(353 S. K. m. 163)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan uyuşmazlık, şahsına zimmetlenmiş tabancanın kaybolmasında sanığın geçerli bir özrünün bulunup bulunmadığı, dolayısıyla askeri eşyayı kaybetmek suçunun oluşup oluşmadığı noktasındadır.
Daire, sanığa teslim edilen tabancanın, sanığın evine gizlice giren kişi veya kişilerce çalınmış olduğunu ve bu nedenle makbul bir sebebin bulunduğunu kabul eden Askeri Mahkemenin kurduğu beraat hükmünün isabetli olduğu kararına varmış iken; Başsavcılık, tabancanın kaybolmaması veya çalınmaması için gerekli tedbirleri almayan sanığın müsnet suçu işlediği görüşündedir.
Kurulumuzca, hükmün usul yönünden tartışılmasını gerektiren bir husus tespit edildiğinden, uyuşmazlık konusuna geçilmeden, hüküm öncelikle usul yönünden incelenmiştir.
Viranşehir İlçe Jandarma Komutanlığında görevli olan sanığa, Birliğe ait Pietro Baretta marka tabancanın 18.2.2002 tarihinde senetle teslim edildiği, rahatsızlığı nedeniyle 27.6.2002 tarihinde bir hatla istirahat raporu alan sanığın, istirahatım evinde geçirmekle iken 3.7.2002 günü silâhının ve cep telefonunun çalındığını ilgili birimlere bildirmesi üzerine soruşturmaya başlanıp askeri eşyayı kaybetmek suçunu işlediği iddiasıyla hakkında kamu davası açıldığı, Askeri Mahkemenin, mevcut delillere göre silâhın çalınmış olması ihtimalinin bulunduğu ve bu durumda şüpheden sanığın yararlanması gerektiği kabulüyle sanık hakkında beraat hükmü kurduğu anlaşılmaktadır.
Askeri Mahkemenin, gerekçeli hükmün "deliller ve değerlendirilmesi" bölümünde hırsızlık iddiasını irdelerken, sanığın komşusu A.İ.'nin Yenimahalle Karakol Amirliğince tespit olunan ifadesinde; "yan komşusu olan sanığın ikametinin bahçesinde 3.7.2002 günü saat 08.00 sıralarında 35-36 yaşlarında esmer tenli uzun boylu, başı kapalı üzerinde san gömlek, yeşil etek bulunan bir bayan gördüğünü, yanında ise 5-6 yaşlarında sarışın bir çocuk bulunduğunu, bu bayanın dilenci olduğunu düşünerek bir şey söylemediğini, bayanın yanında bulunan çocuğu ile birlikte evin avlusundan hızlı bir şekilde çıktığını, öğretmen evinin bulunduğu sokakta otogara doğru gittiğini" beyan ettiğini belirtip, hükmün dayandığı deliller arasında adı geçen kişinin polis tarafından alınmış ifadesini de gösterdiği ve son paragrafta suçun unsurlarının bulunmadığı saptamasına yer verirken, bu sonuca ulaşmasına etken olan unsurlar, vakıalar ve deliller arasında bu tanığın ifadesini de saydığı görülmüştür. Ancak, sanığın tabancasının kaybolduğunu polise bildirdiği 3.7.2002 günü polis tarafından ifadesi alınan A.İ. Askeri Mahkemece tanık olarak dinlenmemiş. Viranşehir İlçe J.K.lığının cevabi yazısı ekindeki tanık ifadesi, diğer tahkikat evrakı ile birlikte Askeri Mahkemede okunmuştur, Ceza yargılamasının son soruşturma aşamasında "sözlülük ilkesi" geçerli olduğundan. Askeri Mahkemece tanık olarak dinlenilmesine karar verilmeyen, duruşmaya çağrılmayan ve duruşmada dinlenilmeyen bu tanığın polis tarafından alınmış ifadesinin duruşmada okunup hükme müessir delil olarak kullanılmasının 353 sayılı Kanunun 153, 154 ve 155 inci maddelerine aykırılık teşkil ettiği açıktır.
Askeri Mahkemenin kabulüne mesnet teşkil eden esaslı unsurlardan biri olan tanık ifadesinin usule aykırı olarak ikame edilmiş olması nedeniyle, hükmün özüne etkili bir yasaya aykırılığın bulunduğu anlaşılmış, bu yasaya aykırılık hükmün bozulmasını gerektirdiğinden, şu aşanında Daire ile Başsavcılık arasındaki ihtilâf konusu incelenmemiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy