(1632 S. K. m. 87)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken sorun, maddi elayı kabul gerekçesinin dosya içeriğine uygun düşmemesinin bozma sebebi yapılıp yapılmayacağına ilişkindir.
Daire, suçun sübutunu kabul eden Mahkemenin maddi olayı parçalayarak, nöbet değişikliğinin sanık tarafından bilinmediği, ancak nöbetçi amirinin nöbet hizmetini yerine getirmesi konusundaki emrini yerine getirmemek suretiyle emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği şeklindeki kabulüyle mahkûmiyet hükmü kurması hükmün gerekçesi yönünden isabetli olmamakla beraber, kararın sonuç itibariyle doğru olması, sanık aleyhine temyizin bulunmaması ve gerekçedeki farklılığın da hükmü etkilememesi nazara alındığında bu durumun bozma nedeni olamayacağını belirtirken; Başsavcılık, Mahkemece suçun işleniş şeklinin kabulüne ilişkin farklılığın esasla ilgili olduğu, hükmün sanık aleyhine temyiz edilmemiş olmasının da gerekçedeki isabetsizliğin bozma sebebi sayılıp sayılmaması noktasında önemi bulunmadığı görüşündedir.
Dosyadaki delillere göre; Yerel Mahkemenin her iki kararında, Dairenin bozma ve onama ilâmlarında, Başsavcılığın tebliğnamelerinde de kabul edildiği üzere;
Tunceli Hozat 51 inci İç. Güv. Tug. Kh. ve Kh. Bl. K.lığı emrinde görevli bulunan sanığın 2001 yılı Haziran ayına ait nöbet listesine göre 7, 25 ve 30 Haziran 2001 tarihlerinde Bölük Nöbetçi Subayı olduğu, fakat 6-9 Haziran 2001 tarihleri arasındaki sünnet şölenlerinde görevlendirildiğinden 5 Haziran 2001 günü Bl. Astsb. A.K' ya telefon ederek 7 Haziran 2001 tarihindeki nöbetinin 14 Haziran 2001 tarihindeki nöbetle değiştirilmesini istediği, A.K.'nın konuyu inceledikten sonra telefonla sanığı arayarak nöbetini ancak 10 Haziran 2001 tarihindeki hafta sonu nöbetiyle değiştirebileceğini ve başka uygun gün bulamadığını bildirdiği, sanığın herhangi bir itirazda bulunmadığı ve hafta sonu da olsa nöbeti tutacağını söyleyerek değişikliğin yapılmasını istediği, Astsb. A.K.'nın nöbet değişikliği yazısını hazırlayıp Bölük Komutanına onaylattığı, ancak değişikliğin sanığa tebliğinin unutulduğu, sünnet şölenlerindeki görevini bitirip kışlaya dönen sanığın 10 Haziran 2001 Cumartesi günü saat 13.30 sularında çarşıya çıktığı, saat 14.00'te yapılan nöbet toplantısına katılmadığından nöbete gelmediğinin ve çarşıya çıktığının tespit edildiği, aranmasına rağmen bulamadığından Astsb. Z.A.' nın nöbeti tutmakla görevlendirildiği; sanığın saat 21.15 sularında geri döndüğü, nizamiyeden giriş yaparken P. Çvş A.E.' nin sanığa nöbetçi subay olduğunu söylediği, sanığın kendisine yazılı tebligat yapılmadığını ve nöbeti tutamayacağını söyleyerek misafirhaneye yatmaya gittiği, bunun üzerine Kışla Nö.A.Kur.Bnb.K.A.'nın Kışla Nö.Sb.Yzb.K.U.'yi sanığın bulunup nöbete sevk edilmesi talimatını verdiği, Yzb.K.U.'nun misafirhaneye giderek sanığı bulduğu ve nöbeti devralmasını söylediği, sanığın "Komutanım, ben nöbetçi değilim, bu konuda tebligat yapılmadı, durumu biliyorsunuz, 4 gündür ayaktayım, zaten nöbet değişikliği yapılmış, bu saatte nöbeti nasıl devralayım, benim nöbet değişikliğim ikinci haftaya yapılacaktı." dediği, Yzb.K.'nin durumu Nöbetçi Amirine bildirdiği, Nöbetçi Amirinin yaklaşık iki saat sonra Yzb.K. ile sanığı çağırdığı ve sanığı kastederek "Bu adam nöbetini tutacak." dediği, sanığın "Komutanım, yorgunum, durumu biliyorsunuz, günlerdir ayaktayım, bu şartlarda nöbette faydalı olamam." dediği. Nöbetçi Amirinin "Israr ediyorum" dediği, sanığın "Komutanım, günlerdir ayaktayım, nöbette faydalı olamam, nöbeti tutamam." diye cevap verdiği, bunun üzerine Nöbetçi Amirinin tutanak düzenlediği ve nöbetin Astsb. Z.A. tarafından tutulduğu anlaşılmaktadır.
Maddi olayın yukarıda belirtildiği şekilde gerçekleştiği konusunda hiçbir ihtilâf bulunmamaktadır.
Sanık, 5.6.2001 tarihinde Bölük Astsubayı Bçvş. A.K.'ya telefon ederek, sünnet şöleninde görevli olması nedeniyle 7.6.2001 tarihindeki nöbetinin değiştirilmesini istemiş, aynı gün nöbet değişikliği yapılarak Bçvş. A.K. tarafından nöbetin 10.6.2001 tarihli nöbetle değiştirildiği telefonla sanığa bildirilmiştir. Nöbet değişikliği sanığa yazılı olarak tebliğ edilmemiş, sanık da nöbet değişikliğinden haberi olmadığını ileri sürmekte ise de, nöbet değişikliğinin sanığa sözlü olarak bildirildiği tanıklar Bçvş. A.K. ile Çvş.U.O. ve Çvş.A.E.'nin yeminli anlatımlarıyla sabittir. Yani, sanık nöbetinin 10.6.2001 tarihine değiştirildiğini bilmektedir. Sanık nöbet değişikliğini bildiği hâlde, 10.6.2001 tarihli nöbetine gelmemek, aynı gün 21.15 sıralarında kışlaya döndüğünde nöbetçi olduğuna dair Çvş. A.E. ve Çvş.U.O. tarafından yapılmak istenilen bildirimi, önceden yazılı olarak bildirilmediği gerekçesiyle kabul etmemek, keza Nöbetçi Amiri Bnb. K.A. ile Nöbetçi Subayı Yzb.K.U.'nun nöbeti tutması konusundaki emirlerini de kendisine yazılı tebliğ yapılmadığından bahisle reddetmek ve böylece nöbet hizmetini ve buna ilişkin nöbet emrinin yerine getirilmesini söz ve fiili ile açıkça kabul etmemek suretiyle emre İtaatsizlikte ısrar suçunu işlediği anlaşılmaktadır.
Askeri Mahkemece; suçun sübutu kabul edilmekle beraber, sanığın nöbet değişikliğinden haberdar olmadığı, ancak akşam 21.15 sıralarında Nöbetçi Amiri tarafından nöbet hizmetini yerine getirmesi konusundaki verilen emri yerine getirmemek suretiyle yüklenen suçu işlediği, yani olay ikiye bölünerek olayın ilk bölümünün sabit olmadığı kabul edilmiş ve bu kabul dosya içeriğine uygun değil ise de;
İddianame incelendiğinde; sanığın nöbetiyle ilgili değişikliğin yapılmış olduğu, 10.6.2001 tarihli nöbetine gelmeyen sanığın, o gece Nöbetçi Amirinin nöbeti devralması konusundaki emrini yerine getirmediği konuları, yani olayın her iki aşaması da iddianamede yer almış, sonuçta sanığın emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği iddia edilmiştir. Her iki aşamada da (nöbet değişikliğini bilmesine rağmen gelmemesi veya Nöbetçi Amirinin nöbeti devralması konusundaki emrini yerine getirmemesi ve nöbetini devralmayacağını söylemesi) yüklenen suç oluşmuştur. Sanık hakkında iddianamede iki ayrı emre itaatsizlikte ısrardan açılmış bir dava yoktur. Değiştirilen nöbetine gelmemesi bir suç, Nöbetçi Amiri tarafından verilen emri yerine getirmemesi bir başka suç olarak gösterilmemiştir. Burada, iddianamede belirtilen olayların yüklenen suçu oluşturup oluşturmayacağı konusu değerlendirilmelidir. Mahkemece sonuçta kabul edilen eylem, iddianameye uygundur. Mahkemenin, sanığın nöbet değişikliği konusunda birinci aşamadaki eyleminden beraat kararı vermesi söz konusu olmadığı gibi, bu aşamadaki eylemin sübutu kabul edilmediği takdirde suçun oluşmadığından da bahsedilemez. Nöbet emri, sanığa ister önceden, ister sonradan tebliğ edilmiş olsun, sanık sonuçta nöbet tutmamakla emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlemiştir. Kısaca, sanık hakkında açılan dava, 10.6.2001 tarihli nöbetin tutulup tutulmaması ile ilgili olup, sanık sonuçta bu nöbeti tutmadığına ve tutmayacağını beyan ettiğine göre, yüklenen suç unsurları itibariyle oluşmuştur. Olayın bir bölümünün kabul edilmemesi sanığa yüklenen suçtan beraat kararı verilmesini de gerektirmez.
Bu itibarla, Başsavcılığın tebliğnamesinde ileri sürdüğü itiraz sebepleri yerinde görülmemiş ve reddi gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy