(1632 S. K. m. 130)
İtiraza konu olan ve çözümlenmesi gereken sorun, sanık Yzb D.A.G.'nin özel menfaatinde kullandığı Jandarma Komutanlığına ait Land-Rover aracının "savaş aracı" olup olmadığına ilişkindir. Daire, sanığın özel menfaatinde kullandığı Jandarma Komutanlığına ait Land-Rover aracının "savaş aracı" niteliğinde olduğu sonucuna varmış iken, Askeri Yargıtay Başsavcılığı, dava konusu aracın Jandarma Komutanlığına ait adli ve idari hizmetlerde kullanıldığı düşüncesiyle "savaş aracı" değil "hizmet aracı" vasfında olduğu görüşündedir.
As. C.K.nun 130 uncu maddesinde suça konu eşyanın savaş aracı veya savaş gereci olması ağırlatıcı sebep sayılmış, ancak ne tür eşyanın savaş araç veya gereci olduğu belirtilmemiştir.
Bu nedenle öncelikle "harp vasıtası (savaş aracı)" kavramının kapsamını belirlemek, sonrada kullanıldığı hizmetin aracın bu vasfını etkileyip etkilemediğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Suç konusunun savaş aracı (harp vasıtası) olması, As. C.K.nun bazı maddelerinde suçun unsuru, bazı maddelerinde ise ağırlatıcı sebep olarak gösterilmesine rağmen, nelerin harp vasıtası olduğu açıklanmadığı gibi, harp vasıtasının bir tanımı da yapılmadığından uygulamada tereddütlere yol açmıştır. Bu konuda ortaya çıkan görüş ve içtihat aykırılıkları muhtelif İçtihatları Birleştirme Kurulu kararlan ile giderilmiş ve bugün bu konuda istikrar sağlanmış bulunmaktadır.
Askeri Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre savaş araç ve gereci; "Birliğin muhabere gücüne tesir eden ve Birlik Teşkilat Malzeme Kadrosunda (TMK) gösterilen bütün ordu malları ile birlik tarafından yetki verilmiş, ikmal kataloglarında ve tahsis listelerinde gösterilen malzemelerdir."
Sanığın özel menfaatinde kullandığı Land-Rover aracının Ardahan İl Jandarma Komutanlığı zimmetinde bulunan askeri bir araç olduğunda bir kuşku bulunmamaktadır. Bu nedenle söz konusu aracın harp vasıtası sayılması gerekmektedir.
Diğer taraftan, TSK.leri İç Hizmet Kanununun 1 inci maddesinde Jandarma sınıfının TSK'nın bir parçası olduğu. Jandarma Teşkilat. Görev ve Yetkilen Kanununun 7 nci maddesine göre mülki, adli görevleri yanında askeri görevlerinin de bulunduğu, Genelkurmay Başkanlığınca verilen görevleri yapmakla da yükümlü olduğu, ayni kanunun 8 inci maddesinde "Jandarma Birliklerinin Genelkurmay Başkanlığınca lüzum görülen hallerle sıkıyönetim, seferberlik ve savaş hallerinde gerekli olan bölümü ile Kuvvet Komutanlıkları emrine gireceği" belirtildiğinden, Jandarma araçları emniyet ve asayiş görevi için ayrı, askeri görev için ayrı tahsis edilmeyip, her türlü hizmetler için tahsis edildiğine göre belli bir zaman için adli veya idari hizmetlerde görevlendirilen bir araç gerektiğinde askeri bir hizmetin yerine getirilmesinde de görevlendirilebilmektedir. Bu itibarla Jandarmanın Teşkilat Malzeme Kadrosunda gösterilen bir aracın adli ve idari hizmette kullanıldığı zaman savaş aracı sayılmaması, buna karşılık askeri hizmette kullanıldığı takdirde savaş aracı sayılması mantığa ve hukuka aykırı düşecektir. Bu nedenle Jandarmaya ait bir araç gönderildiği hizmet dikkate alınmaksızın, ya savaş aracı sayılmalı ya da sayılmamalıdır.
Bu durumda Land-Rover aracının personel ve malzeme taşımada kullanılarak birliğin muharebe gücüne de tesir edebileceği göz önüne alındığında, Jandarma Birliklerinde kullanılan araçların da savaş aracı sayılması gerekmektedir. Dolayısıyla, Jandarma Birliklerine ait araçların özel menfaatte kullanılması halinde As.C.K.nun 130/2 nci maddesinin uygulanması ve verilecek cezanın As.C K nun 50 nci maddesi uyarınca artırılması zorunludur Askeri Yargıtay Başsavcılığının Jandarma Birliklerine ait araçların savaş aracı sayılamayacağı görüşü ile Daire kararına yapmış olduğu itirazın reddine karar vermek gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy