(1632 S. K. m. 73)
Daire ile Yerel Mahkeme arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken sorun, sanıkta dehalet kastının bulunup bulunmadığı, dolayısıyla hakkında ASCK nın 73 üncü maddesinin uygulanıp uygulanmayacağına ilişkindir.
Daire sanığın hırsızlık suçundan yakalandığında asker kişi olduğunu belirtmek suretiyle dehalet kastını ortaya koymakla hakkında ASCK' nın 73 üncü maddesinin uyarlanması gerektiğini belirtirken; Yerel Mahkemece, sanığın yakalanarak ele geçtiği, teslim olma iradesi bulunmadığı, dolayısıyla hakkında ASCK' nın 73 üncü maddesinin uygulanamayacağı kabul edilmektedir.
Dosyadaki delillere göre;
Ankara GES. Ds. Tb. Mhf. Bl. K. lığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta olan sanığın, 19.7.2002 tarihinde gönderildiği çarşı izninden aynı gün saat 17.00' ye kadar dönmesi gerekirken dönmediği ve firar ettiği, 14.8.2002 günü 01.30 sıralarında İzmit Derince Tren İstasyonu görevlilerinin ihbarı üzerine Deniz Mahallesi Zübeyde Hanım park içinde bulunan Belediyeye ait boş büfenin alüminyum doğramalarını arkadaşı ile birlikte sökerken yakalandığı, asker, olduğunu ve birliğinden firar ettiğini söylemesi üzerine C.Başsavcılığınca serbest bırakılınca, İzmit Merkez Komutanlığına teslim edildiği ve İzmit Askerlik Şubesince adamlı olarak birliğine sevk edildiği, suç tarihlerinde ve hâlen askerliğe elverişli olduğunun, cezai ehliyetinin tam olduğunun belirlendiği, bu suretle 19.7.2002-14.8.2002 tarihleri arasında firar suçunu işlediği anlaşılmaktadır. Bu konuda Daire ile Yerel Mahkeme arasında hiçbir ihtilâf da bulunmamaktadır.
Mütemadi suçlardan olan firar suçunda temadi, kıt' asından veya görevi icabı bulunmak zorunda olduğu yerden izinsiz olarak uzaklaşmakla başlar, kendiliğinden kıt' asına katılmak, ya da askeri birlik ve kuruma veya resmi makamlara başvurmak/teslim olmak, yahut yetkili makamlarca yakalanmakla sona erer. Başka bir deyimle temadi, iradi olarak (kendiliğinden katılma veya teslim olma) veya gayri iradi olarak (yakalanma) sona erer.
ASCK' nın 73 üncü maddesinde, kaçak kaçtığından altı hafta, seferberlikte bir hafta içinde kendiliğinden gelirse... denilmektedir.
Bu maddenin uygulanabilmesi için, failin kendi serbest iradesiyle firar durumuna son vermesi, kendiliğinden kıt asına dönmesi veya resmi kuruluşa müracaat etmesi gerekmektedir. Uygulamada kıt asına veya resmi bir makama henüz teslim olmamakla birlikte, failin kıt' asına dönmek ya de teslim olmak istediği dış dünyaya yansıyan davranışlarından anlaşılabiliyorsa, yakalanmış olsa bile "3. üncü maddeden yararlanabileceği kabul edilmektedir. (Birliğine dönmek üzere hareket eden failin yolda yakalanması gibi, Askeri Yargıtay 1 inci Dairesinin 2.2.1970 gün ve 1970/54-53, 2 inci Dairenin 22.4.1987 gün ve 1987/245-247, 3 üncü Dairenin 31.5.1965 gün ve 1965/471-455 sayılı, kararları). Kendiliğinden teslimden söz edebilmek için, failin teslim olmayı istemesi ve bu yöndeki iradesini gösteren davranışlar sergilemesi icap eder.
Somut olaya baktığımızda; sanık, bir arkadaşı ile birlikle büfenin alüminyum doğramalarını çalıp satmak için sökerken ihbar üzerine emniyet görevlilerince suçüstü yakalanmış, kimliği sorulduğunda asker olduğunu, firari durumda olduğunu belirtmiştir. Sanık birliğine teslim olmak için giderken yakalanmamış veya kendi serbest iradesi ile teslim olmamıştır. Sanığın bu şekilde yakalanması sonucu kimliği sorulduğunda asker olduğunu söylemedi dehalet olarak kabul edilemez. Sanık, kendisini cezai takibattan kurtarmak veya başka bir nedenle görevlilere asker olduğunu söylemiş olabilir.
Sanık, hırsızlık yaparken tamamıyla kendi iradesi dışında suçüstü yakalandığından ve dosyada firar halini sona erdiren, kendiliğinden birliğine dönme iradesinde olduğunu gösteren hiçbir delil bulunmadığından ASCK nın 73 üncü maddesinden yararlanması söz konusu olamaz. Bu itibarla Mahkemenin direnme kararı yerinde bulunmakla; usul, sübut, vasıf, takdir ve uygulama yönlerinden de kanuna aykırılık bulunmayan direnme hükmünün onanmasına karar vermek gerekmiştir. (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 28.6.1958 gün ve 1958/1765-85, 9.3.1995 gün ve 1995/27-27, 20.4.1995 gün ve 1995/44-44, 23.5.1996 gön ve 1996/81-78, 20.5.1999 gün ve 1999/81-105, 14.6.2001 gün ve 2001/61-62, 8.11.2001 gün ve 2001/95-97; 1 inci Dairenin 27.11.1962 gün ve 1961/3250-3256, 10.12.1963 gün ve 1963/2335-1222, 3 üncü Dairenin 14.5.1996 gün ve 1996/267-265 sayılı kararları da aynı doğrultudadır.)
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy