(1632 S. K. m. 87)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan uyuşmazlık, sanığın eyleminin emre itaatsizlikte ısrar ve memuriyet görevini ihmal suçlarından hangisine vücut verdiği noktasındadır.
Daire; sanığın yoklama çizelgelerini Hd.Tb.K.lığı'na göndermemesi şeklindeki eyleminde ihmal kastı bulunduğu, ancak sonradan aynı konuda verilen yazılı emrin gereğini yapmamasında itaatsizlik kastının söz konusu olduğu, bu nedenle emre itaatsizlikte ısrar suçunun oluştuğu sonucuna ulaşmış iken; Başsavcılık; emrin sanığın tüm görevlerini kapsadığı, bu itibarla hizmete müteallik bir emir olarak kabul edilemeyeceği ve memuriyet görevini ihmal suçunun sübuta erdiği düşüncesindedir.
Bu çerçevede yapılan incelemede;
Kırıkhan As. Şb.Bşk.lığında 1 nci Kısım Amiri olarak görev yapan Per.Astsb.Kd.Çvş.O.Z'nin çalışma masası üzerinde gereği yapılmamış evrak bulunduğunu gören As.Şb.Bşk. Per.Bnb. Ö.K.'nın, 20.9.2002 tarihli bir emir yazıp, bu emri aynı gün sanığa tebliğ ettiği, "Odanızda özellikle masanızın üzerinde işlem görecek birçok evrak olduğunu tespit ettim. Ayrıca 2 nci Hd.Tb.K.lığına gitmesi gereken günlük yoklama çizelgelerinin defalarca uyarmama rağmen hâlâ gitmediğini ve konuyu takip etmediğinizi gördüm. Bu konularda sizi son kez uyarıyorum. Gerekli işlemleri tamamlayarak 23.9.2002 günü saat 17.00'ye kadar Şube Başkanına işlemlerin, özellikle odanızdaki işlem yapılmamış evrakların gereğinin yapıldığını arz etmenizi, tekerrüründe hakkınızda yasal işlem yapılacağını bilmenizi rica ederim." şeklindeki bu emre rağmen, sanığın 20, 21 ve 22 Eylül 2002 tarihlerine ait günlük yoklama çizelgelerini hazırlamadığı, 23.9.2002 tarihinde Askerlik Şubesi Başkanına bilgi vermeden mesaiden ayrıldığı, tamamladığı ve tamamlamadığı işlemler konusunda 24.9.2002 günü Askerlik Şubesi Başkanına yazılı bilgi verdiği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
İddianamede, yazılı emrin bütününe yer verilmiş, ancak "...sanığın Askerlik Şube Başkanı tarafından kendisine verilen yazılı emre rağmen günlük yoklama çizelgesini hazırlama görevini hiç yerine getirmediği ve sonucu 23.9.2002 günü saat 17.00'ye kadar bildirmemek suretiyle emre itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği..." biçiminde iddia konusu yapılan eylem açık bir şekilde belirtilmiş; aynı şekilde askeri mahkeme gerekçeli hükmünde, yazılı emri aynen nakletmekle birlikte, "...böylece sanığın Askerlik Şube Başkanı tarafından kendisine yazılı olarak verilen günlük yoklama çizelgelerinin hazırlanarak gönderilmesi ve 23.9.2002 günü saat 17.00'ye kadar işlem yapılmamış evrakların gereğinin yapılarak, yapıldığını arz etmesi yönündeki hizmete ilişkin ve sanığa imza karşılığı tebliğ edilerek somutlaştırılmış emre rağmen günlük yoklama çizelgesini hazırlama görevini hiç yerine getirmemek ve sonucu da 23.9.2002 günü saat 17.00'ye kadar Şube Başkanına bildirmemek suretiyle enire itaatsizlikte ısrar suçunu işlediği..." kabulüne yer vermiş; kısaca, yazılı emirde işlem görecek bir çok evrak tanımlaması yapılmasına karşın, sadece "günlük yoklama çizelgelerinin hazırlanmaması eylemi" iddia ve hüküm konusu yapılmıştır. Dolayısıyla, sanığın kadro görevinin gereği olan tüm vazifeleri yapmamasına ilişkin bir iddia ve hüküm mevcut değildir.
Öte yandan; görev talimatında yazılı görevlerin tümünün veya bir kısmının yapılmadığını tespit eden amirin hizmetin ifasına yönelik olarak verdiği somut emirlerin memur (veya ast) tarafından yapılmaması durumunda, TCK'nın 230/1 inci maddesinin "...veya üstünün yasaya göre verdiği buyrukları geçerli bir neden olmadan yapmayan memur..." cümlesindeki maddi unsuru gerçekleştiği bir an için akla gelebilir ise de; bu noktada failin kastı, statüsü ve ihlâl edilen hukuki menfaat göz önünde bulundurulmalıdır.
Kadro görevi itibariyle yapması gerekenleri yapmayan memurun görevini ihmal kastıyla hareket ettiği, ancak, bu durumun tespitinden sonra amirinin görevin ifasına dair emrini yerine getirmeyen memurun bu kez emre itaatsizlik kastının ortaya çıktığı açıktır. İlk durumda kamu hizmetinin aksaması söz konusu iken, ikinci durumda ayrıca kurumun iç disiplini ihlâl edilmektedir. Nitekim disiplinin vazgeçilmez bir unsur olduğu TSK'nın kendine özgü yapısı nazara alınarak hazırlanmış Askeri Ceza Kanununda amirin hizmete ilişkin emirlerinin gereğinin yapılmaması özel bir suç olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle; görevini yapmayan askeri şahıslara görevlerini yapmaları hususunda verilmiş somut emirlerin emre itaatsizlikte ısrar suçunu oluşturabileceği aşikârdır.
Somut olayımızda; Askerlik Şubesi Başkanlığında 1 inci Kısım Amiri olarak görev yapan sanığın, pek çok konuda (personel, ikmal, maliye, emniyet, seferberlik, inşaat ve verilen sair işler) görevlerinin bulunduğu, bu görevlerinden bir kısmını yapmadığının tespit edilip Askerlik Şubesi Başkanı tarafından bu belirli işlerin tamamlanması için emir verildiği, tamamlanması istenilen işlerin 20.9.2002 tarihinde yapılmadığı belirlenen hususlardan ibaret
olduğu, yazılı emrin bu işlere münhasıran düzenlendiği, nitekim sanığın 24.9.2002 tarihinde Askerlik Şubesi Başkanına sunduğu yazılı beyanında her bir eksikliğe ilişkin somut cevaplar verdiği, dolayısıyla verilen yazılı emrin belirli işleri kapsayan, anlaşılır ve muayyen bir emir olup, doğrudan askerlik maksat ve menfaatlerini ilgilendirmesi nedeniyle hizmete ilişkin olduğu hususunda herhangi bir tereddüt bulunmadığı, bütünü itibariyle dahi ASCK'nın 87 nci maddesinde düzenlenmiş suça vücut verebilecek nitelikte bir emir olduğu açık olan yazılı emrin sadece "günlük yoklama çizelgelerinin hazırlanması" bölümünün iddia ve hüküm konusu yapıldığı ve söz konusu belgeleri hiç düzenlemeyen sanığın memuriyet görevini ihmal kastının ötesinde amirinin emrinin gereğini yapmamak kastıyla hareket etmesi nedeniyle emre itaatsizlikte ısrar suçunun sübuta erdiği kanısına varılmış; yasaya uygun bulunan mahkûmiyet hükmünü onayan Daire kararı yerinde olduğundan, Başsavcılığın isabetli görülmeyen itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy