(353 S. K. m. 227)
Askerî Mahkeme, sanık hakkında, emre itaatsizlikte ısrar suçundan beraat hükmü kurmuş ve tehlikeli aletle görevli memura müessir fiil suçundan mahkûmiyet kararı tesis etmiş, Adlî Müşavirin hükümleri temyiz etmesi üzerine, Daire, psikiyatri uzmanı bilirkişinin mütalâasının yeterli görülemeyeceği, sanığın suç tarihlerinde askerliğe elverişli olup olmadığının ve TC'K'nın 46, 47 nci maddelerinden yararlanıp yararlanamayacağının tespiti bakımından adlî gözlem altına alınması gerektiği sonucuna ulaşıp hükümleri bozmuş; ayrıca, nöbetçi astsubayının emrinin hizmete ilişkin olduğu ve şartları mevcut ise emre itaatsizlikte ısrar suçunun oluşabileceği saptamasında bulunmuş; Askerî Mahkeme Kıdemli Hâkimi tensip kararıyla sanık hakkında sağlık kurulu raporu alınması için Askeri Savcılığa müzekkere yazılmasına ve bozma ilâmına karşı sanığın diyeceklerinin tespiti için talimat yazılmasına karar vermiş; Askerî Savcılığa yazılan müzekkerede her iki suçun ismi de belirtilerek, sanığın suç tarihinde TCK'nın 46, 47 nci maddelerinden yararlanıp yararlanamayacağının ve askerliğe elverişli olup olmadığının tespiti bakımından adli gözlem altına alınması istenilmiş, ilk celsede, gelmeyen her iki talimat cevabının da beklenilmesi Askerî Mahkemece kararlaştırılmış, ikinci ve son oturumda, talimat cevaplarının geldiği görülerek, sanık duruşmadan vareste tutulup Askerî Savcının bozmaya karşı beyanı alındıktan ve sanığın bozmaya karşı beyanını içeren istinabe talimatı okunduktan sonra, emre itaatsizlikte ısrar suçundan kurulan hükmün bozulmasına ilişkin ilâma uyulmayıp direnilmesine, tehlikeli aletle görevli memura müessir fiil suçu yönünden ise bozmaya uyulmasına karar verilmiş, yargılamaya devam olunup temin edilen sağlık raporu ve yazılı delillerin okunmasını müteakip yargılama sonuçlandırılmış, tekrar emre itaatsizlikte ısrar suçundan dolayı bozmaya uyulmayıp direnildiği belirtilip beraat hükmü kurulmuş, diğer suçtan ise sanığın mahkûmiyetine hükmolunmuştur.
Öncelikle çözümlenmesi gereken sorun, Askerî Mahkemenin, emre itaatsizlikte ısrar suçundan kurduğu ikinci hükmün direnme niteliğinde olup olmadığı, dolayısıyla temyiz incelemesinin hangi merci tarafından yapılması gerektiği hususudur.
353 sayılı Kanunun 227 nci maddesinde düzenlenen "direnme kararının" niteliği konusunda yasada herhangi bir açıklık bulunmamakta ise de; yerleşik yüksek yargı kararlarında; ilk karar ile direnilmek suretiyle verilen ikinci kararın aynı olması şartı aranmakta, bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak, bozmada belirtilen hususları tartışmak, yeni kanıtlara dayanmak, ilk kararda olmayan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak direnme kararı olmayıp "bozmaya eylemli uyma" sonucu verilen yeni bir karar olarak kabul görmektedir.
İnceleme konusu dosyada; Dairenin, sanığın adlî gözlem altına alınmamış olmasını bozma sebebi saydığı ve her iki hükmü de bu nedenle bozduğu, Askerî Mahkeme Kıdemli Hâkiminin tensip kararında bu eksikliği gidermeye yönelik işleme giriştiği, Askerî Mahkemenin bozmadan sonraki ilk oturumunda bu tensip kararını benimseyip, suçlar bakımından herhangi bir ayrım yapmaksızın noksanlığın giderilmesini bekleme kararı aldığı görülmüştür. Son celsede emre itaatsizlikte ısrar suçu yönünden direnme kararı alınmış ise de, bu karardan önce suçlar arasında ayrım yapılmaksızın bozma gereği yerine getirilmiş, keza, direnme gerekçesinde, bozma gereğinin sadece tehlikeli aletle görevli memura müessir fiil suçu bakımından yerine getirilip, emre itaatsizlikte ısrar suçundan kurulan hükmün ayrık tutulduğuna ilişkin herhangi bir açıklamaya yer verilmemiştir. Askerî Mahkeme bozma ilâmında belirtilen noksanlığı gidermeden, emre itaatsizlikte ısrar suçundan tekrar aynı hükmü kurduğunu ve beraat hükmü açısından bu eksikliğin giderilmesine gerek olmadığını belirtmemiş, iradesinin bu yönde olduğuna dair herhangi bir değerlendirmede bulunmamıştır.
Bu itibarla; Askerî Mahkemenin, Daire ilâmının son paragrafında yer alan, emre itaatsizlikte ısrar suçunun oluşabileceğine ilişkin saptamayı nazara alarak, ancak bozma gereğini her iki hüküm bakımından da yerine getirerek, ilk hükmündeki hukuki değerlendirmesinde ısrar etmeye çalıştığı kanısına varılmış; bozma kararı doğrultusunda işlem yapıldığından, Askerî Mahkemenin tesis ettiği kararın direnme niteliğinde olmayıp eylemli uyma sonucunda verilmiş yeni bir hüküm olduğu anlaşılmıştır.
Askerî mahkemelerden verilen hükümlerin (direnme ve itiraz hâlleri dışında) temyiz denetimine tâbi olacakları merci Askerî Yargıtay Daireleridir. Dairece incelenmemiş bir hükmün, doğrudan doğruya Daireler Kurulunda incelenmesine 353 sayılı Kanun imkân tanımamaktadır.
Sonuç itibariyle; eylemli uyma neticesinde verilen hükmün temyiz incelemesinin Dairesince yapılması gerektiğinden, dava dosyasının Dairesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy