(1632 S. K. m. 87)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken sorun, sanığa yüklenen emre itaatsizlikte ısrar suçunun unsurları itibariyle oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Daire, sanığa yüklenen suçun manevi unsur itibariyle oluşmadığını kabul ederken, Başsavcılık sanığa yüklenen suçun unsurları itibariyle oluştuğu görüşündedir.
Erzurum/Kesikköprü 4 üncü Zh.Tug.l inci Zrh.Tb.Kh.Bl.K.hğı emrinde askerlik hizmetini yapmakta olan sanığın, 11.7.2002 günü 17.00-20.00 saatleri arasında benzinlik nöbetçisi olduğu, bu nöbetin nöbetçi onbaşı tarafından sabahleyin sanığa bildirildiği, aynı gün öğle saatlerinde yapılan içtimada Bölük Komutanı tarafından, görevli personel ayrıldıktan sonra, nöbet saatleri belirtilmeksizin nöbetçi olanların ayrılması, diğerlerinin Kandilli'de düzenlenen eğlenceye gidebilecekleri yönünde emir verildiği, görevli ve nöbetçi personel dışındaki erbaş ve erlerin çoğunluğunun saat 14.30 sıralarında Kandilli'de düzenlenen ve Kesikköprü'deki birliğe 4,5 km. uzaklıktaki eğlenceye gittikleri, eğlenceye yaya olarak gidilip, eğlence bittikten sonra yine yaya olarak saat 17.30 sıralarında birliklerine döndükleri, nöbet öncesi nöbetçi onbaşı tarafından yapılan aramada, sanığın birlik içinde olmadığının ve eğlenceye gittiğinin belirlenmesi üzerine, sanığın yerine başka bir arkadaşının nöbete gönderildiği ve bu şahsın nöbetinin de sanık tarafından tutulduğu sanığın ikrarı, tanıklar Onb.B.Ö. ve Astsb.Bçvş.A.K.'nın yeminli anlatımları ve dosyadaki yazılı delillerden anlaşılmaktadır.
Sanık sorgu ve savunmalarında, nöbetçi onbaşının sabahleyin kendisine 17.00-20.00 saatleri arasında benzinlik nöbeti olduğunu bildirdiğini, öğle içtimasında nöbeti olanların bölükte kalmaları şeklindeki emri duymadığını, nöbeti olduğunu unuttuğu için eğlenceye gittiğini, 17.30 da eğlenceden döndüklerinde nöbeti olduğunu hatırladığını beyan etmiş,
Tanık olarak ifadesine başvurulan Astsb.Bçvş.A.K., Bölük Komutanının nöbet saati belirtmeksizin nöbetçi olanların ayrılmasını emrettiğini, eğlencelerin genelde saat 17.00 civarında sona erdiğini, sanığa eğlence dönüşü sorduğunda nöbeti olduğunu bilmediğini, bilmiş olsaydı eğlenceye gitmeyeceğini söylediğini belirtmiş; yine tanık olarak dinlenen nöbetçi Onbaşı B.Ö. de, sanığın nöbet hizmetinde çok hassas davrandığını, hiçbir uyarıya gerek kalmadan nöbet için hazırlığını yapıp nöbetine gittiğini, sanığın yerine başka birinin nöbete gönderildiğini, o şahsın yerine de sanığın nöbet tuttuğunu ifade etmiştir.
Kast, suçu teşkil eden hareketin neticelerini bilerek ve isteyerek işlemek iradesidir. Kast, failin iç dünyasını ilgilendirir. Kastın belirlenmesinde, failin dışa yansıyan davranışlarından hareketle bir sonuca varılabilir. Olayların özelliklerine göre, failin olaydan önceki ve sonraki davranışlarının ölçü alınması gerekir. Eylemin kasıtla işlendiğinin kabulü için; sanığın hareketi, iradi olarak arzuladığı neticeyi elde etmek amacıyla bilerek ve isteyerek yaptığının, hiçbir şüphe ve tereddüde yer vermeyecek biçimde ortaya konulması gereklidir. Eylemin kasten gerçekleştirildiği konusunda şüphe varsa bu durum sanık lehine yorumlanmalıdır.
Mahkeme her olayın özelliğine göre, delilleri değerlendirirken sanığın suç işleme iradesine bakacak, suç işleme iradesini tespit ederse mahkûmiyet kararı verecektir.
Bu açıklamaların ışığında olayı değerlendirdiğimizde; Bölük Komutanı tarafından öğle içtimasında hangi nöbetçilerin bölükte kalacağının açıkça belirtilmemiş olması, sanığın aşamalardaki ifadelerinde nöbeti olduğu bildirilmekle beraber, eğlenceye giderken unutmuş olduğunu samimiyetle söylemesi, eğlenceden döndükten sonra nöbeti olduğunu hatırlayınca gecikmiş olmakla birlikte nöbeti tutma iradesini göstermesi, daha önceki nöbetlerinde gösterdiği hassasiyet birlikte değerlendirildiğinde, sanığın savunmasının aksini, dolayısıyla suç işleme kastıyla hareket ettiğini gösterir kesin ve inandırıcı deliller ortaya konulamadığından, suç işleme kastının şüpheli kaldığının kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenle Mahkemece dosya içeriğine ve oluşa uygun düşen gerekçelerle verilen beraat kararında yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Bu itibarla, Başsavcılığın itiraz sebepleri yerinde görülmemiş ve reddi gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy