(353 S. K. m. 173)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan ve Daireler Kurulunca çözümlenmesi gereken sorun, hükmün gerekçesinin iddiayla ve kısa hükümle uyuşup uyuşmadığı ve bu hususun bozma sebebi yapılıp yapılamayacağına ilişkindir.
Daire, iddianamede anlatılan eylemin mahkemenin kabulünde yer alması, sanığın özellikle Astsubaylar H.G. ve D.K.'ya hakaretamiz sözler söylediği şüpheli kaldığından mahkemenin bu konudaki kabulü yerinde olmamakla beraber, neticede mukavemet suçundan mahkumiyet kararı vermesi nedeniyle bu durumun bozma nedeni olamayacağını belirtirken;
Başsavcılık, hüküm ile gerekçe arasında uyumsuzluk varsa bu hususun usul yönünden bozma sebebi olacağı, kabule göre sövme eyleminin üste hakaret suçunu oluşturacağı görüşündedir.
20.5.2002 günü saat 09.00'da yapılan sabah içtimasına katılmayan sanığın, Bölük Komutanı Ütğm. R.D. tarafından odasına çağırıldığı, odada Bçvş. D.K.ve Bçvş, H.G. ile toplantı halinde iken içeri giren sanığa Bölük Komutanının nerede olduğunu sorduğu, sanığın da revirden geldiğini söylediği. Ütğm. nin "Viziteye çıkmak için kimden izin aldın?" demesi üzerine, sanığın, "Kimden izin alacaktım, sen Cumartesi-Pazar bölükte miydin sanki" dediği, Bölük Komutanının sanığa terbiyeli olmasını, karşısında Bölük Komutanı olduğunu belirttiğinde, sanığın sandalyede oturan Bölük Komutanına "siktir ulan yeter artık" diye cevap vererek üstüne yürüdüğü ve sağ omzuna yumrukla vurduğu, Ütğm. nin sanığı iterek dışarı çıkardığı ve sanık hakkında adli işlem yapılmak üzere Astsubaylar D.K. ve H.G.'ye tutun bunu gereğini yapalım dediği, Astsubayların sağa sola tekmeler sallayarak kurtulmak isteyen ve hırçınlaşan sanığı ellerinden ve kollarından tutmaya çalıştıkları, onlara karşı koyan ve kaçmaya uğraşan sanığın, orada bulunan erbaş ve erlerin yardımıyla etkisiz hâle getirildiği, daha sonra da Tugay Disiplin Ceza ve Tutukevine kapatıldığı, tanık ifadeleri ve yazılı delillerden anlaşılmaktadır.
Gerekçeli kararda, amire mukavemet suçuyla ilgili mahkemenin kabulü; "...yumruk Üsteğmenin sağ omzuna isabet etmiştir. Üsteğmen sanığı tutmak isterken sanık aniden odadan dışarı fırlamıştır. Üsteğmen R.D.'nin emri üzerine sanığı yakalayıp etkisiz hâle getirmek üzere Astsubaylar D.K. ve H.G. çevredeki askerlerin yardımıyla sanığı yakalamışlardır. Sanık astsubaylardan ve askerlerden kurtulmak için büyük çaba sarf etmiş, karşı çıkmış ve mukavemet göstermiş ancak kurtulamamıştır.... kendisini etkisiz hâle getirmeye çalışan üstleri olan Bçvş. D.K.'ya ve Bçvş. H.G.'ye fiilleriyle engel olmaya çalışmak suretiyle amire mukavemet suçunu işlediği..." şeklinde olup; hüküm fıkrasında (kısa kararda) ise, "Kendisini tutarak sakinleştirmeye çalışan astsubaylar D.K, ve H.G.'ye elleri ve ayakları ile engel olmaya çalışmak ve bırakın beni anasını s.... çocukları, buradan kurtulunca sizin a...koyacağım şeklinde sözler sarf etmek suretiyle amire mukavemet suçunu işlediği" belirtilerek sanık hakkında ASCK'nın 90/1 inci maddesi uyarınca hüküm kurulmuştur.
Askeri Mahkemece, kısa kararda (hüküm fıkrasında) sanığın, astsubaylar H.G. ve D.K.'ya hakaretamiz sözler sarf ederek mukavemetle bulunduğu kabul edilmişken, gerekçeli kararda hakaretamiz sözlere yer verilmemekle beraber, gerekçe ve hüküm fıkrası birlikte değerlendirildiğinde sanığın eylemi iddianamede belirtildiği biçimde değerlendirilmiştir. Gerekçe, olması gereken düzeyde değil ise de, sonuçta sanığın amire mukavemet suçunu işlediğini ifade etmek yönünden yeterli olduğundan tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Olayın mağduru durumunda olan tanık H.G.'nin ilk ifadesinde sanığın hakaretamiz sözlerinden bahsetmediği hâlde, diğer ifadelerinde, keza tanık D.K.'nın ifadelerinde, sanığın kendilerine hakaretamiz sözler söylediğini; tanıklar Ütğm. R.D., Er A.S. ve Onb. M.Ö .nün sanığın küfürlü konuşmaları olduğunu belirtmeleri dışında, gerek olayla ilgili olarak tutulan olay tutanağında. sanığın astsubaylara karşı hakaretamiz sözlerinden bahsedilmemesi, gerekse diğer tanıklar Er S.A., Onb. R.A., Onb. B.Y., Onb. A.B. ve Onb. A.Ş.'nin ifadelerinde, sanığın astsubaylarına hakaretamiz sözler söylediğini belirtmemeleri karşısında, sanığın, astsubaylara direnmesi (mukavemeti sırasında onlara hakaretamiz sözler söylediği konusu şüpheli kalmaktadır. Bu itibarla, Askeri Mahkemenin kısa kararla (hüküm fıkrasında), sanığın diğer eylemleri yanında ayrıca astsubaylara hakaretamiz sözler söyleyerek mukavemet gösterdiği şeklindeki kabulü yerinde değil ise de; sanığın disiplinsiz davranışları nedeniyle, bu davranışlarına son verilmesi ve etkisiz hâle getirilmesi bakımından Bölük Komutanı tarafından Astsubaylara verilen emir çerçevesinde, Astsubayların sanığı etkisiz hâle getirmeleri sırasında, fiili direnişte bulunmak suretiyle amire mukavemet suçunu işlediği cihetle, Askeri Mahkemenin sanık hakkında yüklenen suçtan sonuçta mahkûmiyet hükmü kurmasında isabetsizlik olmadığından, Tebliğnamedeki suç vasfına yönelik görüşe de iştirak edilmemiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy