(353 S. K. m. 207)
Daire ile Yerel Mahkeme arasında ortaya çıkan uyuşmazlığın konusu eylem bütünü içerisinde noksan soruşturma teşkil edebilecek herhangi bir eksiklik bulunup bulunmadığının belirlenmesinden ibaret ise de, tebliğnamede ileri sürülen görüş de dikkate alınarak, öncelikle hükmün usul yönünden incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Yerel Mahkeme; Dairece bozulan 12.2.2002 tarih ve 2002/868-30 sayılı mahkûmiyet kararında hükme dayanak yaptığı yazılı ve sözlü kanıtların nelerden ibaret olduğunu belirleyerek, itibar edilen delil muhteviyatını, cezanın tatbik ve tertibine imkân sağlayan gerekçelerle birlikte mahkûmiyet kararına yansıtmasına rağmen, direnmek suretiyle tesis ettiği mahkûmiyet kararında; sübuta ilişkin delillerin nelerden ibaret olduğuna, eylemin hangi sebepten dolayı "az vahim hâl" kapsamında değerlendirilerek, hangi nedene dayalı olarak alt hadden ceza tertip edildiğine ilişkin herhangi bir gerekçeye yer verilmediği, takdire bağlı indirim hükmünün tatbik nedeninin ise izahsız bırakıldığı görülmektedir.
Ceza yargılaması hukukunun morfolojik yapısı; iddianamede sınırları çizilen eylemlerin vicdani delil sisteminin gerekleri dikkate alınarak sabit olup olmadıklarının, eylemler sabit ise hangi hukuki kalıp içerisinde vasıflandıracaklarının askeri savcı, sanık ve sanık müdafilerinin de iştirak edeceği kolektif bir yargılama faaliyeti içerisinde irdelenerek, mantık ve hukuk kurallarına uygun düşen gerekçeler ışığında hüküm vermeyi zorunlu kılmaktadır.
Yerleşik yargısal tatbikatta gerekçe; mahkemeyi mahkûmiyete veya diğer kararları vermeye sevk eden hususların karar yerinde gösterilmesi ve bunların birbiriyle karşılaştırılarak, aralarında çelişki bulunması hâlinde birinin diğerine hangi sebeplen dolayı üstün tutulduğunun açıklanması şeklinde tarif edilmektedir.
Vicdani delil sistemi; iddianameye yazılan maddi vakıaların gerçek olup olmadığının tespiti ile, bu vakıaların bir ihlâle sebebiyet verip vermediğinin belirlenmesi konularında 353 sayılı Kanunun 50, 173 ve 178 inci maddeleri çerçevesinde yargılama yapılarak, denetlenebilir kriterlerle hükme varılmasını öngörmektedir.
353 sayılı Kanunun 173 üncü maddesi gereğince; hükmün gerekçesinde, suçun yasal unsurlarının yanında, sabit ve gerçekleşmiş sayılan vakıalar gösterilmeli, maddi eylemin neden ibaret olduğunun izahının ardından, fiil ve fail arasındaki ilişki irdelenerek, gerek sanığın ortaya koyduğu savunmaların, gerekse iddia makamının istemlerinin ne ölçüde ve hangi sebeplerle kabule değer bulunup bulunmadığının temyiz incelemesine imkân verecek yeterlilikte açıklanması gerekmektedir.
Bu itibarla; Askeri Mahkemenin, bozulmakla birlikte ortadan kalkan ve hiçbir hukuki değer ifade etmeyen önceki hükmün gerekçesinde yer alan unsur ve delillere doğrudan atıfla yetinerek, suçun sübut, vasıf ve kanuni unsurlarını tartışma ve değerlendirme konusu yapmadan, uygulamaya ilişkin gerekçelere de yer vermeden direnerek mahkûmiyet yönünde hükme varması kanuna aykırı görüldüğünden, direnme hükmünün, 353 sayılı Kanunun 207/G maddesi doğrultusunda gerekçesizlikten ötürü usul yönünden bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy