(1632 S.K. m. 66)
Dosya içeriğine ve delillere göre;
5 inci Kor.Kh./Gr.Mhf.Bl.K.lığında görevli iken 54 üncü Mknz. P.Tug,K.lığı emrine tertip edilen sanığın, bu birliğe katılmak üzere, 15.12.1998 tarihinde Uzm.Çvş.M.G.ye teslim edildiği, sanığın, nizamiye çıkışında Uzm.Çvş. M.G.'nin yanından kaçarak firar ettiği ve bir süre firarda kaldıktan sonra 28.3.2000 tarihinde kendiliğinden gelerek birliğine katıldığı anlaşılmakta, olayın bu şekilde gerçekleştiği konusunda bir kuşku ve uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Daire ile, Askeri Yargıtay Başsavcılığı arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken sorun; firar suçunda suçun başlangıç tarihinde yapılan hatanın, bozma sebebi sayılıp sayılmayacağına ilişkindir.
Daire; firar suçunda suç tarihinin, maddi vakıanın ayrılmaz parçası, ayırt edici unsuru olduğu, ayrıca bu konuda yapılan hatanın 1111 sayılı Askerlik Kanunu ve 353 sayılı As. Y.U.K. açısından önemli bulunduğu nedeniyle, hükmün bozulması gerektiği sonucuna varmış iken,
Askeri Yargıtay Başsavcılığı; temadinin sona erdiği tarih konusunda bir kuşku bulunmadığı cihetle, suçun bu tarihte işlenmiş sayılacağı, yürürlükteki kanunların ve zaman aşımı müessesesinin bu tarihe göre uygulama alanı bulacağı, suç başlangıç tarihinin bu nedenle önem arz etmeyeceği, dolayısı ile bu hatanın 353 S.K.nun 222 nci maddesine göre, bozma sebebi sayılmaması gerektiği görüşündedir.
İddianamede ve Yerel Askeri Mahkeme kararında, sanığa "yol müddeti" verilmesi gerektiği düşüncesi ile uygulama yapıldığı anlaşılmakla birlikte. Askeri Yargıtay Başsavcılığı tebliğnamesinde; "birliklerinden firar edenlere, yeni birliklerine gitmeleri için yol süresi tanınmayacağı" dolayısı ile bu uygulamanın hatalı bulunduğu şeklinde bir değerlendirme yapıldığından. Kurulumuzca; bu konu, itiraza atfen öncelikle incelenip tartışılmıştır.
5 inci Kor. K.lığının tertip emrinde; sanığın da içlerinde bulunduğu 26 erbaş ve erin 15 Aralık 1998 tarihinde yeni birliklerine kıta şahsi dosyaları ile birlikte sevk edilecekleri belirtilmiş, fakat sevk işleminin ne şekilde yapılacağı hususunda ayrıntıya yer verilmediği gibi, sevk edilenlere yol süresi verilip verilmemesi konusunda da bir açıklama yapılmamıştır. Dolayısıyla, sanığa yol süresi tanınıp tanınmayacağının önceden hazırlanmış olan genel nitelikteki yönergeler esas alınarak belirlenmesi gerekmektedir.
MSB. lığınca yayımlanmış bulunan MSY: 70-1C sayılı "Asker Alma Yönergesinin İkinci Bölüm, Beşinci Kısım 8 inci maddesinde; Erbaş ve Erlere "Eğitim merkezlerine veya birliklerine sevklerinde" bulunduğu yerle sevkinin yapıldığı birliğin bulunduğu yer arasındaki mesafeye göre yol süresi tanınacağı belirtilmekte, sevkin aynı garnizon içinde olsa dahi mutlaka (1) gün yol süresi verilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Diğer taraftan, sanığın firarına ilişkin tutanakta sanığın "...tertip edildiği birliğe sevk edilirken gitmek istemediğini belirtmiş olup nizamiyenin dışına çıkınca dolmuşa binerek Çorlu istikametine kaçmış..." olduğundan söz edilmektedir. Sanığın ne şekilde firar ettiğinin sorulması üzerine, Birlik Komutanlığınca, "...15 Aralık 1998 günü tertip edildiği 54 üncü Mknz.P.Tug.K.lığına gönderilmek üzere P.I.Kad.Uzm.Çvş. M.G.' ye teslim edilmiş olup Nizamiyeden çıkışta Uzm.Çvş.un yanından kaçmak suretiyle firar etmiştir..." şeklinde cevap verildiği görülmekte,dolayısıyla sanığın sevkten önce değil, eski birliği ile ilişiği kesilerek kışladan ayrılmasından sonra firar ettiği anlaşılmaktadır.
Bu nedenle sanığın firar eylemini, bir günlük yol süresi sonunda yeni tertip edildiği birliğe katılması gereken tarihten başlatan Askeri Mahkemenin bu kabulünde, dolayısıyla suç tarihlerinin 17.12.1998-28.3.2000 olarak belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmemiş. Başsavcılığın itirazının değişik gerekçeyle kabulü ile Dairenin bozma kararının kaldırılması gerekmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy