(1632 S. K. m. 63)
Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlık;
Sanığın hukuki durumunda olumlu ya da olumsuz bir etki yaratmasa dahi suçun başlangıç tarihinin tespitindeki hatanın hükmün bozulmasını gerektirip gerektirmeyeceğine ilişkindir.
Harran Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesinden 27.6.1997 tarihinde mezun olmasının ardından 97/7 nci grup olarak askerliğine karar aldırtan sanık Ş.O. nun 16.9.1997 tarihinde başlayan stajyer öğretmenliğinin 12.11.1998 tarihinde sona erdiği, dosyada yer alan bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Askeri Mahkeme; sanığın statüsünü yasal mazeretleri 31.10.1998 tarihinde sona eren yükümlülerle bir tutarak Kasım 1998 tarihli celp dönemine mazeretsiz olarak katılmadığını hükme bağlamıştır. Görmüş olduğu meslek eğitimi nedeniyle sanığın 1111 sayılı Kanunun 35/E maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bunun sonucu olarak da kanunî özrü 28.2.1999 tarihine kadar sona eren yükümlülerle birlikte Mart 1999 yedek subay celp dönemine tâbi olacağı açıktır.
Sevke engel kanuni mazeretinin 28.2.1999 tarihine kadar sona ermesi sebebiyle MSB' nin 1999 yılı genel celp emirleri doğrultusunda Mart 1999 döneminde sevke olan Ş.O.' nun 22.3.1999 tarihinden itibaren bakaya durumuna düştüğü, Yerel Mahkemenin ise sanığın Kasım 1998 celp döneminden başlayarak bakaya kaldığını kabul etmek suretiyle suçun başlangıç tarihini 20.11.1998 olarak belirlediği görülmektedir.
Askeri Savcılıkça tanzim olunan iddianamede suç tarihlerinin 21.3.1998- 10.10 2002 olarak belirtilmiş olması nedeniyle, sanığın Kasım 1998 celbinden itibaren suçlandığı düşüncesinden hareket ederek Mart 1999 celp dönemine ilişkin savunma ve mazeretlerini ileri sürmemiş olabileceği tabidir
Diğer bir ifadeyle, hazırlık ve soruşturma safhalarında Mart 1999 Celp dönemine ilişkin somut bir mazeret beyan etmeyen sanığın bakaya kaldığı dönemin Mart 1999 tarihinden başladığını öğrendikten sonra münhasıran bu döneme veya buna bağlı olarak diğer celp dönemlerine ilişkin mazeretler ileri sürebileceği, bunların bir kısmının kabule değer bulunması hâlinde ise, atılı suçun temadi tarihlerinin (farklı bir müeyyide ihtiva eden kanun hükmünün tatbikini gerektirecek biçimde) değişikliğe uğrayabileceği ihtimal dahilindedir.
Suçun tarihinin her türlü tereddüdü ortadan kaldıracak biçimde saptanması 353 sayılı Kanunun 96 ve 173 üncü maddelerinin öngördüğü şekliyle "yargılamaya esas öz vakıanın" tespiti anlamına gelmektedir. Uyuşmazlık konusu maddi vakıanın sınırlarının yanlış biçimde belirlenen sonucunu da beraberinde getiren bu yöndeki aykırılığın, sanığın hukuki durumunda olumlu yada olumsuz herhangi bir değişiklik yaratmasa dahi hükmün bozulmasını gerektirdiği, Askerî Yargıtay Daireler Kumlunun 18.2.1999 gün ve 1999/39-35 ve 3.7.2003 gün ve 2003/64-64 sayılı emsal kararlarında vurgulanmıştır.
Tüm bu nedenlerle: Yerel Mahkemece verilen mahkûmiyet kararının suç başlangıç tarihinin tespitindeki hatadan dolayı bozulması, belirtilen aykırılığı sanığın hukukî durumunda olumlu ya da olumsuz bir etki yaratmayacağından bahisle bozma nedeni olarak görmeyen Dairenin para cezasındaki eylemliği gidermek suretiyle hükmü düzelterek onaması isabetli bulunmamış, Başsavcılığın yerinde görülen itirazının kabulü ile onamaya ilişkin Daire kararının kaldırılarak hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy