(1111 S. K. m. 77)
Daire ile As. Yargıtay Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, izin tecavüzü suçunda suçun başlangıç tarihinin hatalı tespit edilip edilmediği hususu ile sanığın mazeret olarak ileri sürdüğü hususların araştırılmasında noksan soruşturma bulunup bulunmadığına ilişkindir.
As. Yargıtay Başsavcılığı izin tecavüzü suçunda suçun başlangıç tarihinin yanlış belirlendiği, ayrıca sanığın mazeret olarak ileri sürdüğü hususların Askeri Mahkemece yeterince araştırılmadığı görüş ve düşüncesinde iken. Daire suçun başlangıç tarihinin doğru tespit edildiği ve davada noksan soruşturma bulunmadığı sonucuna varmıştır.
Dosyadaki delillere göre, acemi eğitimini tamamlayan sanığın 3.11.2001 tarihinde 10 gün dağıtım iznine gönderildiği, izin belgesinin arka yüzündeki izin belgesi talimatının sanığa 2.11.2001 tarihinde tebliğ edildiği, talimatın izin bitim tarihi olan 13.11.2001 günü saat 16.00'ya kadar dağıtım edildiği birliğe katılacağının belirtildiği anlaşılmaktadır. Asker bir şahsın izne ayrıldığı günün saati belirtilmediği ve bunun tespitinin mümkün olmadığı hâllerde izne ayrıldığı günün son saatinde birliğinden ayrıldığı kabul edilerek suç tarihinin ona göre belirlenmesi Askeri Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatları gereği ise de;
1111 sayılı Askerlik Kanunun 77/2 nci maddesinde; "Acemi eğitimini tamamlayanlara kanuni İzinlerinden sayılmak üzere yol dahil on güne kadar izin verilebilir" hükmü yer almaktadır. Sanığın kendisine on günden az izin verildiğine ilişkin bir iddiasının bulunmaması, ifadesinde saatini bildirmemekle beraber 3.11.2001 günü izne ayrıldığını bildirmesi, dağıtım izninin 10 güne kadar verilmesi ve bu iznin 13.11.2001 günü saat 16.00'da sona erdiği hususunun sanığa imza ettirilerek tebliğ edilmesi hususları göz önüne alındığında; sanığın dağıtım izninin 13.11.2001 günü saat 16.00'da sona erdiğini kabul etmek, suçun başlangıç tarihini de bu tarihten başlatmak gerektiğinden, As. Yargıtay Başsavcılığının suçun başlangıç tarihinin 14.11.2001 tarihinden itibaren başlatılmasına ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir.
Askeri Yargıtay Başsavcılığının sanığın mazeret olarak ileri sürdüğü hususların yeterince araştırılmadığı, bu konuda noksan soruşturma bulunduğuna ilişkin itirazının incelenmesinde;
Sanığın, izin tecavüzünde iken yakalandıktan sonra Merkez Komutanlığınca alınan ifadesinde; "maddi ve ailevi problemlerinden dolayı birliğine katılamadığını" Birlik Komutanlığınca alınan ifadesinde "Ağabeyi İ.A.'nın 11.11.2001 günü bir kavga sonucu bıçaklanarak yaralandığını, onun tedavi masraflarını karşılamak için birliğine zamanında katılamadığını", tutuklama istemi ile sevk edildiği Askeri Mahkemece alınan ifadesinde: "11.11.2001 günü ağabeyi İsmail'in bir olayda karnından bıçakla yaralandığı, ağabeyini Hacettepe Tıp Fakültesi Hastanesine götürdüklerini, iki hafta kadar tedavi gördüğünü, maddi durumları zayıf olduğu için ağabeyinin tedavi masraflarını karşılamak maksadıyla izninden zamanında dönemediğini", duruşma ifadesinde önceki ifadelerinin doğru olduğunu bildirdiği görülmüştür.
Sanığın ifadesinde mazeret olarak ileri sürdüğü ağabeyi İ.A'nın yaralanması olayının araştırılması amacıyla Askeri Mahkemece Hacettepe Üniversitesi Hastanesi Baştabipliğinden gerekli araştırmanın yapıldığı, sanığın kardeşi İ.A.'nın yaralandığına ve tedavisinin yapıldığına ilişkin bir kayda rastlanmadığı, ancak adı geçenin 8.11.1989 tarihinde Hacettepe Üniversitesi Göz Hastalıkları bölümünde tedavi edildiğinin bildirilerek buna ait evrak suretlerinin gönderildiği, ikinci kez aynı hastane acil servisinde sanığın kardeşinin tedavi edilip edilmediği hususunun sorulduğu, belirtilen tarihlerde sanığın kardeşinin acil servisle tedavi edildiğine ilişkin kaydın bulunmadığı bildirildiği, ayrıca Askeri Mahkemece Çankaya Emniyet Müdürlüğünden de olayın sorulduğu, ancak böyle bir olay kaydına rastlanmadığının bildirildiği görüldüğünden, sanığın kabul edilebilir bir mazeretinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Kaldı ki, yaralanma olayı doğru olsa dahi, baba ve annesinin sağ olduğu dosyada mevcut aile nüfus kaydından anlaşıldığından gecikmesi haklı görülemez. Esasen sanığın yakalanarak ele geçirilmesi nedeniyle birliğine dönme iradesi de bulunmamaktadır. Bu nedenle Başsavcılığın, sanığın mazeretinin yeterince araştırılmadığına ilişkin itirazı kabule değer bulunmamış; reddine karar vermek gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy