(1632 S. K. m. 90)
İncelenen dosya içeriğine göre, Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlığın konusu atılı eylemlerin hukuki vasfının belirlenmesinden ibarettir.
Daire; yakalanmakla son bulan mehil içi silahlı firar olarak nitelendirilen eylemin disiplin tecavüzü mahiyetinde olduğuna mukavemet olarak vasıflandırılın eylemin ise askeri eşyayı özel menfaatinde kullanmak suçunu oluşturduğunu karar vererek, yakalanmakla son bulan mehil içi silahlı firar suçuyla ilgili mahkûmiyet hükmünün esas, amire mukavemet suçuyla ilgili mahkûmiyet hükmünün ise vasıf yönünden bozulmalarına karar vermiş iken,
Başsavcılık ise, yakalanmakla son bulan mehil içi silâhlı firar suçuyla ilgili mahkumiyet kararının onanması, amire mukavemet suçuyla ilgili hükmün ise hazine zararının tespitindeki isabetsizlik nedeniyle uygulama yönünden bozulması istemiyle Daire kararına karşı itirazda bulunmuştur.
Hatay/Kırıkhan-Curcurum 9 uncu Hd. Bl. K. lığı merinde askerlik hizmetini sürdüren P.Er K.Ç. nin 19.2.2001 günü saat 16.00 sularında pusu görevine gitmek üzere hazırlık yaptığı bir esnada aniden verdiği bir kararla hamili bulunduğu G-3 piyade tüfeğini tam dolduruşa getirerek karakoldan koşarak uzaklaştığı, yakında bulunan P.Çvş.S.A.' nın geri dönmesi hususundaki ikazlarını dikkate almayan sanığın silahıyla koşmaya devam ettiği, durumu öğrenen Karakol Komutam Atğm.A.Y.' nin refakatine aldığı askerlerle bittikte K.Ç yi takibe başlayarak silâhını bırakıp teslim olması için müteaddit kes da bulunduğu, bu uyarılara aldırış etmeyen sanığın canlı kişileri hedef almadan havaya 2 el ateş ettiği, karakolun geri hattı olarak tanımlanan bölgeye geçerek burada havaya 15 el daha ateş ettiği, alay mahalline gelen Bölük Komutanı P.Yzb.A.B.' nin silâhını bırakıp teslim olması hususundaki amirlerine riayet etmeyen K.Ç.' nin bir müddet boş arazide beklemesinin ardından, Bölük Komutanının ısrarlı telkinleri üzerine ikna olarak eylemine son verdiği sabit olup, esasen olayın cereyan şekli konusunda Daire ile Başsavcılık arasında herhangi bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır.
A- Yakalanmakla son bulan mehil içi silahlı firar suçu yönünden yapılan inceleme:
Sanık K.Ç. Askeri Savcı ve Askeri Muhkeme tarafından tespit olunan sorgusunda, birlikte görev yaptıkları üst devrelerin kendisine sürekli kötü muamelede bulunduklarını, sakinleşmek için kullandığı ilâcın başka bir asker tarafından alındığını, bu da yetmiyormuş gibi kendisine eziyet edildiğini, tüm bunların etkisinde kalarak bunalıma girdiğini, bu durumları komutanlarına bildirip kendisiyle ilgilenilmesini sağlamak maksadıyla karakoldan uzaklaştığını, firar niyetiyle hareket etmediğini, ileri sürmüştür.
Sanık; saat 16.00 sularında silahıyla birlikte karakoldan koşarak uzaklaşmasının ardından zaman zaman devriye görevlilerin konuşlandırıldığı, boş arazi parçasına gitmiştir.
Dosyada yer alan keşif tutanağından da anlaşılacağı üzere; karakola 650-700 metre mesafede bulunan bu bölge sanığın saklanmasını sanığın saklanmasını temin edecek arazi yapısına sahip değildir.
K.Ç.' nin karakoldan uzaklaştığı güzergâh içerisinde, gizlenmesine veya kurtulmasına imkân sağlayacak herhangi bir yapı veya barınak da bulunmamaktadır.
Sanık, karakoldan daha fazla uzaklaşma imkânına fiilen sahip olmuşum rağmen, hareketlerine devam etmeden beklemeyi tercih etmiştir. Dosyada yer alan bilgilere göre, sanık 4-5 saat süren eylemine olay mahalline gelen Bölük Komutanı P.Yzb. A.B. nin Sen Türk askeri değil misin? Benim askerim değil misin? sözleri üzerine kendiliğinden son vermiştir.
Olayın genel seyir biçiminde yer alan ayrıntı ve unsurların, sanığın eylemini firar kastıyla gerçekleştirmediği yönündeki beyanlarını doğruladığı görülmektedir.
Bu itibarla; firar suçunun kanuni unsuru niteliğinde olan "vazifesi icabı bulunması gereken mahalli terk etme" koşulunun yargılama konusu olay açısından gerçekleşmediği sonucuna varılmıştır.
Tüm hu nedenlerle; atılı eylemin disiplin tecavüzü niteliğinde olduğunu kabul ederek, yakalanmakla son bulan mehil içi silahlı firar suçuyla ilgili mahkûmiyet hükmünü esastan bozan Daire kararında kanuna aykırı bir yön ve isabetsizlik görülmedikinden, hükmün onanmasına karar verilmesi istemiyle yapılan Başsavcılık itirazının reddine karar verilmiştir.
B- Amire mukavemet suçu yününden yapılan inceleme:
Yargılama konusu eylem bütünü içerisinde silâh ve mühimmatı ile karakoldan hızla uzaklaşan sanık K.Ç.' nin; önce P. Çavş. S.A. ve hemen ardından peşinden gelen karakol Komutanı Atğm. A.Y.' nin karakola geri dönmesi ve silahını bırakarak teslim olması hususundaki hizmete ilişkin talep ve uyarılarını dikkate almadığı, bu yöndeki emirlerin ifasını engellemek ve eylemindeki kararlılık unsurunu vurgulamak maksadıyla canlı kişileri hedef almadan çevreye rasgele ateş etliği dosya kapsamından anlatmaktadır.
ASCK' nın 90 uncu maddesi; "Bir amiri veya mafevkim zorlu ve tehdit ile hizmet emrini ifadan menetmeğe yahut hizmete müteallik bir muameleyi yapma veya yapmamak için zorlamaya kalkışan mukavemet cürmünü yapmış olur." hükmünü içermektedir.
Maddede, bir amiri veya üstü zorla ve tehditle hizmet emrini yapmaktan alıkoymaya kalkışma ve bir amiri veya üstü zorla ve tehditle hizmete ilişkin bir işlemi yapması veya yapmaması için zorlamaya kalkışma biçimindeki eylemlerin üst veya amire mukavemet suçunu oluşturduğu açıklanmıştır.
Gerek öğretide ve gerek uygulamada, bir amiri veya üstü zorla ve tehditle hizmet emrini yapmaktan alıkoymaya kalkışma biçiminde tanımlanan eylem için; amir veya üstü baskı altına alarak hizmet emrini men etme, hizmete ilişkin işlemin yapılmasını ya da yapılmamasını saklama kastı ile hareket edilmesi gerektiği, amiri veya üstü zorla ve tehditle hizmete ilişkin bir işlemi yapması veya yapmaması için zorlamaya kalkışma biçiminde tanımlanan eylemde ise, kuvvet kullanarak men etme arzusunun yeterli olduğu kabul edilmektedir.
Sanığın silâh kullanma isteğini tatmin etmek ya da psikolojik açıdan rahatlamak maksadıyla ateş etmediği, disiplinsizlik teşkil eden eylemine son vermesi hususundaki ikaz ve müdahaleleri tesirsiz kılma amacıyla eylemini gerçekleştirdiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Yargılama konusu olayımızda, komutanların dikkatini çekecek bir eyleme sebebiyet vererek onlara sorunlarını bu yöntemle aktarmayı amaçlayan sanığın, belirli bir periyot içerisinde sürdürmeyi hedeflediği eylemine derhal son vermesine ilişkin emir niteliğindeki ikazlara aldırış etmemek ve peşindekilere gözdağı vermek maksadıyla toplam 17 el ateş etmesinden ibaret eylemin, verilen emrin icrasını engellemeye yönelik cebir, tehdit ve şiddet unsurlarını içermesi nedeniyle amire mukavemet suçunu oluşturduğu sonucuna varıldığından Dairenin atılı eylemin askeri eşyayı özel menfaatinde kullanmak suçunu oluşturduğuna ilişkin vasfa yönelik değerlendirmesinde isabet görülmemiştir.
Ancak, aşamalarda tespit olunan sorgularında devamlı surette kullandığı sakinleştirici ilâcın başka bir asker tarafından alınması üzerine bunalıma girerek anlı eylemleri gerçekleştirdiğini ileri süren sanığın içerisinde bulunduğu psikolojik rahatsızlıklarının nitelik ve safahatının yeterince araştırılmadan, dinlenilen bilirkişi raporuna itibar edilerek hükme varılması isabetli görülmemiştir.
Bu nedenle;
a) Kullandığı ilâç veya ilaçların tıbbi nitelisinin belirlenmesi,
b) Gerek olay tarihinden önce gerekse olaydan sonra psikiyatrik tedavi görüp görmediğinin araştırılması,
c) Bu bilgilerin temininin ardından, sanığın kadrosunda psikiyatri uzmanı bulunu askeri hastanede müşahede altına alınarak, gerek askerliğe elverişlilik gerekse cezai ehliyet durumunun sağlık kurulu raporu marifetiyle açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
Diğer yandan, sanığın doğmasına sebebiyet verdiği 17 adet mermi bedelinden ibaret toplam 7.194.561 TL. tutarındaki hazine zararının hatalı biçimde hesaplanarak 4.232.095 TL. üzerinden tazminine karar verilmesi de kanuna aykırı görülmüştür.
Belirtilen sebeplerden dolayı;
Amire mukavemet suçuyla ilgili Başsavcılık itirazının kabulü ile hükmün noksan soruşturma ve uygulama yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy