(1632 S. K. m. 66)
Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlık, izin tecavüzü suçunda temadinin başlangıç tarihinde hata olup olmadığı, başlangıç tarihindeki yanlışlığın hükmün bozulmasını gerektirip gerektirmeyeceğine ilişkindir.
Dosyadaki delillere göre; sanığın Kütahya Hava Er Eğitim Tugay Komutanlığı emrinde acemi eğitimini yaparken 15.10.2001 tarihinde Ankara'daki adresine üç gün süreyle izne gönderildiği, izne ayrılış saati belli olmadığından izninin, gönderildiği günün son saatinden başlayacağı, ilk izni olması nedeniyle Kütahya-Ankara arası gidiş-dönüş iki günlük yol süresi de nazara alındığında 20.10.2001 günü saat 24.00'e kadar birliğine dönmesi gerektiği, bu saate kadar dönmediği için izin tecavüzü durumuna düştüğü, dolayısıyla suç temadisinin başlangıç tarihinin 21.10.2001 olduğu cihetle, temadinin başlangıç tarihinin 20.10.2001 olarak kabulünde isabet bulunmamaktadır.
Dosyadaki sevk pusulasına göre, 24.8.2001 tarihinde askere sevk edilen sanığın, 18 aylık hizmet süresi itibarıyla henüz askerlik hizmetinin sona ermediği anlaşılmaktadır.
Suçun başlangıç tarihinde yapılan hatalı tespitin suçun sübutuna, uygulanacak kanun maddesine, tayin edilecek cezaya, dolayısıyla hükmün özüne, hatta af, zaman aşımı, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına bir etkisi olmamakla beraber; 1111 S.K.nun 80inci maddesi gereği kıt'a komutanlıklarınca yükümlülerin askerlik hizmetleri hesap edilirken sayılmayan askerlik sürelerini askeri mahkemelerin tespitlerine göre hesapladıkları bilinen bir gerçektir. Bu itibarla, temadinin başlangıç tarihinin sanığın aleyhine olmayacak şekilde ve doğru olarak tespiti gereklidir. As. Yargıtay Drl.Krl.nun 15.9.1994 gün ve 1994/87-85; 27.2.1997 gün ve 1997/35-34; 6.3.1997 gün ve 1997/36-36; 2.10.1997 gün ve 1997/86-113; 9.11.2000 gün ve 2000/167-165; 30.11.2000 gün ve 2000/169-170; 15.3.2001 gün ve 2001/29-27; 26.4.2001 gün ve 2001/48-46 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Sonuç olarak; öz vakıanın, başka bir deyişle suçun başlangıç tarihinin doğru olarak, açık, tereddütsüz, bakıldığında görülen şekilde saptanması gerektiğinden, Başsavcılığın itirazının kabulü ile aksi düşünceye dayalı Daire kararının kaldırılması gerekmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy