(1632 S. K. m. 87)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken sorun; Askeri Mahkeme ile Disiplin Mahkemesi arasında ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının çözümüne ilişkindir.
Sanıkların, 26.7.2001 günü saat 24.00 sıralarında sivil kıyafet giyerek izinsiz kışlayı terk ettikleri, kışla dışında alkol aldıkları, çevredeki vatandaşları rahatsız ettikleri ve 27.7.2001 günü 03.00-03.25 sıralarında emniyet görevlilerince yakalandıkları şeklinde gelişen olayda;
Daire, sanıkların eyleminin ASCK'nın 68 inci maddesinde yazılı yakalanma ile sona eren mehil içi firar ve TCK'nın 571 ya da 572 nci maddelerinde yazılı sarhoşluk suçlarını oluşturabileceği, bu suçlarda ise yargılama yapmaya askeri mahkemeler görevli olduğundan, olumsuz görev uyuşmazlığının Askeri Mahkemenin görevsizlik kararının kaldırılarak çözümlenmesi gerektiğini kabul ederken,
Başsavcılık, sanıkların eyleminin 477 sayılı Kanunun 58 inci maddesinde düzenlenen sarhoşluk suçunu oluşturacağı, bu suçta ise disiplin mahkemeleri görevli olduğundan, olumsuz görev uyuşmazlığının Disiplin Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılarak çözümlenmesi gerektiği görüşündedir.
Sanıklar hakkındaki iddianameler incelendiğinde, sanıkların eylemi, "kışlayı izinsiz terk edip alkol almak ve çevreyi rahatsız etmek"ten ibarettir. İzinsiz kışlayı terk etmek unsurları gerçekleşirse ASCK'nın 66/1-a veya 68 inci maddelerinde yazılı firar ya da 477 sayılı Kanunun 50/A maddesinde yazılı kısa süreli kaçma suçlarını, kışla dışında alkol alıp çevreyi rahatsız etmek unsurları gerçekleşirse 477 sayılı Kanunun 58 ya da TCK'nın 571 veya 572 nci maddelerinde yazılı sarhoşluk suçunu oluşturacaktır. Kanunlarda suç olarak düzenlenen bir eylemin "izinsiz kışla terk edilmeyecek, kışla dışında alkollü içki alınmayacak" şeklindeki bir emirle yasaklanıp, eylemin "emre itaatsizlik" veya "emre itaatsizlikte ısrar" suçuna dönüştürülmesi mümkün değildir. Bu itibarla sanıkların eylemi "emre itaatsizlik" veya "emre itaatsizlikte ısrar" suçuna vücut vermeyecektir.
Sanıkların izinsiz kışlayı terk ettikten sonra henüz gün unsuru oluşmadan 3-3,5 saat içinde yakalanmaları nedeniyle, bu şekildeki eylemlerinin ASCK'nın 66/l-a veya 68, ya da 477 sayılı Kanunun 50/A maddesinde yazılı suçu oluşturmayacağı, eylemin disiplin tecavüzü niteliğinde bulunduğu kuşkusuzdur. İddianamelerde sanıkların firar ederek kışlayı izinsiz terk ettiğinden söz edilmesi, olayın tasviri niteliğinde olup, disiplin tecavüzü niteliğindeki bu eylemden dolayı dava açıldığını göstermez. Esasen gerek dava açılırken ve gerekse karar verilirken sanıkların eyleminin "firar" suçunu oluşturmayacağı da bilinmektedir. İddianamede, "izinsiz kışlayı terk etmek ve kışla dışında içki içmek" eyleminin bir bütün olarak "emre itaatsizlik" suçuna vücut verdiği ileri sürülmüştür. Bu itibarla iddianamede sınırları çizilen eylemin, içki içmek ve içki nedeniyle çevreyi rahatsız etmek olarak belirtildiğini kabul etmek gerekir. Dolayısıyla bu eylemin hangi suça vücut verebileceği irdelenmelidir
Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, kışla dışında içki içmenin, birlik komutanlığınca yayınlanan bir emirle yasaklanması "emre itaatsizlik" veya "emre itaatsizlikte ısrar" suçunu oluşturmayacaktır. Zira "kışla dışında içki içilmeyecek" şeklindeki emir, askeri hizmete ilişkin olmayıp, personelin birlik dışındaki davranışlarını düzenlemeye yönelik bir hatırlatma mahiyetindedir. Kışla dışında alkol almak ve sarhoşluk asarı gizlenemeyecek derecede olduğu takdirde başka suçlara vücut verebilecektir. (Askeri Yargıtay 1 inci Dairesinin 18.4.2001 gün ve 2001/301-292, 2 nci Dairesinin 13.9.2000 gün ve 2000/519-510, 3 üncü Dairesinin 10.4.2001 gün ve 2001/262-271, 4 üncü Dairesinin 13.9.2000 gün ve 2000/583-576, 6.6.2001 gün ve 2001/446-433 sayılı kararlan da bu doğrultudadır.)
477 sayılı Kanunun 58 inci maddesinde, sarhoşluğu gizlenemeyecek derecede olanlardan; TCK'nın 571 inci maddesinde, umumi veya umumun girebileceği yerlerde halkın rahatını bozacak veya rezalet çıkartacak surette ve aşikâr bir hâlde sarhoş olarak yakalananlardan; TCK'nın 572 nci maddesinde ise, sarhoş olup da başkasına tecavüz ve umumun istirahatını selp edenlerden bahsedilmektedir.
Sanıklar hakkındaki iddianameler incelendiğinde; sanıkların başkalarına saldırmaları ve umumun istirahatını bozmaları gibi bir isnadın bulunmadığı görülmektedir. Sanıkların iddianamede tarif edilen eylemleri, tipik olarak TCK'nın 571 inci maddesinde düzenlenen umumi yerde halkın rahatını bozacak veya rezalet çıkartacak surette ve aşikâr bir hâlde sarhoş olmaları ve bu şekilde yakalanmalarından ibarettir. Başka bir deyimle sanıkların eylemi, TCK'nın 572 nci maddesindeki suç tipine değil, TCK'nın 571 inci maddesinde tarif edilen suç tipine uymaktadır.
ASCK'nın 150/1-A maddesinde yer alan asarı gizlenemeyecek derecede sarhoşluk suçu, bir disiplin suçu olarak 477 sayılı Kanunun 58 inci maddesinde yeniden düzenlenmekle disiplin mahkemelerinin görev alanına alınmış ve 477 sayılı Kanunun 64 üncü maddesi ile de ASCK'nın 150/1-A maddesi zımnen ilga edilmiştir. 477 sayılı Kanunun 58 inci maddesinde yazılı sarhoşluk suçunun karşılığı TCK'nın 571 inci maddesinde yazılı sarhoşluk suçudur. (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 3.12.1992 gün ve 1992/142-138, 2 nci Dairenin 17.2.1993 gün ve 1993/86-81, 1 inci Dairenin 10.7.2000 gün ve 2000'493-493 sayılı kararları da aynı doğrultudadır.) Dolayısıyla, sanıkların eylemi sübutu hâlinde 477 sayılı Kanunun 58 inci maddesinde yazılı sarhoşluk suçunu oluşturabileceğinden ve bu suça ilişkin davalara bakmakla disiplin mahkemeleri görevli olduğundan, Başsavcılığın itirazının kabulü ile Askeri Yargıtay 1 inci Dairesi ve 3 üncü Zırhlı Tugay Komutanlığı Disiplin Mahkemesinin kararlarının kaldırılmasına, Askeri Mahkeme ile Disiplin Mahkemesi arasında ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının bu şekilde çözümlenmesine karar vermek gerekmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy