla davadan söz edilemeyeceğinden, davanın reddine karar verilmesi de mümkün değildir.
Bir an için, davaların aynı olduğu kabul edilse bile, 353 sayılı Kanunun 162/son maddesine göre, sonradan açılan davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Askeri Mahkemede daha önce dava açılmış olduğu dikkate alındığında, Askeri Mahkemece verilen davanın reddi kararının yasaya uygun olduğu söylenemeyecektir.
Diğer taraftan, Daire kararında belirtildiği üzere, sanık düzenlemeyi düşündüğü sahte kredi satış sözleşmeleriyle ilgili firmayı bilgisayar alım satımı yapıldığına inandırmak suretiyle kredi almak kastıyla hareket ettiğinden, erlere boş kredi sözleşmesi formlarını imzalatması, işlemeyi düşündüğü sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarının icrai hareketlerinden sayılması mümkündür. Ancak, sanık hakkında Adliye Mahkemesinde atılan sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından beraat kararı verilmesi halinde, sanığın boş sözleşme formlarını astlarına imzalatması eylemi As. C.K.nun 115/2 nci maddesinde yazılı suçu oluşturabileceği de gözden ırak tutulmamalıdır. Bir başka ifadeyle, Askeri Mahkemede açılan davanın akıbeti, Adliye Mahkemesinde açılan davanın neticesine bağlı olduğundan, Şişli Asliye Ceza Mahkemesinde açılan davanın hükme bağlanması beklenmelidir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; Dairenin bozma ilamına uyulup bozma kararı doğrultusunda hareket edilmesi gerekirken, önceki hükümde direnilerek davanın reddine karar verilmesi yasaya aykin bulunmuş ve direnme hükmünün bozulması gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy