(765 S. K. m. 36)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken sorun, taksirle işlenen suçta kullanılan silâhın müsadere edilip edilmeyeceğine ilişkindir.
Daire, taksirle işlenen suçlarda da suçta kullanılan silâhın müsadere edileceğini kabul ederken, Başsavcılık taksirli suçlarda silâhın "suçta kullanmak" hâlinin mümkün olmadığı, dolayısıyla müsaderesine karar verilemeyeceği görüşündedir.
TCK nın 36 ncı maddesinde, "mahkûmiyet hâlinde cürüm veya kabahatle kullanılan veya kullanılmak üzere hazırlanan veya fiilin irtikâbında husule gelen eşya fiilde methali olmayan kimselere ait olmamak şartıyla mahkemece zabt ve müsadere olunur." denilmektedir. Beraat suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan veya suçtan husule gelen eşyanın, suça yabancı kimselere ait bulunmaması şartıyla ve suçlunun mahkûmiyetine karar verilmiş olması hâlinde zabt ve müsadere edileceği belirtilmektedir. İşlenen suçun cürüm veya kabahat olmasının önemi bulunmamaktadır.
TCK nın 36 ncı maddesinin 1 inci fıkrasında, mahkûmiyet hâlinde cürüm veya kabahatte "kullanılan" veya " kullanılmak üzere hazırlanan" veyahut "suçtan husule gelen" eşyadan söz edilmektedir. Ancak doktrinde, bu kavramlara verilen anlamlar üzerinde görüş birliği yoktur. Bir kısım yazarlar kullanmadan söz edilebilmesi için failin bu yönde iradesinin bulunması gerektiğini ileri sürürlerken, bir kısmı da her ne suretle olursa olsun eşyanın suçta kullanılmasının müsadere için yeterli olduğunu savunmaktadırlar. Bu görüşlere bağlı olarak taksirli suçlardan mahkûmiyet hâlinde suçta kullanılan eşyanın müsaderesine karar verilip verilemeyeceği konusu da tartışılmıştır.
Bir görüşe göre; Kanunun, suçta kullanılan veya kullanılmak üzere hazırlanan veya suçtan husule gelen eşyadan bahsederken "cürüm ve kabahat" tabirini genel manada kullandığı, bu sebeple kastî suçlarla taksirli suçları birbirinden ayırmadığı, müsadere için eşyanın fail tarafından "iradî" olarak kullanılmış olmasını şart koşmadığına göre "taksirli suçlarda" da müsaderenin mümkün olduğu (Faruk EREM, Türk Ceza Hukuku, Genel Hükümler C.II. s.387); diğer bir görüşe göre ise; TCK nın 36 ncı maddesindeki ibarenin taksir ile işlenen suçlarda müsaderenin uygulanmasına engel olduğu, gerçekten bu maddede "suçu işlemekte kullanılan, suçu işlemek için hazırlanan, suçta kullanmak" denildiğine ve amaç bu olduğuna göre taksir ile işlenen suçlarda önceden faile böyle bir suç işleme maksadı atfına imkân bulunmadığı, 36 ncı maddenin ilk fıkrasına göre müsadere ancak kasten işlenen suçlar bakımından uygulanabilir olduğu, (Sulhi DÖNMEZER-Sahir ERMAN, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, C.II,s.714) kabul edilmektedir.
Uygulamada bu son görüşe itibar edildiği görülmektedir.
Yargıtay ve Askerî Yargıtayın istikrar gösteren kararlarına göre; "suç işlemekte kullanmak", "suç işlemede kullanmak üzere hazırlamak", "suçta kullanılmak", ancak kastî suçlarda mümkündür. Taksirle işlenen suçlarda suçlunun kendi iradesi ve ihtiyariyle eşyayı, suç işlemede kullanmasından, suçu işlemek için hazırlamasından bahsedilemeyeceğinden bu tür suçlarda müsadere söz konusu olamaz. (As. Yrg. 1 inci D.nin 20.2.1980 tarih ve 1980/86-82 sayılı, 2 inci D.nin 19.1.2000 tarih ve 2000/21-19 sayılı, 4 üncü D.nin 31.5.2000 tarih ve 2000/354-386 sayılı; Yargıtay CGK. 31.5.1971 tarih ve 108/194 sayılı, Yargıtay 9.C.D.nin 30.1.1986 tarih ve 6216/613 sayılı, 2.C.D.nin 26.5.1992 tarih ve 5187/5839 sayılı, 2.C.D.nin 8.4.1993 tarih ve 3376/4345 sayılı l. C.D.nin 12.4.1983 tarih ve 1256/1227 sayılı kararları da bu doğrultudadır.)
Bu itibarla silâhındaki tedbirsizlik ve dikkatsizliği sonucu ölüme sebebiyet verdiği olayda, sanığa ait şahsî tabancanın TCK nın 36 ncı maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Diğer taraftan, TCK nın 36 ncı maddesinin 2 nci fıkrasında belirtilen, "Kullanılması, yapılması, taşınması, bulundurulması ve satılması cürüm veya kabahat teşkil eden eşya bir ceza mahkûmiyeti olmasa ve faile ait bulunmasa bile mutlaka zapt ve müsadere olunur." şeklindeki hükmün de sanık hakkında uygulanması söz konusu değildir. Zira dosyada ki Siirt İl Jandarma Komutanlığı yazısında, 372367 no.lu MAB marka 7.65 mm. tabancanın sanığın şahsî tabancası olduğunun belirtilmesi, İç Hizmet Kanununun 34/c maddesinin de nazara alınması hâlinde, astsubay olan sanık, hizmet içinde ve dışında kendisine verilen tabancayı taşıma hakkına sahiptir.
Bu nedenlerle, tabancanın sanığa iadesi yerine müsaderesine karar verilmesi kanuna aykırı olduğundan, hükmün Başsavcılığın itirazına konu olan bu bölümünün bozulmasına karar verilmekle beraber, 353 sayılı kanunun 220/A maddesine göre, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, tabancanın müsaderesiyle ilgili kararın hüküm fıkrasından çıkarılması suretiyle hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy