(353 S. K. m. 136)
Daire ile Yerel Mahkeme arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken sorun, sanığın duruşmadan vareste tutulmayı isteyip istemediği ve savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığına ilişkindir.
Daire, sanığın istinabe olunan mahkemede duruşmadan vareste tutulmak istediğine dair açık bir beyanı olmadığı halde, mahkemece duruşmadan vareste tutulmakla, savunma hakkının kısıtlanmış olduğunu kabul ederken; Yerel Mahkemece, sanığın istinabe mahkemesinde, savunmasını kendisinin yapacağını beyan etmesi nedeniyle zımnen duruşmadan vareste kılınmayı istediği, bu itibarla savunma hakkının kısıtlanmadığı ileri sürülmektedir
Askeri Mahkemece, terhisti sanığın sorgusunun tespiti için Kozan Asliye Ceza Mahkemesine yazılan istinabe talimatında; sanığa iddianamenin ve duruşma gününün tebliği ile tebellüğ belgesinin gönderilmesi, sanık duruşmadan vareste tutulmayı isterse bir haftalık yasal savunma süresinden yararlanmak isteyip istemediğinin de sorulması suretiyle sorgusunun tespiti, hazırlık ifadesiyle sorgusu arasında çelişki görülürse giderilmesi, istinabe duruşma tutanağının duruşmanın bırakıldığı 27.3.2002 tarihinden önce gönderilmesi istenmiş, bu talimata iddianame ve sanığın hazırlık ifadesi eklenmiştir.
İstinabe edilen Kozan Asliye Ceza Mahkemesince ihzaren celb edilen sanık hakkında 27.2.2002 tarihinde yapılan duruşmada, sanığın kimliği tespit edildikten sonra aynen, "8 inci Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 2002/684 sayılı talimatı ve ekindeki iddianame okundu, sanığa suçu anlatıldı. Sanığa CMUK. nun 135 inci maddesi gereğince yasal hakları anlatıldı soruldu; bana anlatılan haklardan yararlanmak istemiyorum, savunmamı da kendim yapacağım demekle" şeklindeki belirlemeden sonra sanığın sorgu ve savunması tespit edilmiştir.
Askeri Mahkemece istinabe olunan Mahkemeye yazılan talimatta, açıkça sanığa duruşma gününün tebliğinin ve duruşmadan vareste tutulmayı talep etmesi halinde sorgu ve savunmasının tespitinin istenmesi, bu talimatın duruşmada okunarak sanığın duruşma gününden ve duruşmadan vareste tutulma talebinde bulunabileceğinden haberdar olması, ayrıca iddianamenin de duruşmada okunmak suretiyle sanığa tebliğ edilmiş bulunması, buna karşılık sanığın kendisine anlatılan haklardan yararlanmak istemediğini ve savunmasını da kendisinin yapacağını belirterek, sorgu ve savunmasını yapması karşısında, açıkça olmasa bile zımnen duruşmadan vareste tutulmayı istediği anlaşılmaktadır. Öte yandan, Askeri Mahkemede duruşma 27.3.2002 tarihine bırakılmış, İstinabe Mahkemesinde ise duruşma 27.2.2002 tarihinde yapılmıştır. Sanığa duruşma günü tebliğ edildiğine göre. Askeri Mahkemedeki duruşmaya katılma imkânı varken katılmamış, bu konuda her hangi bir talepte de bulunmadığı gibi, temyizinde de bu hususu dile getirmemiştir.
Ayrıca, istinabe olunan Mahkemeye yazılan talimatta, sanığa iddianamenin tebliğinden sonra bir haftalık yasal savunma süresinden yararlanmak isteyip istemediğinin sorularak sorgusunun tespiti istenilmiş, sanık bu konuda da herhangi bir talepte bulunmamıştır.
O halde, sanığın savunma hakkının kısıtlandığından bahsedilemez. (Askeri Yargıtay 3 üncü Dairesinin 14.5.2002 gün ve 2002/482-481 sayılı, Daireler Kurulunun 29.3.2001 gün ve 2001/36-33; 23.5.2002 gün ve 2002/45-44; 20 6.2002 gün ve 2002/53-52, 2002/55-54; 4.7.2002 gün ve 2002/64-64, 2002/65-65, 2002/66-66 sayılı kararları da aynı doğrultudadır.)
Bu nedenlerle, Askeri Mahkemenin usule ilişkin direnmesi yerinde görüldüğünden ve Dairede esasa ilişkin temyiz incelemesi yapılmadığından, Dairenin bozma kararının kaldırılması ve dava dosyasının temyiz incelenmesine devam edilmek üzere ilgili Daireye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy