(1632 S. K. m. 85)
Sanığın, askerlik görevini yerine getirdiği 3 üncü J.Er Eğt.Tb. 13 üncü Bl.K.lığından (Emirdağ/Afyon) (4) günlük bayram iznine giderken, olay günü, Emirdağ'da Lezzet Lokantasında yemek yediği sırada, karşısında oturan kimliği belli olmayan bir sivil şahsa hitaben "Anasına koyduğumun vatanına askerlik yapıyoruz, benim zoruma gidiyor, anasına koyduğumun komutanları, yemekhaneler boşken bize yağmur, çamurda dışarıda tutup eğitim yaptırıyorlar, bunun için anasına koyduğumun vatanına askerlik yapılmaz" şeklinde sözler sarf ettiği, bu sözleri duyan Sv.Şahıs T.K.'nın durumu sanığın Birliğine bildirdiği, inzibatların gelerek sanığı Tabura götürdükleri anlaşılmakta, olayın bu şekilde oluştuğu yönünde herhangi bir kuşku ve uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Daire ile, Yerel Mahkeme arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken sorun, eylemin amire hakaret suçunun basit halini mi yoksa vasıflı hâlini mi oluşturacağına ilişkindir.
Daire: sanığın iddiaya konu sabit görülen eylemi ile amire adiyen hakaret suçunu işlediği sonucuna varmış iken;
Yerel Mahkeme, sanığın bu sözleri ile "hizmete ilişkin bir muameleden dolayı amire hakaret" suçunu işlediği görüşündedir.
Kurulumuzda yapılan tartışmalar sonunda;
Dosya içeriğine göre; öncelikle, sübutunda kuşku bulunmayan eylemin, iddiaya konu "halkı askerlikten soğutmak" suçunu oluşturmayacağı anlaşılmaktadır.
Gerçekten; Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 11.1.2000 gün ve 2000/4-3 sayılı ilâmında da belirtildiği gibi; TCK. nun 155 inci maddesindeki suçun oluşabilmesi için, "halkı askerlikten soğutma" eyleminin, neşriyatla bulunmak veya telkinatta bulunmak yahut halkın bulunduğu yerde nutuk irad etmek suretiyle işlenmesi gerekmekte, lokantada cereyan eden somut olay kanıtları ile birlikte irdelendiğinde, "neşriyatta bulunmak", "nutuk irad etmek" gibi unsurların bulunmadığı gibi, sanığın lokantada, kimliği belli olmayan, karşısında oturan şahsa karşı bu sözleri sarf ettiği gözetildiğinde, bu sözlerin birden fazla kişiye sarf edilmemiş olması, telkinata yönelik herhangi bir çabanın bulunmaması karşısında, bu konuşmanın "telkinat" unsuru içinde dahi değerlendirilmesi mümkün görülmemiştir. Bu itibarla. Yerel Mahkemenin ve Dairenin bu suçun oluşmayacağı yönündeki değerlendirmeleri yerindedir.
Ancak; sanığın lokantada yemek yediği sırada, karşısında oturan, kimliği belli olmayan şahsa karşı "...anasına koyduğumun komutanları, yemekhaneler boşken, yağmur, çamurda, dışarıda eğitim yaptırıyorlar" şeklinde sarf ettiği sözler incelendiğinde;
Bu sözlerin; kişilere yönelik, onların namus, şöhret ve vakarına taarruz teşkil edici, küçültücü nitelikte olduğunda kuşku bulunmamakta; sözler içeriğindeki "amir"lerin kim olduğu açıkça belli olmamakla birlikte, bu amirlerin sanığın askerlik görevini yaptığı yerde görev yapan görevliler olduğu anlaşılabildiğinden, sanığın amir veya üstlerini hedeflediği, bu sözleri birliğinde, yaptırılan "eğitim" hizmetlerinden yakınmasına dayandırdığı, sözlerle, amire hakaret edildiği anlaşılmaktadır.
Asker kişilerin, üstlerine karşı işledikleri hakaret suçları Askeri Ceza Kanunun, "Askeri İtaat ve İnkiyadı Bozan Suçlar" başlıklı beşinci faslında yer alan 85 inci maddesinde yaptırım altına alınmış, bu düzenleme ile amir ve üstlerin, şeref, namus ve haysiyetleri yanında, aynı zamanda da, askeri menfaatlerin, disiplinin korunması da amaçlanmıştır.
As. CK. nun 85 inci maddesi; 1 inci fıkrasının 1 inci cümlesi, adiyen hakareti düzenleyip yaptırım altına alırken, 2 nci cümlesi, hakaretin "hizmet esnasında" ve "hizmete ilişkin muameleden dolayı" işlenmesi halinde, bu yaptırımı, cezayı artırmak suretiyle, yoğun hâlde düzenlemiştir.
Maddenin, "yoğun hâl"indeki, hizmet, kuşkusuz, "askeri hizmet" olup, "hizmet hâli", As. CK. nun 12 nci maddesinde "...gerek malum ve muayyen olan ve gerek bir amir tarafından emredilen bir askeri vazife'nin madun tarafından yapılmasıdır." şeklinde açıklanmıştır.
Bu açıklamalar karşısında, somut olaya özgü uyuşmazlık incelendiğinde;
Sanığın izne gittiği, sivil bir şekilde lokantada yemek yediği sırada bu sözleri sarf ettiği, dolayısı ile sanığın hizmet hali içinde olmadığı cihetle, bu sözlerin "hizmet esnasında" sarf edilmemiş olduğu anlaşılmakta, bu konuda herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Yerel Mahkemece, sanığın sarf ettiği bu sözlerin "...mevsim koşulları ne olursa olsun, acemi eğitimi devam eden bir er açısından yerine getirilmesi son derece doğal olan ve As.CK.nun 12 nci maddesi bağlamında askeri hizmet niteliğinde kuşku bulunmayan "eğitim faaliyetinin icrasından dolayı..." sarf edilmiş olması nedeniyle hakaretin As.CK.nun 85/1 inci fıkra, ikinci cümlesine uygun "hizmete ilişkin bir muameleden" kaynaklandığı kabul edilmiş ve eski hükümde direnilmiş ise de;
Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 26.12.1969 gün ve 1969/ 194-191 sayılı kararında da belirlendiği gibi, "hizmete müteallik bir muameleden dolayı üst ve amire hakaret" suçunun oluşabilmesi için; "hizmet esnasında" hakaretten farklı olarak; taraflardan birinin veya her ikisinin hizmet hâlinde bulunması, taraflar arasında hizmet münasebetinin veya hizmet hâlinin doğması, yapılan işlemin As. CK.nun 12 nci maddesinde ifade edildiği gibi. askeri vazifenin malum ve muayyen olması, yani hizmet gereği olarak yapılmış olması, ayrıca failin de bu işleme tevessül edilmesinden veya yapılmasından dolayı hakarette bulunması gerekmekte, hakaretin, "hizmete ilişkin muameleden" kaynaklandığı anlaşılabildiği takdirde, bu durum önceden (yani 1 hafta, 1 yıl gibi) yapılsa dahi, süre ile kısıtlı olmaksızın söz konusu, suç oluşabilmektedir. Somut olayla ilgili yapılacak tespitlerde de, Daireler Kurulunun anılan kararında belirtilen ilkelerinin aranması gerektiği konusunda bir kuşku yoktur.
Ancak: Askerlik; TSK. İç Hizmet Kanunun 2 nci maddesinde belirtildiği gibi "...koruma ve kollama görevini yerine getirebilmek için, harp sanatını öğrenmek veya yapmak..." olduğu cihetle, kıt'alarda yapılan "eğitim" bu amaca yönelik, genel nitelikte soyut anlam ifade eden bir faaliyet olup, kıt'aların çalışmaları aslında bu fikir, bu kavram üzerinde sürdürülmektedir.
As. C.K.nun 85 inci maddesi, bahse konu "hizmete müteallik muamele" kavramını ararken, yasa koyucunun amacına uygun olarak "hizmet"i somut, bilinen, belirli bir görev şeklinde dar anlamda ele almakta metni bu şekilde yorumlamak gerekmektedir. Askeri hizmeti geniş anlamda aradığımız takdirde her üste hakaret eyleminde hizmet hali, az çok her olayda ortaya çıkabilecek, maddenin 1 inci fıkra, 1 inci cümlesi (adiyen hakaret) adeta uygulanamaz hale gelecektir. Bu tarz bir uygulama; 2 nci cümleyi 1 inci cümleye oranla nitelikli olarak düzenleyen yasa koyucunun amacına ters düşecektir. Bu itibarla; "eğitim" faaliyeti içindeki özel ve somut olayların (örneğin; erin yanaşık düzen eğitimde, kurallara uymaması, tüfeğini iyi tutmaması, selamlamayı iyi yapmaması vb. gibi), "hizmete ilişkin muamele" kavramı içinde değerlendirilebilecektir. Yukarıda bahse konu Daireler Kurulu kararında incelenen somut olayda da; "hizmete ilişkin muamele"nin değindiği "hizmet hâli", aslında bu değerlendirmelere uygun, somut, belirli özel bir olaya ilişkindir.
Bu açıklamalar sonucunda; somut olayda, sanık amirlerinin yağmur ve çamurda dışarıda eğitimi yaptırdıklarını ifade ederek amirlerine hakaret etmekte ise de, sanık bu konuda yer ve zaman göstermediğinden, böyle bir muameleye maruz kalıp kalmadığı hususu kuşkulu olduğu gibi, dava dosyasında her hangi bir kanıt bulunmamaktadır. Bu nedenle hakaretin; hizmete ilişkin bir işlem nedeniyle yapılmadığı, As. C.K.nun 85/1 inci fıkrası, 1 inci cümlesine uygun adiyen hakaret olarak kabulü gerektiği sonucuna varıldığından yerel mahkeme direnme hükmü yasal bulunmamış, bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy