(765 S. K. m. 62)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken sorun, sanığa yüklenen arkadaşının eşyasını çalmaya teşebbüs suçunun tam teşebbüs mü yoksa eksik teşebbüs aşamasında mı kaldığına ilişkindir.
Daire, sanığın eyleminin arkadaşının eşyasını çalmaya tam teşebbüs suçunu oluşturduğunu kabul ederken, Başsavcılık sanığın eyleminin eksik teşebbüs aşamasında kaldığı görüşündedir.
20 nci Zh.Tug.Ds.Kt.Lv.Bl.Klığı emrinde görevli olan sanığın 1.6.2001 günü saat 23.15 sıralarında fırındaki görevine gitmek üzere yatağından kalktığında üst ranzada yatmakta olan mağdur Lv. Er H.T.' nin yastığının içinde bulunan cüzdanını yastığın kılıfını permatik jiletle keserek buradan çıkardığı, kendi ranzasına oturarak bu cüzdanı karıştırmaya başladığı, bu sırada sanığın cüzdanı çaldığını baştan ben gören Lv.Er M.Ö. 'nün sanığın yanına gelerek cüzdanı kendisinden istediği, sanığın önce cüzdanın kendisine ait olduğunu söylediği, ancak Er'in olayı nasıl gerçekleştirdiğini gördüğünü bildirmesi üzerine cüzdanı çaldığını itiraf ettiği ve cüzdanı geri verdiği, çalınan cüzdanın bilâhare mağdura iade edildiği anlaşılmakta ve eylemin gerçekleşme şekli hususunda Daire ile Başsavcılık arasında bir anlaşmazlık bulunmamaktadır.
TCK.nun 61 ve 62 nci maddelerinde teşebbüs hükümleri düzenlenmiş olup, buna göre teşebbüs; işlenmesi kast olunan bir cürmün icrasına elverişli araçlarla başlanmasından sonra failin elinde olmayan mani sebeplerin ortaya çıkması yüzünden icra hareketlerinin tamamlanamaması veya tamamlandığı halde sonucun meydana gelmemesidir. Ortaya çıkan bu mani sebepler yüzünden icra hareketleri bitirilememişse "eksik teşebbüs", buna karşın bütün icra hareketlerinin bitirilmesinden sonra mani sebep ortaya çıkmış ve sonucun gerçekleşmesini önlemişse "tam teşebbüs" söz konusudur.
Hırsızlık suçunun maddi unsuru, menkul malın fail tarafından bulunduğu yerden alındıktan sonra kendi tasarruf alanına sokulması ve böylece asıl zilyedin tasarruf alanından çıkarılması ve tasarruf olanağının yok edilmesi anında tamamlanmış olur.
Bu tanıma göre hırsızlık suçuna teşebbüs mümkündür. Her ne kadar doktrinde, hırsızlık suçunda tam teşebbüsün gerçekleşmesine olanak bulunmadığı görüşü ileri sürülmekte ise de, uygulamada tam teşebbüsün mümkün olduğu kabul edilmektedir.
Yargıtay ve Askeri Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre, failin çaldığı malı kastettiği yere götürüp faydalanma imkânına sahip olmadan, yani güvenlik mahallinden ayrılmadan yakalandığı takdirde fiil tam teşebbüs derecesinde kalmıştır. Sanığın sürekli izlenmesi sonucu yakalanması halinde de "alma" unsurunun tam olarak gerçekleşmediği, dolayısıyla fiilin tamamlanmadığı ve suçun tam teşebbüs derecesinde kaldığı kabul edilmektedir. İzlenme, suç işlendiği andan itibaren ya da suçun işlenmesinden çok az sonra da başlayabilir. Kesintisiz izlenme sırasında hırsızlık konusu malın götürüldüğü uzaklığın veya yerin önemi yoktur. Burada önemli olan, yani suçun tamamlanmasını engelleyen şey, failin suça konu mal üzerinde serbestçe tasarruf etme olanağı bulamadan yakalanmasıdır. (Y.C.G.K. nun 2.10.1961 gün E.6/24 K.23; Yargıtay 6 ncı Ceza Dairesinin 17.5.1997 gün 5708/5529 ve 24.11.1994 gün ve 11048/11199 sayılı, 11 inci C.D.nin 7.4.1997 gün ve 1060/1077 sayılı kararları.)
Dava konusu olayda; sanığın işlemeyi kast ettiği hırsızlık suçunu elverişli vasıta ile icraya başladığı, yastık kılıfı içerisinde bulunan para cüzdanını almak için permatikle yastık kılıfının dikişli yerini kestiği, cüzdanı aldığı, yatağına oturup cüzdanı karıştırırken, olaydan az önce nöbetten koğuşa geldiği için henüz uyumamış olan ve sanığın hareketlerinden şüphelenen Er'in olayın başından itibaren sanığı izlediği ve cüzdanı alıp içini karıştırdığı sırada sanığa müdahale ettiği görülmekle, sanığın cüzdanı aldığı, ancak cüzdan üzerinde serbestçe tasarruf etme olanağı bulamadan yakalanması nedeniyle eylemi tam teşebbüs aşamasında kalmıştır.
Askeri Yargıtay Başsavcılığının tebliğnamesinde; sanığın mağdura ait cüzdanı aldığı, ancak cüzdanın içinde bulunan ve çalmaya kastettiği parayı alamadan, olaya baştan beri tanık olan Er tarafından kendisine müdahale edildiği, bu durumda icra hareketlerinin tamamlandığından söz edilemeyeceği, eylemin eksik teşebbüs aşamasında kaldığı görüşü bildirilmiş ise de; cüzdana sahip olan bir kimse içindeki paraya da sahip olacağından icra hareketlerinin tamamlanmadığı görüşü kabul edilmemiştir. Bu nedenlerle; Askeri Yargıtay Başsavcılığının eylemin eksik teşebbüs aşamasında kaldığına ilişkin itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy