(1632 S. K. m. 87)
Ankara Mrk. K. lığı Öz. Ko.Tb.Yaya Ko.Bl.K.lığı emrinde askerlik hizmetini yapan sanığın, Em.Org.S.T.'nin yakın koruması olarak görevlendirildiği, 16.6.2001 tarihinde görevi gereği konut önünde bulunduğu sırada, görevi nedeniyle kendisine verilen browning marka 57256 seri nolu tabancası ile oynadığı, bakım ve temizliğini yaptıktan sonra şarjör takıp tetik düşürdüğü ve ateş alan tabancadan çıkan merminin sol ayak bileğine isabet ederek yaralandığı, sanığın ikrarı, tanık beyanları ve dosyadaki yazılı delillerden tereddütsüz bir biçimde anlaşılmaktadır. Bu konuda Daire ile Başsavcılık arasında bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık konusu sanığa verilen emirlerin niteliğine ve sanığın itaatsizlik kastıyla hareket edip etmediğine ilişkin olduğundan, öncelikle emirlerin incelenmesi gerekmektedir.
Sanığa olaydan önce tebliğ edilen emir ve talimatlar incelendiğinde;
"Silâh Kazalarını Önleyecek Hareket Tarzları" başlıklı emirde; emir verilmeden kesin olarak namluya mermi sürülmeyeceği, silâh boş dahi olsa devamlı suretle emniyet mandalının kapalı bulundurulacağı, emir verilmeden veya askerin silâh kullanma yetkileri hususunda belirtilen şartlar ve esaslar dışında, ayrıca doldur-boşalt istasyonunda mutlaka bir subay/astsubay nezaretinde olmak üzere tetik düşürüleceği, başka yer ve zamanda tetik düşürülmeyeceği;
"Silâh Kazalarını Önleme" talimatında; boş dahi olsa silâhların emniyet mandalının kapalı olacağı ve hiçbir nedenle açılmayacağı, dolu ve boş silâh ile oynanmayacağı, bakım esnasında gerçek mermi ile kontrol yapılmayacağı, doldur-boşalt istasyonlarında silâhların talimatlarda emredildiği gibi doldurulup boşaltılacağı;
"Emniyet ve Kaza Önleme" talimatında; doldur-boşalt yerinde rütbeli nezaretinde tüfeğin boşaltılacağı, tüfeği yarım dolduruşta iken tüfeğin devamlı emniyette bulundurulacağı, emir verilmeden tam dolduruş yapılmayacağı,
Belirtilmektedir.
Personelin can ve mal güvenliğini korumak amacına yönelik olarak verilen silâh kazalarının önlenmesi konusundaki emirlerin, askeri hizmete ilişkin olduğu konusunda herhangi bir kuşku bulunmamaktadır. Personelin kendi başına, başıboş ve denetimsiz olarak silâhlarıyla oynamamalarına, doldur-boşalt işlemleri yapmamalarına, emniyeti açmamalarına ve rasgele tetik düşürmemelerine engel olmak suretiyle kazaların önüne geçilmek istendiği de bir gerçektir.
Sanığa silâhla ilgili olarak tebliğ edilen emirler silâh kazalarının önlenmesi bakımından tüm Silâhlı Kuvvetler mensuplarının bilmesi gereken emirler olduğu gibi, sözü geçen emirler sanığa ayrıca tebliğ edilmekle somut hale de getirilmiştir.
Sanığın silahıyla oynayıp kendisini yaraladığı anda Komutanı koruma gibi bir durumu yoktur. Keza, her an göreve hazır olma zorunluluğu, istenilen yer ve zamanda silâhım çıkarıp bakımını yapmasını, tetik düşürmesini gerektirmez.
Sanığa silâhla ilgili olarak tebliğ edilen emirler açık, net ve yoruma müsait olmayan niteliktedir. Sanığın hareketlerinde, kendisinin yaralanması şeklinde ortaya çıkan netice istenmemekle beraber, hareketleri yapma iradesi vardır. Sanık kendini yaralamak istemese de yasak olduğunu bilmesine rağmen silâhı kurcalamış, oynamış ve böylece mevcut emirlere aykırı hareket etmiştir. Emre itaatsizlikte ısrar suçu, yasaklanan hareketin yapılmasıyla oluştuğundan, sanıkta suç işleme kastının bulunmadığı söylenemez.
Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 6.7.1995 gün ve 1995/71-71 sayılı, 23.11.1995 gün ve 1995/111-111 sayılı, 4 üncü Dairenin 27.1.2002 gün ve 2002/81-76 sayılı, 1 inci Dairenin 9.10.2002 gün ve 2002/906-903 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Bu nedenlerle, sanığın, kendisine tebliğ edilen emirlere aykırı hareket ederek silahıyla oynayıp, şarjör takıp gereksiz yere tetik düşürmesiyle emre itaatsizlikte ısrar suçu tüm unsurları itibarıyla oluştuğundan, Başsavcılık itirazının kabulü ile Daire kararının kaldırılmasına, mahkûmiyet hükmünün diğer yönlerden incelenmesi için Dairesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy