(1632 S. K. m. 85)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan uyuşmazlığın konusu Ulş. Çvş. İ.M.A.'ya karşı işlenen eylemin hizmet esnasında üste hakaret suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkindir. Daire sabit sayılan hakaretin adiyen üste hakaret suçunu oluşturduğundan bahisle tesis edilen mahkûmiyet kararını onamış. Başsavcılık ise, belirtilen eylemin hizmet esnasında üste hakaret suçuna vücut verdiğini ileri sürerek, onamaya ilişkin Daire kararına karşı itirazda bulunmuştur.
Onanmak suretiyle kesinleşen tehlikeli aletle üste fiilen taarruz ve askeri eşyayı tahrip suçlarıyla ilgili olarak Daire ile Başsavcılık arasında herhangi bir ihtilâf bulunmamaktadır.
Malatya 2 nci Ordu Ulş. Er Eğt. A. l inci Tb. 2 nci Bl. K.lığı emrinde görev yapan Ulş. Er T.C.' nin; 6.7.2003 tarihinde gönderildiği çarşı izninden alkollü bir biçimde dönerek koğuşa geldiği, 19.30-21.30 saatleri arasında koğuş-koridor nöbetçisi olan UIş. Çvş. İ.M.A.'nın yanından yürüyerek geçmesine kızarı sanığın ayağa kalkarak üstü durumundaki bu askere yumrukla saldırdığı, hemen ardından da "Allah'ını, kitabını, ölünü sinkaf ederim" şeklinde sözler sarf etmek suretiyle hakaret ettiği dosya kapsamı itibariyle sübuta ermiş olup; esasen olayın cereyan tarzı konusunda herhangi bir uyuşmazlık söz konusu değildir.
ASCK' nın 12 nci maddesinde hizmet ".....gerek malûm ve muayyen olan gerek bir amir tarafından emredilen bir askeri vazifenin madun tarafından yapılması hâlidir." şeklinde tanımlanmıştır. Doktrinde askeri hizmetin, askeri bir vazifeye taallûk eden ve askeri maksatlara yarayan ve bir emirle veya askeri mevzuatla veyahut hizmet mevkiinin icaplarıyla yapılması veya yapılmamalı lazım gelen fiilleri ifade ettiğine dair bir tanım da bulunmaktadır (TAŞKIN Rıfat, Askeri Ceza Kanunu Şerhi, Sekizinci Basım, Harp Okulu Basımevi, 1946, S.45).
"Hizmet" kavramı ASCK' nın bazı maddelerinde bazen suçun unsuru, bazen de şiddet sebebi olarak yer almaktadır. Bu kavramın yazılış şekli, ifade ettiği anlam, yer aldığı maddelerdeki diğer unsurlar ve bu unsurlar arasındaki bağlantı bir bütün olarak değerlendirilmek suretiyle kanun koyucunun hedeflediği hukuki menfaatin saptanması, buna bağlı olarak da hizmet tanımının sınırlarının belirlenmesi gerekmektedir.
ASCK' nın 85 inci maddesinde düzenlenen diğer bir nitelikli üste hakaret suçu da hizmete müteallik konuda üste hakaret cürümüdür. Bu ağırlatıcı sebebin tatbiki için ise, üste yöneltilen hakaretin üst ve ast anısında cereyan eden hizmet münasebetinden doğması, icra edilen askeri hizmet ile hakaret suçunun işlenmesine neden olan sebep ve saikinin fiili bir irtibat içerisinde bulunması gerekmekte olup, bu husus pek çok durumda üst ve astın hizmet hâlinde olmasını zaruri kılmaktadır.
Hizmet esnasında üste hakaret suçunun oluşumu mağdur ve sanığın her ikisinin de hizmet hâlinde bulunması koşuluna tâbi tutulduğu takdirde ise, hizmet esnasında üste hakaret suçunun hangi hukuki ihtiyaç ve askeri menfaatler gözetilerek tanzim edildiği hususu izahsız kalacaktır. ASCK' nın 85/1 inci maddesinin himaye ettiği hukuki değerin icra edilen hizmetin, kendisi ve tarafları olduğu da dikkate alındığında, sanık veya mağdurun bir ianesinin hizmet hâlinde olmasının nitelikli hakaret suçunun teşekkülü için yeterli olduğu ortaya çıkmaktadır.
Konuya Türk Ceza Kanununda yer alan hükümler açısından bakıldığında da benzer durum dikkat çekmektedir.
TCK' nın 266 ncı maddesinde; memura görev esnasında hakaret edilmesi ile hakaretin icra edilen görev sebebiyle gerçekleştirilmesi farklı işleniş biçimlerine haiz seçimlik hareketli suçlar olarak düzenlenmiş, memurun icra ettiği esnada hakarete maruz kalması maddenin tatbiki için yeterli sayılarak, ayrıca hakaretin icra edilen görevle ilgili olması unsur olarak aranmamıştır.
Üste hakaret suçunun mağdur ve sanık arasında ihtilâl unsurunu gerektirmeyen gıyapta da işlenebilen nitelikle bir suç olması sebebiyle, bu cürüm için öngörülen hizmet hâlinin yalnızca yüze karşı işlenebilen üste fiilen taarruz suçunun öngördüğü hizmet hâli ile aynı mana ve içeriğe olamayacağı açıktır.
Bu nedenlerle sadece üste fiilen taarruz suçuyla ilgili olarak verilen Askeri Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 2.3.1969 tarih ve 1969/4-4 sayılı kararının yargılama konusu olayımıza tatbik imkânı bulunmamaktadır.
İşleniş şekli itibariyle üste lülen taarruz suçundan farklı özellik gösteren bu suç ile ilgili Askeri Yargıtay'ın uyum ve kararlılık gösteren içtihatlarında da (As.Yrg. 4 üncü D.nin 4.12.1990/620-605, As.Yrg. 3 üncü D.nin 25.9.1995/621-618, As.Yrg. 5 inci D.nin 20.6.2000/405-402, As.Yrg. 1 inci D.nin 29.1.2003/95-94, 22.1.2003/68-67, 19.2.2003/119-135 esas ve karar ile As. Yrg.Drl.Krl.nun 1.2.1996/18-14 ve 28.9.1989/203-201 esas ve karar) asıl olanın hizmeti ve hizmette olan şahsı korumak olduğu, sadece bu suçun mağdurunun hizmet esnasında bulunmasının cezanın ağırlaştırılması için yeterli olduğu kabul edilmektedir.
Tüm bu gerekçeler ışığında; sanık T.C.' nin koğuş-koridor nöbetçisi İ.M.A.'ya karşı gerçekleştirdiği eylemin hizmet esnasında üste hakaret suçunu oluşturduğu sonucuna varılarak, Dairenin bu eylemle ilgili onama kararının Başsavcılığın itirazına atfen ve sanığın kazanılmış hakkı gözetilerek kaldırılmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy