(1632 S. K. m. 63)
Daire ile Yerel Mahkeme arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken sorun, sanığa yüklenen bakaya suçunun unsurları itibariyle oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Daire, askere sevki için sanık adına çıkarılan çağrı pusulasının amcasına tebliğ edilmesi usulüne uygun olmamakla beraber, sanığın bu lehin haberdar olması nedeniyle geçerli hâle geldiğini ve suçun unsurları itibariyle oluştuğunu kabul ederken; Yerel Mahkemece, sanığın köyünde ana, babası varken amcasına yapılan tebligatın geçersiz olduğu, bu nedenle suçun unsurları itibariyle oluşmadığı sonucuna varılmıştır.
Erciş Askerlik Şubesi Başkanlığınca sanık adına düzenlenen al sevk için çağrı pusulasına, sanığın Erciş, ilçe merkezindeki adresi yazılmıştır. Sanığın ve amcası H.K' nın beyanlarına ve dosyadaki tutanağa göre, sanık, ana ve babasıyla Erciş ilçe merkezinde ikamet etmekle beraber, yaz aylarında (dolayısıyla çağrı pusulasının çıkarıldığı ve tebliğ edildiği tarihlerde) Erciş'e bağlı ve sanığın nüfusa kayıtlı olduğu yer olan İkizçalı Köyünde oturmaktadırlar. Sanık, tebligat tarihinde Erciş ilçe merkezindeki adresinde değil, köyünde olduğundan, başkaca adresi de Askerlik Şubesince bilinmediğinden, tebligat burada (köyünde) yapılacaktır.
1111 sayılı Kanunun 45 inci maddesinde... çağrılanların hangi gün şube merkezinde bulunacakları kendilerine, eğer köy ve mahallelerinde değilseler ana, baba, kardeş ve sair akrabalarından kim varsa onlara tebligat yapılacağı belirtilmektedir. Maddeye göre, tebligat öncelikle bilinen adresinde mükellefin kendisine yapılacak, adres bırakmadan ayrılmışsa bu takdirde ana, baba, kardeş akrabalarından kim varsa onlara tebligat yapılacaktır. Burada, Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 14.4.1988 gün ve 1988/79-45 sayılı, 1 inci Dairenin 7.2.1996 gün ve 1996/87-85 sayılı kararları ile somut olayda Yerel Mahkemenin, Başsavcılığın ve Dairenin kabulünün aksine, tebligat için sanık hariç, diğerleri için herhangi bir sıralama söz konusu değildir. Sanık yoksa maddede belirtilen kişilerden herhangi birine yapılacak tebligat yeterlidir. Askeri Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 12.11.1954 gün ve 1954/2744-141 sayılı karan da bu doğrultudadır. Aksi halde, sanık adres bırakmadan köy veya mahallesinden ayrılması nedeniyle akrabalarının birine tebligat yapılmış ise, tebliğ tarihinde sanığın ana, baba veya kardeşinin köy veya mahallede olup olmadığının her olayda araştırılması gerekir ki, bu da kanun koyucunun amacına ters düşer.
Sanık, tebliğ tarihinde Ankara'da çalıştığını, ancak bu adresini askerlik şubesine bildirmediğini beyan etmiştir. Bu nedenle sanığın bildirdiği adresine tebligat çıkarılmasında yasaya aykırılık bulunmadığı gibi, amcası H.K' ya yapılan tebligat usulüne uygun ve geçerlidir.
Tanık olarak ifadesine başvurulan sanığın amcası H.K., sanığa ait sevk için çağrı pusulasının karakolda kendisine tebliğ edildiğini, kendisinin de aynı gün çağrı pusulasını bizzat sanığa verdiğini beyan etmiş; sanık da ifadelerinde, çağrı pusulasını tebellüğ eden amcası H.K.' nın durumu kendisine bildirdiğini mistir. Dolayısıyla sanık, tebligattan haberdardır ve askere sevk edilmek üzere çağrıldığını bilmektedir. Tebligattan maksat; tebliğ konusundan haberdar olmaktır. Sanık da amcasının kendisine durumu bildirmesi nedeniyle tebligattan haberdar olduğunu söylediğine göre maksat hasıl olmuştur. Ayrıca, tebligatın usulüne uygun yapılıp yapılmadığını araştırmaya da gerek yoktur. (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 25.9.1964 gün ve 1964/70-93 sayılı 4 üncü Dairenin 30.6.1987 gün ve 1987/429-408 sayılı, 1 inci Dairenin 20.1.1988 gün ve 1988/63-53 sayılı, 1.11.1989 gün ve 1989/509-500 sayılı kararları da bu merkezdedir.)
Somut olayda, ortada geçerli bir tebligat bulunduğu gibi, sanık da zamanında tebligattan haberdar olduğu halde, suçun tebligat eksikliği itibariyle oluşmadığının kabulüyle beraat kararı verilmesi kanuna aykırı olduğundan direnme hükmünün bozulması gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy