(765 S. K. m. 455)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler kurulunca çözümlenmesi gereken sorun, sanığın eyleminin hangi suçu oluşturacağına ilişkindir.
Daire, sanığın eyleminin dikkatsizlik ve tedbirsizlikle adam öldürme suçunu oluşturacağını kabul ederken, Başsavcılık sanığın eyleminin kasten adam öldürme suçunu oluşturacağı görüşündedir.
Tanık ifadeleri, sanığın ikrarı ve yazılı delilere göre;
Sanık Er K.A. ile müteveffa Er Yasin DERE' nin Iğdır 5. Hd. A.l. Hd. Tb. 1. Hd. Bl. K.lığı emrinde askerlik hizmetlerini yaparlarken. 26.9.2000 tarihli nöbet çizelgesine göre, 13:00-16:00 saatleri arasında sanığın mezarlık nöbetçisi, ölen Yasin'in ise Bölük Yan-1 nöbetçisi oldukları, nöbet başlamadan bir süre ünce ölen Yasinin nöbetçi Onb. Gülabi GÜLER' in yanına giderek, aralarındaki samimiyetten bahisle Bana badi olarak Kenanı ver, bizi Yan-l' e ver, konuşacaklarımız var dediği, Onb.Gülabi' nin de nöbet çizelgesinde yazılı olarak herhangi bir değişiklik yapmamakla beraber, sanığın nöbet yerini değiştirdiği, ölen Yasin DERE ile sanığın Bölük Yan-1 nöbetine, ölen Yasin ile birlikte nöbet tutacak olan Mehmet ASLAN' a da sanığın yerine mezarlık nöbetine gideceklerini söylediği;
Sanığın kendisine zimmetli 589766 seri nolu, ölenin de yine kendisine zimmetli 15 S 355 nolu G-3 Piyade tüfekleri ile her birinde 20 şer mermi bulunan biri tüfeğe takılı, diğerleri avcı yelekleri kütüklüğünde olmak üzere toplam 5 şarjörde 100 merminin teslim edildiği, Nöbetçi Çvş. Ergüder TUNCA nezaretinde doldur-boşalt istasyonunda doldur-boşalt yaptırıldıktan, silâhlar yarım dolduruş konumunda ve emniyete aldırıldıktan sonra, nöbetçi Onb. Gülabi GÜLER in refakatinde tüm nöbetçilerin nöbet yerine hareket ettikleri, önce sanık ve ölenin Bölük Yan-1 nöbet yerine neşeli bir şekilde bırakıldıktan, daha sonra da diğer nöbetçilerin nöbet yerine götürüldükleri ve nöbet hizmetinin başladığı;
Ölen Yasin'in Yan-1 nöbet yerinde nöbet kulübesine girdiği, sanığın kulübe dışında kaldığı, birbirleriyle bir süre sohbet ettikten sonra, ölenin sanıktan sigara istediği, sanığın vermediği, aralarında şakalaştıkları, kulübe çevresinde dolaşan sanığın kendine ait silâhın kurma kolunu çekip bıraktığı ve emniyetini de açtığı, nöbet kulübesinin kışla dış tel örgüleri tarafındaki doğu mazgalından silâhın namlusunu ölenin boyun bölgesini hedef alacak şekilde doğrulttuğu, ölenin kulübe içinde sırtı çapraz olarak sanığa dönük vaziyette iken, sanığın elinin tetiğe gitmesiyle silâhın ateşlendiği, yakın atış mesafesinden yapılan bu atışta merminin ölenin boyun sağ kulak arka yan altından girerek, boyun kemikleri üst yan ve ağız boşluğunu takip edip sağ ana toplardamarı parçalayarak sol burun alt deliği hizasından çıktığı, Er Yasin'in ani kan kaybına bağlı dolaşım yetmezliği sonucu öldüğü, bu olayın nöbetin başlamasından sonra 15 dakika içinde meydana geldiği:
Silâhın patlamasını müteakip sanığın paniğe kapılarak koşmaya başladığı, tanık anlatımlarına göre, nöbet kulübesi yakınındaki elektrik direğinden kulübeye doğru koştuğu, kulübenin kuzey mazgalından içeri baktığı ve kulübenin önüne dolanarak, içine girip çıktığı, Arkadaşım kendisini vurdu diye bağırmaya başladığı, kulübenin önünde kendini yere attığı;
Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Dairesinde yapılan incelemede, sanık ve ölene ait el svapları üzerinde atış artıkları tespit edilemediği, ölene ait kamuflajlı ceketin sağ yaka, kamuflajlı yeleğin sağ alt bölgelerinde atış artıkları tespit edildiği, yine aynı Kriminal Dairesinde yapılan incelemede, olay yerinde bulunduğu bildirilen boş kovanın sanığa ait silahtan elde edilen boş kovanlar ile yapılan mukayeselinde çeşitli özellikler yönünden benzerlik görüldüğü ve aynı silâhlan atıldığının tespit edildiği, sözü geçen ekspertiz raporunun Askeri Savcılığa intikal etmesi üzerine; ölene ait silâhtan 6 adet, sanığa ait silâhları 5 adet mermi atılarak elde edilen boş kovanlara, olay yerinde bulunan boş kovan ile birlikte bu defa Erzurum Kriminal Polis laboratuarına gönderildiği, buradan gelen ekspertiz raporunda da, olay yerinden elde edilen bos kovanın sanığa ait tüfekten elde edilen boş kovanlarla mukayesesinde aynı (tek bir) silâhla atıldığının belirtildiği;
Sanığın, sözü geçen ekspertiz raporları gelmeden önce alınan ifadelerinde, müteveffa Yasinin nöbete başladıktan sonra silahıyla oynadığı, hatta silâhını kendisine doğrulttuğunu, kendi kendini vurduğunu belirttiği, ekspertiz raporları geldikten sonra 5.12.2000 tarihinde sanık sıfatıyla alınan ifadesi ile tutuklama istemiyle sevk edildiği Askeri Mahkemede verdiği ifadesinde, ekspertiz raporlarını kabul etmediğini, önceki ifadelerinin doğru olduğunu beyan ettiği, daha sonra 7.12.2000 tarihinde Askeri Savcıya verdiği ifadesinde ise, nöbete başladıktan sonra Yasinin kendisinden sigara istediğini, vermeyince Yasinin silâhını kendisine doğrulttuğunu, kendisinin de silâhını ona doğrulttuğunu, kurma kolunu çekip bıraktığını, emniyeti de açtığını, dalgınlıkla elinin tetiğe değmesi sonucu silâhın patladığını, olaydan sonra şarjörü değiştirip değiştirmediğini hatırlamadığını; Askeri Mahkemedeki sorgusunda da, Yasin'in kendi sigarası olduğu halde kendinden sigara istediğini, vermeyince şakalaştıklarını, şaka maksatlı onu korkutmak için tüfeğinin kurma kolunu çekip bıraktığını, emniyeti açtığını, Yasin'in vücudunu hedef alacak şekilde ona tevcih ettiğini, Landrover aracının geçmesi nedeniyle çapraz tutuşa geçtiğini, araç geçince yine şaka yapmak maksadıyla silâhın namlusunu Yasinin ensesine doğrulttuğunu nasıl oldu ise, tetiğe basmış olduğunu, Yasin'in silâhın namlusunu ona doğrulttuğunda herhangi bir tepki vermediğini, mevziinin içinde dolaşmaya başladığını, esas hakkındaki mütalâadan sonraki savunmasında, olaydan sonra silâhın şarjörünü kendisinin değiştirmiş olabileceğini beyan ettiği, Askeri Mahkemece olay yerinde yapılan keşifte de, aynı mahiyette ifade verdiği;
Olay yerinin görüldüğü nizamiye nöbet yerinde bulunan tanıklar ile bölük merkezinin önündeki dolapların bulunduğu yerde olan tanıkların, silâh sesini duymaları üzerine, sesin geldiği yeri kestirip Yan-1 nöbet kulübesinden toz kalktığını görmeleri ile oraya baktıklarında, sanığın kulübeye doğru koşarak gittiğini, kulübenin mazgalından içeri bakıp ön tarafına dolandığını, kulübenin içine girip çıktığını ve 'Yasin kendini vurdu' diye bağırdığını, sözü geçen bu tanıklar ile doğrudan olay yerini görmeyen, sonradan olay yerine gelen diğer tanıklar, olay öncesi sanık ile ölen arasında herhangi bir sürtüşme ve husumetin bulunmadığını, aksine iyi arkadaşlar olduklarını beyan ettikleri;
Sanığın müşahede altına alınması sonucu düzenlenen mili rapor ile TSK Sağlık raporunda, psikiyatrik yönden sağlam olduğunun, ruhsal bir hastalığı bulunmadığının, yaptıklarının bilincinde olup, sebep sonuç ilişkisini tam olarak kurabildiğinin, suç tarihlerinde cezai ehliyetinin tam olduğunun, suç tarihlerinde ve halen askerliğe elverişli olduğunun belirlendiği anlaşılmaktadır.
TCK. nun 448 inci maddesinde, kasten adam öldürme suçu düzenlenmiştir. Buradaki suçun en önemli unsuru "kast" dır. Kast, suçu teşkil eden hareketin neticelerini bilerek ve isteyerek işlemek iradesi olarak tarif edilmekledir. Kast, failin iç dünyasını ilgilendirir. Kastın belirlenmesinde, failin dışa yansıyan davranışlarından hareketle bir sonuca varılabilir. Failin olaydan önceki ve sonraki davranışları yanında, olay anındaki hareketlerinin de ölçü alınması gerekir. Ölüm ile sonuçlanan olaylarda kastın tespiti için, kullanılan vasıtanın cinsi, kullanma şekli, darbenin yapıldığı bölgenin hayati bakımdan önemi, darbe adedi, darbenin şiddeti ve olayın cereyan tarzı gibi hususların ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekir.
Eylemin kasıtla işlendiğinin kabulü için, sanığın, iradi davranışlarını, arzuladığı neticeyi elde etmek amacıyla, bilerek ve isteyerek yaptığı, hiçbir şüphe ve tereddüde yer vermeyecek bir biçimde ortaya konulmalıdır. Adam öldürmenin kasten işlendiği konusunda şüphe ve tereddüt varsa, bu durum sanık aleyhine yorumlanamaz.
Sanığın, arkadaşı olan Yasin'e silahıyla ateş ederek onu vurduktan ve ölümüne sebep olduktan sonra, olayı gizlemeye çalışması, ölenin silâhındaki şarjörü değiştirmesi, olay yerinde "Arkadaşım kendini vurdu" diye bağırması ve başlangıçtaki ifadelerinde de müteveffanın kendi kendini vurduğunu belirterek olaydan kurtulmaya çalışması, suçun kasten işlendiği konusunu akla getirmekte ise de, suç islendikten sonra ortaya çıkan bu tür davranışları tek başına öldürme kastının varlığı için yeterli kabul etmek mümkün değildir. Ancak, sanığın, kendini cezadan kurtarmak amacıyla böyle bir davranışa girmesi TCK nun 29/son fıkrasında belirtilen sebepler arasında yer aldığından temel cezanın tayininde dikkate alınabilecektir.
Buna karşılık, sanık ile ölen arasında olay öncesinde hiçbir sürtüşme ve husumet bulunmaması, aksine her ikisinin iyi arkadaş olmaları; sanığa olay günü aynı saatlerde mezarlık nöbet yerinde nöbet yazılmasına rağmen, ölenin, nöbetçi onbaşının yanına gidip sanıkla konuşacakları olduğunu söyleyerek onunla beraber nöbet tutmayı istemesi, tanıkların nöbet esnasında sanık ve ölenin tartışmalarına tanık olmadıklarını belirtmeleri, sanığın yakın arkadaşı olan Yasini öldürmesi için hiçbir sebep bulunmaması, onun öldürme kastıyla hareket ettiği hususunda kuşku yaratmakta, dolayısıyla suç işlendikten sonraki dayanışları öldürme kastıyla hareket ettiğinin kabulü için yeterli görülememektedir. Ayrıca, sanığın silâhını kendisine doğrulttuktan sonra, müdahale imkânı olmasına rağmen ölenin herhangi bir tepki göstermemesi, mermi giriş yeri itibariyle silâhın ateşlenmesi sırasında yüzünün sanığa dönük olmaması da ölenin kendisine ateş edilmesi gibi bir ihtimali düşünmediğini göstermektedir. Bu nedenle, sigara yüzünden çıkan tartışma sonucu gelişen ani kast ile öldürmenin gerçekleştiğini kabul etmek hayatın olağan akışına da ters düşmektedir.
Diğer taraftan, olayla ilgili doğrudan görgü tanığı olmaması itibariyle, sonradan ikrarda bulunan sanığın aksi kanıtlanamayan beyanlarının doğru olduğunu kabul etmek, olayı bu ikrar doğrultusunda değerlendirmek, dolayısıyla öldürmenin dikkatsizlik ve tedbirsizlik sonucu gerçekleştiğini kabul etmek gereklidir.
Eylemin kasten gerçekleştirildiği konusunda her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir delil bulunmadığından, şüphe sanık lehine yorumlanarak, eylemin sanığın ikrarı doğrultusunda dikkatsizlik ve tedbirsizlikle işlendiği kabul edilmiş, bu nedenle Başsavcımın itirazı yerinde görülmemiştir.
Beş üye sanığın eyleminin kasten adam öldürme suçunu oluşturacağı düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmamışlardır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy