(353 S. K. m. 177)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken mesele; atılı emre itaatsizlikte ısrar suçlarının sübuta erip ermediğine ilişkindir.
Daire; iddia konusu emre itaatsizlikte ısrar eylemlerinin sübuta ermediğine ilişkin kabul ve değerlendirmede herhangi bir isabetsizlik görmeyerek Askeri Savcının temyiz itirazının reddiyle beraata ilişkin hükümlerin oyçokluğuyla onanmasına karar vermiş iken,
Başsavcılık, atılı emre itaatsizlik suçlarının sübuta erdiğine yönelik temyiz itirazının haklı ve yerinde olduğunu ileri sürerek, beraat hükümlerinin esas yönünden bozulmaları istemiyle daire kararına itirazda bulunmuştur.
Daireler Kurulu önüne getirilerek çözümlenmesi istenen hukuki meselenin çerçevesi bundan ibaret ise de, Askeri Mahkemece tesis edilen beraat kararlarının herhangi bir usule aykırılık içerip içermediğinin ya da eylem bütünü içerisinde noksan soruşturma teşkil edebilecek herhangi bir eksiklik bulunup bulunmadığının da öncelikli mesele olarak tartışılıp değerlendirilmesi gerekmektedir.
Sanıklardan Ord.Onb. S.Ö.'nün istinabe suretiyle tespit olunan 26.12.2002 tarihli sorgusunda 353 sayılı Kanunun 177/1 inci maddesinin amir hükmüne rağmen, celseye katılan tutanak kâtibinin imzasının yer almadığı görülmektedir.
Sanık S.Ö., tutanak kâtibinin imzasının bulunmadığı 26.12.2002 tarihli istinabe sorgusunda; "kışlaya soktuğu alkollü içkiyi pentatlon sahasında diğer sanık V.B. ile birlikte içtiklerine" ilişkin hazırlık ifadesini reddetmiştir.
Askeri Mahkeme; son soruşturma safhasında isnat konusu eylemleri işlemediğini ileri süren S.Ö.'nün bu doğrultudaki anlatımlarının aksinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle, istinabe sorgu zaptında yer alan bu beyanlara itibar ederek her iki sanık hakkında beraat kararı vermiştir.
Yargılama konusu eylemin failleri olan sanıkların ileri sürdüğü sorgu ve savunmalarının kendilerini müdafaa etme amacının yanında; organik bütünlük arz eden eylemleri aydınlatabilme işlevi de bulunmaktadır.
Müştereken hareket ettikleri ileri sürülen sanıklardan birinin yapabileceği açıklamaların maddi gerçeğin açıklığa kavuşturulması adına diğeri açısından da esaslı derecede delil teşkil edebileceği açıktır. Aynı zaman ve mekân içerisinde işlendiği iddia olunan eylemlerle suçlanan sanıklar bu anlamda birbirlerine ait fiillerin karşılıklı görgü tanığı durumundadır.
Tüm bu nedenlerle; sanıklardan Ord.Onb. S.Ö.'nün sorgu ve savunmasında celseye katılan tutanak kâtibinin imzasının bulunmamasının, her iki sanıkla ilgili beraat kararlarının öz ve sıhhatini etkileyecek nitelikte bir aykırılık olduğu sonucuna varılarak, hükümlerin öncelikle usul yönünden bozulmalarına karar verilmiştir.
Diğer yandan, "16.7.2002 tarihinde yapılan yat yoklamasından sonra habersizce yapılan sayımda bölükte olmadıkları belirlenen S.Ö. ve V.B.'nin, yapılan aramaların ardından alkollü olarak birliklerine döndüklerine" ilişkin dosyada yer alan tutanakta imzaları bulunan Ord. Çvş. H.T., Astsb. M.Ş. ve P.Yzb. E.A.'nın bu tespite götüren bilgi ve kanaatlerinin nelerden ibaret olduğunun adı geçen kişilerin ifadelerine başvurularak açıklığa kavuşturulmamış olmasının da noksan soruşturma teşkil ettiği kanaatine varılmıştır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy