(353 S. K. m. 156)
Eylem bütünü içerisinde haksız tahrik hükümlerinin tatbikini gerekli kılan koşulların bulunup bulunmadığının belirlenmesi Daire ile Başsavcılık arasındaki uyuşmazlığın konusunu teşkil etmektedir.
Ankara Bölge Muhabere Tb.Kh.ve Kh.Hiz..Bl.K.lığı emrinde görev yapan sanık Mu.Onb.B.Cnin; 20.12.2002 tarihinde koğuşta sigara içmediği hâlde kendisini Bölük Astsubayına şikâyet eden Mu.Çvş.H.İ.B.'ye bu hareketinin sebebini sorduğu, aralarındaki konuşmanın tartışmaya dönüşmesinin ardından mağdur Çavuşun suratına kafa ile vurduğu, mevcut deliller çerçevesinde sübuta ermiş bulunmaktadır.
Sanık Mu.Onb.B.C. Birlik Komutanı tarafından tespit olunan 24.12.2002 tarihli ilk sorgusunda: koğuşta sigara içmediği hâlde kendi ismini bölük astsubayına bildiren mağdur Mu.Çvş.H.İ.B.ye bu hareketinin nedenini sorduğunu, konuşmalarının tartışmaya dönüşmesi üzerine birbirlerine söyledikleri lâflardan dolayı yaka yakaya tutuştuklarını, kendisine hâkim olamayarak Mu.Çvş. H.İ.B.'ye istemeden vurduğunu, mağdurunda tekme atarak buna karşılık verdiğini beyan etmiş iken;
Askeri Mahkeme huzurunda tespit olunan 18.3.2003 tarihli sorgusunda; mağdurun konuşma esnasında "Bizim tertipler bana orospuluk yapıyor, ben adamına göre hareket ederim." dediğini, kendisinin "Ben hayvan mıyım?" demesi üzerine "Nasıl anlıyorsan anla" diyerek karşılık verdiğini, bu sözlere kızarak mağdur Çvş. un yüzüne kafa ile vurduğunu ileri sürmüştür.
Askeri Mahkeme: her iki beyan arasında var olan aykırılıkları sanığa hatırlatarak düzeltme cihetine gitmeksizin 18.3.2003 tarihli beyanları hükme esas almıştır.
Yargılama konusu olayın görgü tanıkları durumundaki Mu.Er G.Y., Mu.Çvş.H.K. ve Mu.Çvş. E.M.'nin, sanık ile mağdurun tanışmaya başladıktan hemen sonra itiştiklerini, birbirlerinin yakasından tuttuklarını, araya girerek; kavgayı önlediklerini, ancak tarafları ayırdıklarında mağdurun dudağının kanadığını gördüklerine ilişkin beyanlarının esaslı delil sıfatıyla hükme dayanak yapıldığı görülmektedir.
Sanık B.C., huzurda dinlenen bu üç tanığın beyanlarının doğru olduğunu ifade etmiştir. Oysaki sanığın huzurda tespit edilen sorgusundaki beyanlarının görgü tanıklarının ifadeleriyle kimi noktalarda uyum ve bütünlük göstermediği, haksız tahrik hükümlerinin tatbikinin gerekip gerekmeyeceği konusunda sağlıklı bir sonuca varabilmenin ise bu hususların açıklığa kavuşturulmasına bağlı olduğu açıktır.
Uyuşmazlığa konu edilen maddi gerçeğin çok yönlü biçimde araştırılarak, sabit addedilen ihlâllerin yürürlükteki mevzuat hükümleri uyarınca müeyyidelendirilmesi ceza yargılama hukukunun temel amacıdır.
Tüm bu nedenlerle;
1- Hazırlık ve son soruşturma safhalarında vermiş olduğu ifadelerin farklı yöndeki muhteviyatının sanığa hatırlatılarak, ifadeler arasındaki aykırılığın sanıktan sorulmak suretiyle giderilmesi,
2- Yargılama konusu olayın görgü tanıkları durumundaki G.Y., H.K. ve E.M.'nin iddianameye esas olan eylemle ilgili olarak yeniden ifadelerine başvurulmak suretiyle; mağdurdan kaynaklanan herhangi bir kusurlu davranış bulunup bulunmadığının, ilk olarak kimin hangi sözlerle hakaret ederek diğerini ittiğinin, buna diğer tarafın ne şekilde karşılık verdiğinin ve bunun sonucu olarak da haksız tahrik hükümlerinin tatbikinin gerekip gerekmeyeceğinin belirlenmesinin ardından elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden, Başsavcılığın itirazı bu nedenle yerinde görülerek mahkûmiyet hükmünü onayan Daire kararının kaldırılmasına ve hükmün sanığın temyizine atfen noksan soruşturma nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy