(353 S. K. m. 165)
Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlığın konusu; iddianame metnine olayın mağduru yerine görgü tanığı durumundaki başka bir askerin isminin yazılmasının, bahis konusu olay hakkında dava açıldığının kabulüne engel olup olmayacağına ilişkindir.
Daire, mağdurun isminin iddianame içeriğinde F.B. olarak yazılmasının maddi bir hatadan kaynaklandığını, iddianamenin çizdiği sınırlar içerisinde değerlendirme yaparak hüküm tesis eden mahkemenin 353 sayılı Kanunun 115 ve 165 inci maddelerine uygun davrandığını belirterek tesis edilen mahkûmiyet kararını onamış, Başsavcılık ise, İddianame metninde isminin yer almaması sebebiyle mağdur Ö.E.'ye yönelik eylemle ilgili açılmış bir davanın bulunmadığım, mahkemenin tesis ettiği mahkûmiyet kararının hükmün konusunun iddianamede belirtilen eylemle sınırlı olduğunu öngören 353 sayılı Kanunun 165 inci maddesine aykırı düştüğünü ileri sürerek hükmün onanmasına ilişkin Daire kararına itirazda bulunmuştur.
İncelenen dosya içeriğine göre;
353 sayılı Kanunun 115 inci maddesinde; iddianame sanığın kimliğini, suç teşkil eden eylemin neden ibaret bulunduğunu ve kanuni unsurları ile delillerini, uygulanması istenen kanun maddeleri ile varsa hazine zararını ve duruşmanın hangi askeri mahkemede yapılacağını gösterir hükmü yer alırken, aynı kanunun "hükmün konusu ve eylemin değerlendirmesi" başlığını taşıyan 165 inci maddesinde; hükmün konusunun duruşmanın sonucuna göre iddianamede gösterilen eylemden ibaret olduğu, eylemin değerlendirmesinde ise askeri mahkemenin iddianame, iddia ve savunma ile bağlı olmadığı ifade edilmiştir.
Her iki kanun metninin içeriğinden çıkan ilk sonuç; hüküm ile iddianamenin aynı maddi olaya tekabül etmesi diğer bir ifadeyle iddianameye yazılarak dava konusu yapılmayan bir eylemden dolayı hüküm verme olanağının bulunmamasıdır.
Konuya bu açıdan bakıldığında; fertlerin hayatlarından alınan belirli bir kesitin gerek ceza hukuku gerekse ceza yargılama hukuku bakımından değerlendirilerek, sağlıklı bir biçimde hükme konu edilebilmesi iddianamede belirtilen maddi vakıalara riayet etmekle mümkün olacaktır.
Belirtilen usul hükümlerinin ceza yargılaması açısından prensip hâline getirdiği diğer sonuç ise, iddianamede sınırları belirlenerek ferdileştirilen eylemin; duruşmada ortaya konulan delillere göre nitelendirilmesinde, işleniş biçiminin tespitinde, ika edildiği yer ve zamanın saptanmasında mahkemenin tam bir tavsif hakkına sahip olduğudur.
İddianamede yer alması gereken zorunlu unsurları belirten 353 sayılı kanunun 115 inci maddesinde "mağdurun kimliği" yer almamaktadır.
Suç teşkil eden eylemin belirtilmesi, dava konusu olayın başka iddia ve olaylardan ayırt edebilecek biçimde sınırlandırılarak somut hâle getirilmesi ile mümkündür. Bu nedenlerledir ki; iddianameye fiilin işlendiği yer ve zamanın, işleniş biçiminin yanlış yazılması veya fiilin vasıflandırılmışında hata yapılması, hükümdeki olayla iddianamede yer alan isnat konusu eylemin farklı şeyler olduğunun kabulünü gerektirmez.
Yargılama konusu olayımızda;
Sanık P.Er O.S.'nin 13.3.2000 tarihinde üstü durumunda bulunan P.Çvş. V.Ö. ile girdiği münakaşanın ardından garaj istikametine doğru koştuğu, garaj nöbetçisi durumundaki P.Er F.B.'ye yumrukla vurarak silâhını ve şarjörünü aldığı belirtilerek, mevcut deliller çerçevesinde sübut bulan üste fiilen taarruz suçundan dolayı sanığın ASCK'nın 91/1 inci maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Sanığın iddianame metnine giren ve suç oluşturduğu ileri sürülen eylemi; garaj nöbetçisi durumundaki askere yumruk vurarak silâh ve şarjörünü almaktan ibarettir.
Askeri Savcı; bu tasviri yaparken, dosyada yer alan nöbet çizelgesi ve tanık beyanlarına göre garaj nöbetçisi olduğu sabit olan Ö.E. yerine mağdur sıfatı taşımayan F.B.'nin ismini iddianame metnine dahil etmiştir.
Sanık O.S., yargılama konusu eylemini 16.30-18.30 saatleri arasında silâhlı garaj nöbetçisi durumundaki P.Er Ö.E.'ye karşı işlediğini hiçbir aşamada inkâr etmemiş, yemini tahtında tanık olarak dinlenen Ö.E.'nin ifadesinin doğru olduğunu tekrarlamak suretiyle de atılı eylemin gerçek mağdurunun bu asker olduğunu ikrar etmiştir. Sanık aşamalardaki tüm beyanlarında; eylemi Ö.E ye karşı işlediğini ileri sürdüğünden bu yanlışlığın savunma hakkının kısıtlanmasına da sebebiyet vermediği açıktır. F.B.'nin ise kısmen tanık olduğu
eylemde hiçbir şekilde mağdur sıfatı taşımadığı, gerek kendi beyanı gerek dosya muhteviyatında yer alan diğer tanık ifadeleri çerçevesinde sabittir.
Esasen sanığın başka bir garaj nöbetçisine karşı işlediği herhangi bir eylem bulunmayıp, birlik kayıtlarında er rütbesinde F.B. isimli bir asker de mevcut değildir. F.B. isimli çavuşun görgüye dayalı beyanları ise hükme esas alınmıştır.
Askeri Savcı 31.10.2002 tarihli duruşmada vermiş olduğu esas hakkındaki mütalâasında; atılı amire fiilen taarruz eyleminin (herhangi bir mağdur ismi belirtilmeksizin) garaj nöbetçisine karşı işlediğini ileri sürerek sanığın cezalandırılmasını talep etmiş,
Askeri Mahkemede; 353 sayılı Kanunun 165 inci maddesinin kendisine tanıdığı tavsif yetkisi doğrultusunda hareket ederek, eylemin 13.3.2003 tarihinde garaj nöbetçisi Ö.E.ye karşı işlediğini kabul etmek suretiyle atılı suçtan dolayı mahkûmiyet kararı vermiştir.
Askeri Savcı tarafından yargı merci önüne getirilmek istenen iddianın; icra ettiği silâhlı nöbet hizmeti gereğince amir konumunda bulunan garaj nöbetçisi askere karşı gerçekleştirilen eylemle sınırlı olduğu, iddiaya esas olan hazırlık soruşturması işlemleri ve Askeri Savcının dosyaya yansıyan kovuşturma iradesinden anlaşılmaktadır.
Maddi hatadan öteye gitmeyen bu durumun; garaj nöbetçisi mağdur Ö.E.'ye karşı işlenen eylemi kamu davasına dönüştüren iddia makamına ait irade ve tasarrufu geçersiz kılamayacağı açıktır.
Bu itibarla iddianamede tasvir edilerek bireysel hâle getirilen eylemin kime karşı işlediğine ilişkin bölümüne gerçekte mağdur olmayan başka bir şahsın isminin yazılmasının maddi bir yanlışlıktan kaynaklandığı sonucuna varan Dairenin tesis edilen mahkûmiyet kararını onamasında kanuna aykırı bir yön ve isabetsizlik görülmediğinden, Başsavcılığın itirazının reddine karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy