(1632 S. K. m. 66)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken sorun, suç vasfına ilişkindir.
Daire, sanığın eyleminin ASCK'nın 66/1-a maddesinde yazılı firar suçunu oluşturacağını kabul ederken; Başsavcılık, sanığın eyleminin müteaddit kısa süreli kaçma (477 sayılı Kanunun 50/A maddesi) suçunu oluşturacağı görüşündedir.
Dosya içeriğine ve delillere göre; İstanbul Sarıyer Deniz Er Eğitim Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yapan sanığın, 28.5.1999 tarihinde Birlik Revirinde yapılan muayenesi sonucu "spermognam randevusu" nedeniyle GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesine sevk edildiği, 1.6.1999 tarihinde genel kayıt defterine kaydını yaptırdıktan sonra 2.6.1999 günü Endokronoloji Kliniğinde yapılan muayenesinde Hastanede yatırılmasına gerek duyulmadan ayaktan sıhhi kurula çıkarılmasının uygun görüldüğü, Birliğince 3.6.1999 da Hastaneye gönderilen sanığın, Hastaneye gitmediği ve memleketi Tekirdağ'a giderek 8.6.1999 tarihinde GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesine bağlı Çamlıca Göğüs Hastalıkları Hastanesi Sağlık Kuruluna kaydını yaptırdıktan sonra. 10.6.1999 günü Ortopedi Kliniğine müracaat ettiği, 15.6.1999 Radyoloji, 16.6.1999 günü Göğüs Hastalıkları, 17.6.1999 günü İç Hastalıkları (bu tarih, Tebliğname ve Daire kararında 12.6.1999 olarak geçmekteyse de, 12.6.1999 günü cumartesi gününe rast geldiği nazara alındığında ve "7" rakamının "2" ye benzer şekilde yazılması nedeniyle, tarihin 17.6.1999 olduğu sonucuna varılmıştır.), 22.6.1999 günü Ortopedi, 28.6.1999 günü Genel Şirürji, 29.6.1999 günü Ortopedi ve Ruh Hastalıkları, 30.6.1999 günü tekrar Ruh Hastalıkları bölümüne başvurup muayene olduğu, ancak sağlık kurul işlemlerini tamamlamadan aynı gün birliğine döndüğü anlaşılmaktadır.
Sanığın, sağlık kurulunda muayeneye 3.6.1999 günü başlaması gerekli iken 8.6.1999 günü başlamakla, bu tarihler arasındaki eylemi Askeri Mahkemece, kısa süreli kaçma suçunu oluşturduğu ve bu suçta disiplin mahkemesinin görevli olduğu kabul edilerek verilen görevsizlik kararı temyiz edilmemekle kesinleştiğinden, inceleme dışındadır.
Sanık, 8.6.1999 tarihinde sağlık kurul işlemlerine başlamış. Birliğine katıldığı 30.6.1999 tarihine kadar müteaddit defalar Hastaneye başvurmakla beraber, muayenelerden sonra birliğine katılması veya Askeri Hastanede kalması gerekirken, aradaki tarihleri Askeri Hastane ve Birliği dışında geçirmekle 8.6.1999-30.6.1999 tarihleri arasında firar suçunu işlemiştir.
TSK iç Hizmet Kanununun 33 üncü maddesinde, vazifenin bulunmayı icap ettirdiği yerden izinsiz hiçbir askerin gündüz ve gece ayrılamayacağı; 1111 sayılı Kanunun 12 nci maddesinde, askere girdikten sonra izin almaksızın savuşanlara "firar" denileceği; Aynı Kanunun 97 nci maddesinde, kıt'a ve müesseselerden kaçan erat hakkında Askeri Ceza Kanununa göre muamele yapılacağı belirtilmektedir. Hastanece yapılan ilk muayenesinde hastanede yatırılmaksızın ayaktan sağlık kuruluna çıkarılan sanığın, sağlık kurul işlemlerinin devamı süresince hastanede bulunması, ilgili polikliniklerde muayenesi sonrası ise birliğine dönmesi gerekirken, arada geçen günleri kendi ifadesine göre İstanbul İkitelli'de bulunan ağabeyinin yanında veya memleketi Tekirdağ'da geçirdiği, birliğinden ayrı kalmasının hukuki bir mesnedinin bulunmadığı, firar kastıyla hareket etmediğine dair tutarlı bir savunma da getiremediği anlaşılmaktadır. Dosyadaki bilgilere göre, her gün poliklinik muayenesi yapıldığı hâlde, aralıksız her gün ilgili poliklinikte muayene olması yerine, aralıklı olarak kendisinin istediği günlerde muayene olması, hafta sonuna isabet eden günlerde dahi birliğine dönmemiş bulunması sanığın firar kastıyla hareket ettiğini göstermektedir. Sanığın sağlık kurul işlemlerini yürütürken aralıklı olarak hastaneye her başvurusu dehalet kaslıyla hareket ettiğini göstermeyeceği gibi, hastanede' her an yakalanma riski olması dolayısıyla hastaneye başvurusunun dehalet olacağı da kabul edilemez. Sanığın, sağlık kurul muayenelerini uzunca bir zaman dilimi içine yaymasının amacı, birliğinden uzak kalma kastını gizlemeye yöneliktir.
Dosya kapsamı itibariyle, sanığın 8.6.1999-30.6.1999 tarihleri arasında ASCK' nın 66/1-a maddesinde yazılı firar suçunu işlediği kuşkusuz bir biçimde sabit olduğundan, sanığın eyleminin müteaddit kısa süreli kaçma suçunu oluşturacağına ilişkin Başsavcılık görüşüne iştirak edilmemiş ve itirazın reddi gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy