(353 S. K. m. 228)
İnceleme konusu olayda Daire ile Askeri Yargıtay Başsavcılığı arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunda çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, hükümlünün yargılamanın yenilenmesi isteminin esas itibariyle kabulüne karar verilip verilemeyeceğine ilişkindir.
Daire, hükümlünün yargılamanın yenilenmesi dilekçesi ekinde delil olarak sunduğu istirahat raporlarının, yeni delil veya vakıa özelliğini taşımadığını kabul ederken, Askeri Yargıtay Başsavcılığı bu delillerin gerçek ve geçerli olup olmadığının araştırılması için yargılamanın yenilenmesi isteminin esas itibariyle kabulüne karar verilmesi gerektiği görüşündedir.
Dosyanın incelenmesinde; Yedek Subay Aday Adayı olan H.C.C'nin 22.5.1999-3.4.2000 tarihleri arasında bakaya suçunu işlediği sabit görülerek Dağ Komando Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 13.9.2000 gün ve 2000/582-383 sayılı kararıyla ASCK'nın 63/1-A, TCK'nın 59 ve 647 sayılı Kanunun 4 üncü maddeleri uyarınca 304.200.000 TL.sı ağır para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, taraflarca temyiz edilmeyen kararın 25.12.2000 tarihinde kesinleştiği, para cezasının 15.6.2001 tarihinde infaz edildiği dosyada mevcut belgelerden anlaşılmaktadır.
Sanık müdafii önce 23.12.2002 tarihli dilekçesinde yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunarak ekinde Nazilli Devlet Hastanesinin (majör depresyon) tanısıyla 2.7.1999 tarih ve 427 sayılı 2 ay istirahat ihtiva eden raporunu, daha sonra da 9 Ocak 2003 tarihli dilekçesi ekinde 20.5.1999 tarihli 5 günlük, 20.9.1999 tarihli 5 günlük, 9.11.1999 tarihli bir hafta, 20.1.2000 tarihli bir hafta, 20.3.2000 tarihli 10 gün istirahat ihtiva eden özel doktor reçete fotokopilerini ibraz ederek, suç tarihlerinde müvekkilinin rahatsızlığını ileri sürerek yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunmuştur.
Hükümlünün lehine yargılamanın yenilenmesi ile ilgili düzenlemenin yer aldığı 353 sayılı Kanunun 228/E maddesinde "yeni vakıalar veya yeni deliller ileri sürülüp de bunlar yalnız başına veya daha önce irat edilen delillerle birlikte göz önünde tutuldukları takdirde hükümlünün beraatını veya daha hafif cezayı gerektiren kanun hükmünün uygulanması ile hükümlülüğü gerektirebilecek nitelikte olursa" denilerek yeni vakıa veya yeni delillerin hangi hâl ve şartlarda hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi sebebi teşkil edeceği gösterilmiştir.
Anılan maddede sözü edilen yeni delil veya vakıa sadece hükümlü için yeni delil değil, hüküm kuran mahkeme için yeni delil veya vakıa olmalı, mahkeme dava dosyasında bulunmayan o delili görmediği veya yeni vakıa ile ilgili bilgi ve belgeler dosyaya intikal etmemiş olması nedeniyle yeni delil veya vakıadan haberdar olmadığı için değerlendirmeye alamamış ve o şekilde karar vermiş olmalıdır.
İnceleme konusu olayda; sanık müdafiinin yargılamanın yenilenmesi istemine konu sonradan ibraz ettiği raporlar, mahkemenin hüküm verdiği sırada bilgisi dahilinde olmayan yargılama aşamasında değerlendirmeye tâbi tutulmayan ancak gerçek ve geçerli oldukları belirlendiği takdirde sanık lehine hüküm verilmesini gerektiren yeni delillerdir. Bu doktor raporlarında belirtilen rahatsızlıkların hükümlü bakımından haklı ve kabul edilebilir bir mazeret teşkil edip etmediğinin belirlenebilmesi, somut olarak bir kanaate varılabilmesi için raporların gerçek ve geçerli olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Bu araştırma yapılmadan raporların gerçeği yansıtmadığı veya yeterli yeni delil niteliğinde olmadığı söylenemeyeceğinden Askeri Yargıtay Başsavcılığının itirazı yerinde görülerek, hükümlü müdafiinin yargılamanın yenilenmesi isteminin esas itibariyle kabulüne ve Daire kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy