(1632 S. K. m. 63)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken sorun, sanığa yüklenen bakaya suçunun oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Daire, sanığın sevk tehirinin bittiğini bildiğini ve yüklenen suçun unsurları itibariyle oluştuğunu kabul ederken, Başsavcılık sanığa, okuldan ilişiğinin kesildiği ve sevk tehirinin iptal edildiği hususlarında yasal olarak geçerli bir tebligat yapılmadığından suçun unsurları yönünden oluşmadığı görüşündedir.
19.2.1997 tarihinde İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesinden mezun olan sanığın, 9.7.1997 tarihinde 97/7nci grup Yd.Sb. aday adayı olarak askerliğine karar aldırdığı, buna göre Mart 1998 celbine tabi iken, 26.9.1997 tarihinde İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Üretim Yönetimi Bilim Dalında yüksek lisans programına kesin kayıt yaptırması nedeniyle İstanbul Askerlik Dairesi Başkanlığının 10.11.1997 tarihli yazısı uyarınca sevkinin 30.9.2000 tarihine kadar tehir edildiği, durumun Enstitü tarafından sanığa normal posta yoluyla bildirildiği, süresi içinde derslerini tamamlayamadığından sanığın öğreniminin 30.9.2000 tarihinde sona erdiği, Kasım 2000 celbinde silah altına alınacak Yd.Sb.aday adaylarına ait TRT 'de yayımlanan duyuruya göre, yasal mazeretleri nedeniyle sevk edilemeyenlerden, mazeretleri 31.10.2000 tarihinde sona erenlerin bu celp döneminde sevk edilecekleri belirtildiğinden, sanığın da, 30.9.2000 tarihinde öğrenim süresi sona ermesi nedeniyle Kasım 2000 celp dönemine tabi olduğu, dolayısıyla bu duyuruya nazaran 20.11.2000 tarihine kadar Askerlik Şubesine müracaatla sevk evrakını alması gerekirken celbe icabet etmemek suretiyle bakaya kaldığı ve bu durumunu kendiliğinden Askerlik Şubesine başvurduğu 7.2.2001 tarihine kadar sürdürdüğü dosyadaki delillerden anlaşılmaktadır.
Sanığa tebliğ edilen askerlik durum belgesine göre, sanık muhtemel celp döneminin Mart 1998 tarihi olduğunu, 26.9.1997 tarihinde İ.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsüne kayıt yaptırması nedeniyle de askerliğinin, İstanbul As. Dairesi Başkanlığınca 30.9.2000 tarihine kadar tehir edildiğini bilmektedir. Zira İ.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsünün D.35 deki yazısında; İstanbul As. Dairesi Başkanlığından gelen ve sanığın sevkinin 30.9.2000 tarihine kadar tehir edildiğine ilişkin yazının, Enstitünün 5.1.1998 tarih ve 42 sayılı yazı ile sanığa tebliğ edildiği, tebliğlerin normal posta ile yapılması nedeniyle tebellüğ belgesinin bulunmadığı belirtilmektedir. Sanık da Mahkemedeki sorgusunda, Enstitü tarafından gönderilen sevkinin ertelendiğine ilişkin yazıdan haberdar olduğunu, ancak daha sonra bu yazıdaki sevk tehirinin hangi tarihe kadar olduğunu unuttuğunu beyan etmektedir. Yine Askeri Savcılıktaki ifadesi ile Mahkemedeki sorgusunda, tezini veremediği için yüksek lisansını bitiremediğini, tezin vaktinde verilmemesi halinde ilişiğinin kesildiğini bildiğini, normalde eğitim süresinin iki yıl olduğunu, bir yıl da uzatma hakkı tanındığını, tezini vaktinde teslim edemediği için bu uzatma hakkını da kullandığını söylemektedir.
Şu halde sanığın, askerliğinin yüksek lisans eğitimi nedeniyle 30.9.2000 tarihine kadar tehir edildiğini, süresi içinde derslerini tamamlayamadığından sevk tehir süresi sonunda okulla ilişiğinin kesildiğini bilmesi nedeniyle Kasım 2000 celbine tabi olduğu kuşkusuzdur. Bu nedenle, sanığa ayrıca okulla ilişiğinin kesildiğinin ve sevk tehirinin iptal edildiğinin tebliğine gerek bulunmamaktadır. Başsavcılıkça örnek olarak gösterilen Daireler Kurulunun 26.9.1996 gün ve 1996/119-122 sayılı ilâmı ile dava konusu olay arasında bir benzerlik bulunmamaktadır. Bu itibarla, Daire kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından, Başsavcılığın itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy