(647 S. K. m. 6)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunda çözümlenmesi gereken sorun, sanık hakkında, Yerel Mahkemece hükmedilen ağır para cezasının ertelenmesine yer olmadığına karar verilirken gösterilen gerekçenin yasal ve isabetli olup olmadığına ilişkindir.
Daire, önceki mahkûmiyet adlî sicilden çıkarılmış ve esasen vaki olmamış sayılsa bile, bunun suça eğilimli kişilik göstergesi olarak kabulünün her zaman mümkün bulunduğunu kabul ederken; Başsavcılık, bu şekildeki kabulün TCK'nın 95 ve Adlî Sicil Kanununun 8 inci maddelerinin konuluş amacına aykırı olduğunu, Mahkemece gösterilen gerekçenin yasaya aykırı ve isabetsiz bulunduğunu ileri sürmektedir.
15 inci Füze Üs Komutanlığı emrinde görevli olan sanığın, 6.10.2000 tarihinde nöbetçi amiri iken 06.30 sıralarında erat koğuşuna gittiğinde koğuştaki eratın çoğunun uyuduğunu görünce koğuş sorumlusu Er İ.Y.'yi koğuştaki eratı niçin kaldırmadığından bahisle tokatlayıp yumrukla vurmak suretiyle asta müessir fiil suçunu işlediği, mağdur İ.Y., tanıklar M.Ç., T.A., H.K., E.G., M.D., M.B.'nin birbirini doğrulayan ve tamamlayan ifadelerinden anlaşılmakla, suçun sübutu, vasfı, cezanın asgarî hadden takdiri ve para cezasına çevrilmesi konusunda Daire ile Başsavcılık arasında hiçbir ihtilâf bulunmamaktadır.
Cezaların ertelenmesi 647 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, Adliye mahkemelerince para cezasından başka bir ceza ile mahkûm olmayan kimse, işlediği bir suçtan dolayı ağır veya hafif para veya bir yıla kadar (bir yıl dahil) ağır hapis veya iki yıla kadar (iki yıl dahil) hapis veya hafif hapis cezalarından biriyle mahkûm olur ve geçmişteki hâli ve suç işleme hususundaki eğilimine göre cezanın ertelenmesi ilerde suç işlemekten çekinmesine sebep olacağı hakkında mahkemece kanaat edilirse, bu cezanın ertelenmesine hüküm olunabilir denilmektedir.
Ertelemenin şartlarını şu şekilde sıralayabiliriz;
a) Sanığın, daha önce adliye mahkemelerince para cezasından başka bir ceza ile mahkûm edilmemiş olması,
b) İşlenen suçtan verilen cezanın ağır veya hafif para cezası, bir yıla kadar ağır hapis, iki yıla kadar hapis, ya da hafif hapis cezası olması,
c) Sanığın, geçmişteki hâli ve suç işleme hususundaki eğilimine göre cezanın ertelenmesi ileride suç işlemekten çekinmesine sebep olacağı hakkında mahkemece kanaat edinilmesi gerekir.
Sanık, sorgu ve savunmalarında, hakkında verilecek cezanın ertelenmesi ile ilgili bir talebi olmamakla beraber; Mahkemece resen sanık hakkında verilen ağır para cezasının ertelenmesine yer olmadığına karar verildiğinden, sanık da, temyiz dilekçesinde cezanın ertelenmemesinin yasaya aykırı olduğunu ileri sürmesi nedeniyle, bu konuda gösterilen gerekçenin yasaya ve dosya içeriğine uygun olup olmadığı temyiz incelemesi sırasında Yargıtayca denetlenecektir.
Ertelemeye yer olmadığına karar verilirken gösterilen gerekçenin, soruşturma aşamasında izlenen sanığın kişiliği ile ilgili bilgi ve belgelerin yerinde değerlendirildiğini gösterir biçimde geçerli, yeterli ve yasal olması zorunludur.
Dosyada bulunan adlî sicil kaydına göre, sanığın 18.6.1992 tarihinde işlediği suç nedeniyle, Gelendost Asliye Ceza Mahkemesince TCK'nın 466/1 ve 647 sayılı Kanunun 4 üncü maddeleri uyarınca 150.000 TL. ağır para cezasıyla mahkûmiyetine, cezasının 647 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi gereğince ertelenmesine 18.10.1995 tarihinde karar verilmiş, karar 17.6.1996 tarihinde kesinleşmiştir.
Adlî sicil kaydında görülen cezanın nev'i dava konusu suçtan verilen cezanın ertelenmesine engel teşkil etmediği gibi, yine adlî sicil kaydında belirtilen cezanın ertelenmiş olması nedeniyle, hüküm tarihi nazara alındığında, TCK'nın 95 inci maddesi uyarınca ertelenen mahkûmiyet esasen vaki olmamış sayılmakta ve keza Adlî Sicil Kanununun 8 inci maddesi uyarınca da bu mahkûmiyetin adlî sicil kaydından çıkarılması gerekmekte (sanık tarafından temyiz dilekçesine eklenen adlî sicil kaydında sabıkası olmadığının görülmesi itibariyle, bu mahkûmiyetin adlî sicil kaydından çıkarılmış olduğu anlaşılmaktadır) ise de;
Cezanın ertelenmesine karar verilmesinin en önemli şartlarından birisi yukarıda belirtildiği gibi, sanığın geçmişteki hâli ve suç işleme konusundaki eğilimine göre cezanın ertelenmesi ileride suç işlemekten çekinmesine sebep olacağı hakkında mahkemeye kanaat gelmesidir.
Hâkim, erteleme konusunda kanaatini kullanırken, sanığın davranışlarını, daha önce suç işleyip işlemediğini göz önünde bulunduracak, suç işleme eğilimine göre cezasının ertelenmesinin ileride suç işlemekten çekinmesine sebep olup olmayacağını değerlendirecektir. Sanığın geçmişteki hâli, hâkime takdir hakkını kullanmasında yardımcı olacaktır. Sanığın, daha önce işlediği suçtan dolayı verilen mahkûmiyet kararı, adlî sicilden çıkarılmış veya esasen vaki olmamış sayılsa bile, suç işlediğinin bir göstergesidir ve sanığın suça eğilimli kişiliğini göstermektedir. Dolayısıyla Mahkemenin erteleme konusundaki takdir hakkını kullanırken, sanığın geçmişteki mahkûmiyetini suça eğilimli kişiliğinin göstergesi olarak kabul edip cezanın ertelenmemesine karar vermesinde, kanaatini bu yönde kullanmasında isabetsizlik bulunmamaktadır (Askerî Yargıtay 2 nci Dairesinin 1.12.2000 tarih ve 2000/766-750 sayılı, 1 inci Dairesinin 22.11.2000 tarih ve 2000/763-759. 12.12.2001 tarih ve 2001/1248-1241 sayılı, Daireler Kurulunun 23.3.2000 tarih ve 2000/75-69 sayılı; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 16.12.1997 tarih ve 2-319/323 sayılı, 31.3.1998 tarih ve 4-34/120 sayılı, 10.6.1997 tarih ve 3-146/156 sayılı kararları da aynı doğrultudadır). (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy