(353 S. K. m. 52)
İzin tecavüzü suçundan sanık Top. Er U.T. hakkında Askeri Mahkemece verilen mahkûmiyet hükmünü uygulama yönünden bozan Askeri Yargıtay 2 nci Dairesinin ilâmına direnilmek suretiyle tesis olunan mahkûmiyet hükmünün Komutan adına Adli Müşavir tarafından sanık aleyhine teniyiz edilmesi üzerine, dava dosyası Başsavcılığın; hükmün uygulamadan bozulması gerektiği görüşünü içeren tebliğnamesi ekinde Daireler Kuruluna intikal ettirildiği görülmekle yapılan incelemede;
Bozmadan sonra yeniden yapılan yargılama sırasında Askeri Mahkemece, sanığın duruşmada hazır bulundurulması Birliğinden istendiğinde. Birliği Komutanlığınca 19.12.2002 tarihli yazıyla verilen cevapta, Sanığın 6.2.2002 tarihinde firar ettiğinin, hâlen birliğe katılmadığının bildirilmesi üzerine, mahkemece 23.12.2002 tarihinde yapılan duruşmada 353 sayılı Kanunun 227 nci maddesi uyarınca davanın sanığın gıyabında bitirilmesine karar alınıp, aynı celse direnme kararı verilerek sanığın mahkûmiyetine hükmedilmiştir.
Sanık hakkındaki müsnet suçla ilgili gerekçeli hüküm, memleket adresine çıkarılan tebliğ mazbatasına "alıcı adreste hazır olmadığından" şerhi düşülerek kız kardeşi Ö.T.'ye 22.1.2003 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Tebligat, hukuki bir işlemin ilgili bir kimsenin bilgisine sunulması için yetkili makamın yasa ve yöntemine (usulüne) uygun biçimde yazı ile veya ilânla yaptığı bildirim işlemidir. Tebligatın amacı, yalnızca hukuki bir işlemden ilgilisinin bilgi edinmesini sağlamak değil, bildirme işleminin ve bu yapılırken koşullarına uyulduğunu da belgelemektir.
353 sayılı Kanunun 52 nci maddesinde, asker kişilere yapılacak tebliğlerin üst makam aracılığı ile ve ilgiliden alınacak bir belge karşılığı yapılacağı. Tebligat Kanunu hükümlerinin askeri mahkemelerde de uygulanacağı belirtilmektedir. Bu düzenlemeye göre, asker kişilere yapılacak tebliğlerin öncelikle üst makam aracılığıyla yapılması gerekmektedir. Sanık, hüküm verildiği tarihte firarda olmakla beraber, gerekçeli hükmün tebliğ tarihinde firardan dönmüş olması ihtimali karşısında ve asker kişi olması nedeniyle Birliği Komutanlığı aracılığıyla tebliğ yoluna gidilmesi gerekirken, mahkemece bu yola başvurulmamıştır. Sanığın firarda olması nedeniyle gerekçeli hükmün tebliği için sivildeki adresine tebliğ mazbatası çıkarılmış ve bu adreste kardeşine tebligat yapılmış ise de, kardeşine yapılan tebliğin geçerli olabilmesi için, sanığın firar hâlinde tebligat çıkarılan adrese gittiğinin tespit edilmesi, en azından tebliğ yapılan kardeşinin sanığın adresini bilerek tebliğ konusunu kendisine ulaştırabilmesi gerekir. Dosyada ki tebliğ mazbatası parçası incelendiğinde, tebligatın "alıcı adreste hazır olmaması" nedeniyle kız kardeşine yapıldığı görülmektedir. Dolayısıyla, firari durumunda olan sanığın, bu adreste olmadığı anlaşıldığı gibi en azından bu adrese geldiği şüphelidir. Bu itibarla tebligatın usulüne uygun ve sanığın tebliğden haberdar olduğundan söz edilemez. Tebligat Kanununda belirtilen, "birlikte aynı evde oturma" şartının gerçekleştiği de tebligat parçasına bu konuda şerh düşülmediği için belli değildir.
Bu nedenlerle, 353 sayılı Kanunun 52 nci maddesi ve Tebligat Kanunu hükümlerine göre, usulüne uygun yapılmış bir tebligat bulunmadığından; gerekçeli hükmün sanığa usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi, sanık bulunamazsa ilanen tebliğ yoluna gidilmesi bakımından, dava dosyasının, tebligat işlemini müteakip Daireler Kuruluna iade edilmek üzere, Askeri Yargıtay Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy