(353 S. K. Ek. m. 1)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken sorun, TSK'dan resen emekli edilen sanık astsubay hakkında yüklenen suç ile ilgili yargılamanın, askeri mahkemenin hâkim sınıfından bir üyesi tarafından mı, yoksa heyet halinde mi yapılacağına ilişkindir.
Daire, sanık hakkındaki yargılamanın askeri mahkemenin hâkim sınıfından bir üyesi tarafından yapılması gerektiğini kabul ederken, Başsavcılık yargılamanın heyet halinde yapılması gerektiğini ileri sürmektedir.
353 sayılı Kanunun Ek-1 inci maddesinde, subay ve astsubayların işledikleri suçlara ait davalar hariç olmak üzere, bazı suçları işleyenlerin davalarına askeri mahkemelerin hâkim sınıfından olan üyelerinden birisi tarafından bakılacağı belirtilmektedir.
Bu madde hükmüne göre, subay ve astsubayların işledikleri askeri yargıya tabi suçlar ne olursa olsun, bunlara ilişkin davalara heyet halindeki askeri mahkemelerde bakılacaktır. Başka bir deyimle subay ve astsubayların işledikleri suçlara ait davalara askeri mahkemede tek hâkim tarafından bakılması mümkün değildir.
Bazı kanunlarda, yargılanan şahsın statüsüne, sayısına, işlenen suçun niteliğine göre hangi mahkemede ne şekilde yargılanacakları konusunda buna benzer hükümler bulunmaktadır.
353 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu, 2797 sayılı Yargıtay Kanunu, 1600 sayılı Askeri Yargıtay Kanunu, 2575 sayılı Danıştay Kanunu, 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununda benzeri hükümlere rastlanılmaktadır.
Ayrıca, işlenen suçun niteliğine göre yargılama merci değişmektedir. Sulh Ceza Mahkemeleri, Asliye Ceza Mahkemeleri, Ağır Ceza Mahkemeleri, Devlet Güvenlik Mahkemeleri görev alanları işlenen suçun niteliğine bağlıdır.
Anayasanın 37 nci maddesi, "Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz" hükmünü amirdir Burada "tabii hâkim"den söz edilmektedir. Tabii hâkim, kanunun suçtan önce gösterdiği, yani davayı görecek hâkimin suçun işlenmesinden önce kanunla belirlenmesidir. Suç işleyen kimsenin suç işlemeden önce hangi mahkemede yargılanacağını bilmesi en önemli temel haklardan biridir. Nitekim Anayasada "tabii hâkim" kavramına "temel haklar ve ödevler" hükmünde yer verilmiştir.
353 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde, askeri mahkemelerin iki askeri hâkim ve bir subay üyeden kurulacağı yazılıdır. Maddeden anlaşılacağı üzere, asıl olan, askeri mahkemelerin toplu mahkemeler olmasıdır. Bazı suçlarla ilgili davalarda yargılamanın, askeri mahkemelerin iş gücünü hafifletmek, davaları süratle sonuçlandırmak amacıyla tek hâkim tarafından yürütülmesi kabul edilmiştir. Askeri mahkemede davaların heyet tarafından yürütülmesi asıl, tek hâkimle yürütülmesi ise istisnadır. Toplu mahkeme (heyet halinde mahkeme) sanıklar için bir teminat teşkil eder. Doktrinde de, toplu mahkeme usulünün, hâkim ne kadar çok olursa adaletin daha iyi tevzi edileceği, birlikte müzakerenin, kararların daha gerekçeli olabilmesini sağlayacağı, toplu mahkemelerde karşılıklı denetlemenin olduğu, böylece hâkimlerin de tarafsızlığının temin edileceği, verilecek kararların daha adil olacağı fikri hakimdir.
Yargılama merciinin tayininde, sanığın suçu işlediği tarihteki statüsü ile yargılama sırasındaki statüsüne bakmak gerekir. Suç işlendikten sonra veya yargılama sırasındaki statü değişikliğinin yargılama mercii yönden önemi bulunmamaktadır.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; sanık Astsb.Üçvş.A.K., 1998 atamalarında atandığı birliğe katıldıktan sonra aynı gün 20.7.1998 tarihinde firar etmiş, firarda iken 9.2.2000 tarihinde disiplinsizlik nedeniyle TSK'dan resen ayrılması uygun görülmüş ve 14.2.2000 tarihinde TSK'dan ilişiği kesilmiştir. Firar suçunda temadinin bitim tarihi TSK'dan resen ayrılması işleminin onaylandığı tarihtir. Bu tarihte asker kişi sıfatı sona ermiştir. Sanığın suçu işlemeye başladığı tarihten suçun temadisinin sona erdiği tarihe kadar statüsü astsubaydır. 353 sayılı Kanunun Ek-1 inci maddesine göre, subay ve astsubayların işledikleri suçlara ait davalarına heyet halinde bakılması öngörüldüğü cihetle, sanık hakkında firar suçundan açılan davanın heyet halinde askeri mahkemede yürütülmesi gerekir. Sanık hakkında, TSK'dan resen ayrılmasından sonra yani "asker kişi" sıfatı sona erdikten sonra dava açılmış olması durumu değiştirmez. Sanık suçu işlediğinde astsubay olduğuna göre, heyet halinde askeri mahkemede yargılanması tabii hâkim ilkesinin bir gereğidir.
Sanık hakkında kamu davası açıldıktan sonra, yargılamasına Askeri Mahkemenin hâkim sınıfından bir üyesi tarafından başlanmış, yargılamanın sonuçlandığı son duruşmada (hüküm duruşmasında) durum faik edilerek, sanık da hazır olduğu halde, duruşmaya heyet halinde Askeri Mahkemece devam edilerek, bu duruşmada, daha önceki duruşla yapılmış tüm usulü muameleler okunmak suretiyle yargılama tekrar edilip, sanıktan diyeceği sorulduğundan, bu konuda usul yönünden bir eksiklik görülmemiş, Mahkemenin davayı heyet halinde sonuçlandırması kanuna uygun bulunmuştur. Bu nedenle, Askeri Yargıtay Başsavcılığının itirazı yerinde olduğundan, Dairenin usule ilişkin bozma kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının temyiz incelemesine devam edilmek üzere Dairesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy