(1632 S. K. m. 87)
Daire ile Yerel Mahkeme arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken sorun, sanığa yüklenen emre itaatsizlikte ısrar suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığına, yani suçun sübutuna yöneliktir.
Sanık sorgu ve savunmalarında, askeri araçla garnizon dışına göreve gidildiğinde, intikalden sonra mesai bitmiş ise gidilen yerde kalınacağına ve gece intikal edilmeyeceğine ilişkin kendisine bir emir tebliğ edilmediğini, araç komutanı kursu görmediğini, bu kursu gördüğüne dair tebellüğ belgesindeki imzanın da kendine ait olmadığını ileri sürmüştür.
"Göreve giden araç komutanları bulunduğu yerden dönüş için en geç 17.00'de birliğinde olacak şeklinde saat 14.00'de hareket edecektir. Saat 17,00'de birliğinde olmayacak şekilde görev ve hizmetlerin yapılamadığı veya geç kalındığı durumlarda personel bulunduğu kışlada kalacaktır. Araç komutanları bulunduğu yerden kışla Nöb. Amirliğine ve Birlik Komutanlarına haber verecektir." şeklindeki 9 uncu Zh.Tug.K. lığının emrine istinaden, 9 uncu Zh.Tug.l.Tnk.Tb.K.lığınca çıkarılan ve aynı konuları içeren 10.10.1998 tarihli, "Dış göreve giden araçların gidiş ve dönüş saatleri" ile ilgili emrin sanığa tebliğ edildiğine dair dosyada bir belge bulunmamaktadır. Aynı konulan içeren 14.3.1999 tarihini taşıyan emrin ise sanığa suç tarihinden sonra 26.5.1999 tarihinde tebliğ edildiği görülmektedir.
"2 nci Tank Bölüğünün Araç Komutanlığı Kursuna Katılacak Personelin İsim Listesi ve Tebellüğ Belgesi" nde bulunan sanığın adı soyadı hizasındaki imzanın sanığa ait olmadığı J.Gn.K.lığı Kriminal Dairesince düzenlenen ekspertiz raporu ile belirlenmiştir.
"Hava karardıktan sonra yola devam edilmeyecek ve en yakın askeri birlik veya kurumda konaklanacaktır. Telefonla Garnizon Nöb. Amirliğine haber verilecektir. Görev bitimi kışın 15.30'dan yazın 17.00'den sonra yola çıkılmayacaktır." şeklindeki genel talimatı da içeren 097777 plakalı ambulans aracının Ankara'ya gitmek üzere görevlendirilmesi ile ilgili görev belgesinde, araç komutanı olarak sanığın ismi yazılı olmakla beraber imzasının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bütün bunlardan çıkan sonuç, sanığa araç komutanı sıfatıyla ne şekilde hareket edeceğine dair bir emir tebliğ edilmemiştir. Yani sanığın savunması doğrulanmaktadır.
Öte yandan, yine sanık sorgu ve savunmalarında, Revir Baştabibi Tbp.Yzb. İ.E.'nin, hava müsaitse geri dönebileceğini söylediğini, iş bittikten sonra kışlaya telefon ettiğini ancak cevap alamadığını, havanın müsait olması, ambulansın da kışlaya her an lâzım olabileceği düşüncesiyle geri dönmeye karar verdiğini belirtmiştir.
Olay günü nöbetçi subayı olan tanık Top. Ütğm. M.Y. ifadesinde, sanığa Ankara'dan gece dönmemesini, kendisiyle irtibat kurmadan kesinlikle hareket etmemesini, yola çıkmadan önce kendisini mutlaka aramasını söylediğini belirtmesine karşılık, tanık Revir Baştabibi Tbp.Yzb. İ.E. ifadesinde, "hava müsaitse ve vakit geç değilse dönün, aksi halde orada kalın, dönmeden evvel telefonla bana bilgi verin'1 dediğini, Birlikte bir tane ambulans olduğundan bunun göreve gitmesinin hassasiyet yarattığım, başka bir olayın vukuunda sıkıntı olacağı için hava müsaitse dönmelerini söylediğini, o gün de havanın müsait olduğunu, ancak geç kalındığında intikal edilmemesini de ilâve ettiğini beyan etmektedir.
İç Hizmet Yönetmeliğinin 30 uncu maddesine göre, emrin açık, kısa ve kesin olması ve astın verilen emri tamamen anlayacağına ve anladığına dair emri veren amire kanaat gelmesi gerekmektedir.
Sanığa, Nöb. Subayı ve Revir Baştabibi tarafından birbiriyle çelişen, yoruma müsait iki ayrı emir verilmiştir. Gece kesinlikle dönülmeyeceği konusunda verilen açık ve net bir emir söz konusu değildir.
Sanık görevini bitirdikten sonra Birlik Komutanlığı santralini telefonla aramış (bu konu, ambulans şoförü İ.T. tarafından da doğrulanmaktadır), ancak cevap alamayınca, havanın da müsait olması ve Birlik Komutanlığında ambulansa ihtiyaç olur düşüncesiyle birliğine geri dönmeye karar vermiştir. Bu durumda sanığın, kasten emre aykırı hareket ettiği kesin olarak söylenemeyeceğinden emre itaatsizlikte ısrar suçu maddi ve manevi unsuru itibariyle oluşmayacaktır. Bu nedenle Dairenin bozma ilâmına uyularak sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, önceki hükümde direnilerek mahkûmiyet hükmü kurulması kanuna aykırı görülmüş ve direnme hükmünün bozulması gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy