(353 S. K. m.1)
Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlık, sanığın statüsü gereği tek hâkimden kurulu askeri mahkemede bakılan bir davada yargılamayı yapan mahkemece, sanığın sorgu ve savunmasının tespiti için bir başka askeri mahkemenin istinabe edilmesi hâlinde; bu istinabe işleminin heyet hâlindeki askeri mahkemece yerine getirilmesi durumunda yapılan işlemin usule aykırılık ve bozma sebebi teşkil edip etmeyeceğine ilişkindir.
Askeri Yargıtay Başsavcılığı tek hâkimden kurulu askeri mahkemece yürütülen bir davada istinabe işleminin de tek hâkimden kurulu askeri mahkemece yerine getirilmesi gerektiğini, heyet hâlinde kurulu askeri mahkemenin istinabe işlemini yapmaya görevli olmadığını, görevsiz bir mahkeme tarafından yapılan işlemin 353 sayılı Kanunun 207/3 üncü maddesinde belirtilen kanuna mutlak aykırılık teşkil ettiğini ve bu aykırılığın bozma nedeni olduğunu ileri sürerken, Daire bu eksikliğin bozma nedeni olmayacağı sonucuna varmıştır.
İstinabe suretiyle sanığın sorguya çekilmesi hususu 353 sayılı Kanunun 136/1-2 nci maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddede; "Sanık veya vekâletnamesinde sarahat bulunması hâlinde müdafiin işlemi üzerine sanık duruşmadan vareste tutulabilir. Sanığın bu istemi hakkında askeri mahkemece karar verilir. Bu takdirde sanık mahkemece iddia hakkında sorguya çekilmemiş ise, davaya esas olan vakıalar üzerine istinabe suretiyle sorguya çekilir. Ek-1 inci madde kapsamına giren davalarda istinabe edilen mahkeme askeri mahkeme ise, sanığı dinlemeye bu mahkemenin askeri hâkim sınıfından bir üyesi yetkilidir." hükmü yer almaktadır.
Somut olayda; davaya bakmakta olan tek hakimli askeri mahkemece, Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Askeri Mahkemesine yazılan talimatla; iddianamenin gönderildiği belirtilerek sanığa iddianamenin tebliği ile tanzim olunacak tebellüğ belgesinin gönderilmesi, şayet duruşmalardan vareste tutulmayı istediği takdirde sanığın iddianameye karşı sorgu ve savunmasının tespiti ile sanığın askerliğe elverişli olup olmadığı ve cezai ehliyetinin belirlenmesi amacıyla müşahedesine gerek olup olmadığı bakımından psikiyatri uzmanı bir bilirkişiye muayene ettirilmesi istenmiştir. Bu talimatta davanın tek hâkim tarafından yürütüldüğüne ilişkin bir açıklama yoktur.
Talimat uyarınca Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Askeri Mahkemesince sanığa iddianame tebliğ edilmiştir. Yasal hazırlık süresinden feragat ettiğini ve duruşmalardan vareste tutulmayı talep etmesi üzerine, sanığın sorgu ve savunması tespit edilmiş, ayrıca askerliğe elverişlilik durumu ve cezai ehliyetinin tespiti bakımından müşahede altına alınmasına gerek olup olmadığının belirlenmesi için psikiyatri uzmanı bilirkişi olarak dinlenilmiştir. Bilirkişi tarafından sanığın müşahede altına alınmasına gerek görülmesi üzerine, müşahede kararı alınıp gerekli işlemlerin tamamlanmasından sonra talimat ve eklerinin asıl mahkemesine gönderildiği, yapılan bu işlemlerde usule ilişkin bir eksiklik ve hata bulunmadığı görülmektedir.
Ceza yargılamasında ilke, duruşmanın yüze karşı yapılmasıdır. İstinabe bu kuralın istisnasını teşkil etmektedir. Öğretide istinabe; görülmekte olan bir davada; tebliğ, tanık dinlenmesi, bilirkişi görüşüne başvurulması, keşif, isticvap yemin gibi yargılamanın gerektirdiği usul işleminin yapılması için davanın görüldüğü mahkeme tarafından bir başka mahkemeye yetki verilmesidir. Usule ilişkin işlemlerin yapılmasında mahkemeye ve mahkemenin dışında bulunup da mahkemeye gelmek zorunda olanlara kolaylık sağlamak amacıyla konulmuştur. İstinabe; kural olarak yer ve görev itibariyle yetkili mahkemenin belli bir usul işleminin yapılması hususunda bir başka yerdeki gerektiğinde görev itibariyle yetkisiz mahkemeye yetkisini devretmesidir. Gerek ve zorunluluk yoksa aynı görevli mahkemeler arasında istinabe yapılacağında kuşku bulunmamakla birlikte zorunluluk hâlinde istinabe eden mahkeme ile istinabe edilen mahkemenin görev bakımından eşdeğerde olmaları gerekli değildir. İstinabe yolu ile bir usul işleminin yapılabilmesi için yargılamayı yapan mahkemenin yargı çevresi dışında bulunan bir başka yer mahkemesine bu hususta yetki vermesi gerekmektedir. Bu hususla yazılan yazıya uygulamada talimat adı verilmekte ve istinabe edilen mahkemenin yetkisi talimatta yer alan konuda verilen yetki ile sınırlı bulunmaktadır (Prof. Dr. Nurullah KUNTER-Prof. Dr. Feridun YENİSEY - Ceza Muhakemesi Hukuku 11, Bası 2000-s.32S-327).
Askeri Yargıtay ve Yargıtay kararlarında ise; istinabe edilen mahkemenin en az istinabe edilen mahkemenin görev derecesinde olması gerektiği hususu kabul edilmekle birlikte, zorunlu hâllerde bu husus aranmamaktadır. Esasen alt derecedeki mahkemenin yapması gereken istinabe işleminin görev bakımından daha üst derece mahkemesince yerine getirilmesi, yapılan işlemlerde bir eksiklik ve hata bulunmadığı takdirde, işin özelliği nedeniyle sanığın savunma hakkını kısıtlayıcı bir mahiyet taşımadığı gibi, istinabe müessesesinin özellikleri bakımından görev sorunu ile de ilgili bulunmamaktadır.
Dava konusu olayda; Kuzey Deniz Saha Komutanlığının heyet hâlindeki Askeri Mahkemesince sanığın sorgu ve savunması alınırken ve sanığın askerliğe elverişlilik durumu ve cezai ehliyetinin tespiti bakımından müşahede altına alınıp alınmaması hususunda bilirkişi dinlenirken yapılan usule ilişkin işlemlerde ve tutulan istinabe tutanaklarında herhangi bir eksiklik ve hata olmadığı görüldüğünden, Askeri Yargıtay Başsavcılığının itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy