(1632 S. K. m. 63)
Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlığın konusu; bakaya suçundan sanık H.D. hakkındaki beraat hükmünün noksan soruşturmayla verilip verilmediğine ilişkindir.
Daire, sanığın suç işleme kastının bulunup bulunmadığının belirlenebilmesi için giderilmesi gerekli eksiklikler bulunduğundan bahisle beraat hükmünü bozmuş, Yerel Mahkeme ise, mevcut delil durumu itibariyle sanıkla suç işleme kastının bulunmadığını ileri sürerek direnmek suretiyle sanığın beraatına karar vermiştir.
1967 doğumlu olan sanığın 17.6.1994 tarihinde Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi' nden mezun olduğu, 25.7.1994 tarihinde son yoklamasının yapılarak 94/7 grup numarasıyla askerliğine karar alındığı, Erzurum Askerlik Dairesi Başkanlığının 29.8.2000 tarihli emriyle sevkinin en son 31.12.2000 tarihine kadar ertelendiği, Mart 2001 yedek subay aday adayı celbine katılmayan sanık hakkında 21.3.2001-20.12.2001 tarihleri arasındaki bakaya eylemi dolayısıyla 7.2.2002 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, Mart 2002 celbine katılması gereken sanığın TRT Kurumu tarafından yapılan tebliğ mahiyetindeki duyurulara rağmen 21.3.2002 tarihine kadar sevkini sağlatmadığı, 2.9.2002 günü Erzurum Askerlik Şubesine giderek ifadesini verdiği, 2.10.1996 tarihinde Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde doktora öğrenimine başlamış olan sanığın 28.6.2002 tarihinde bu öğrenimini tamamlamış olduğu dosya kapsamından anlatılmaktadır.
Sanık aşamalarda uyum ve istikrar gösteren savunmalarında; doktora eğitimini bitirdikten sonra yardımcı doçentlik kadrosunun açılmasını beklediğini, Eylül 2002 döneminde açılan kadrolara müracaat ederek 9.10.2002 tarihinden itibaren yardımcı doçent olarak çalışmaya başladığını beyan etmiştir. Uyum ve süreklilik gösteren Askeri Yargıtay içtihatlarında; (Askeri Yargıtay Daireler Kurulunun 24.5.2001 tarih ve 2001/464-459 E.K., 3 üncü Dairesinin 22.5.2001 tarih ve 2001/418-413 E.K., 4 üncü Dairesinin 1212.2000 tarih ve 2000/783-773 E.K.) iş bulma, işe alınma veya sahip olduğu işini kaybetme endişesi ile hareket ederek makul süreyle sınırlı olmak üzere zamanında sevkini sağlatmayan yükümlülerde suç işleme kastının bulunmadığı belirtilmiştir.
Bu nedenle; uzayan doktora eğitiminin son döneminde hakkını kaybederek celbe tâbi olan, doktora eğitimini bitirdikten sonra mesleki kariyerini artırarak öğretim üyeliği kadrosunda görev almayı hedeflediğini ileri süren sanığın bu yöndeki beklentisinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığının araştırılarak, elde edilecek sonuca göre sanıkta bakaya kalma kastının bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir
Açıklanan gerekçeler ışığında,
1. Erzurum Askerlik Daire Başkanlığının 29.8.2000 tarihli sevk tehir emrinin sanığa tebliğ edilip edilmediğinin, tebliğ edildiyse tarihinin,
2. Sanığın suç tarihlerinde ve öncesinde üniversitede öğretim görevlisi, doktora öğrenimi sonrasında da yardımcı doçent olarak çalışıp çalışmadığının, çalışmış ise görev tarihlerinin,
3. Atatürk Üniversitesi nde 2002 yılında yardımcı doçentlik kadrolarının ne zaman açıldığının, sanığın bu kadrolarda çalışmak üzere hangi tarihte başvurduğunun,
4. Sanığın doktora tezini ne zaman teslim ederek, son sınava hangi tarihte girdiğinin, yeterlilik sınavları sonuçlarının hangi tarihte açıklandığının, ilgili kurumlardan sorulup, sanığın idari ve hukuki statüsü ortay konulduktan sonra müsnet suçun manevi unsur yönünden oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, direnilmek suretiyle tesis edilen beraet hükmünün Askeri Savcının temyizine atfen ve resen noksan soruşturma nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
Kurulumuzca direnme hükmünün noksan sorutturma nedeniyle bozulmasına karar verildikten sonra, Mahkemenin ilk hükmünde ve direnme gerekçesinde yer alan, sanığın 1111 sayılı Askerlik Kanununun 35/E maddesini bilmediği düşüncesinden hareket etmesi nedeniyle suç kastının bulunmadığı şeklindeki görüşlerinin irdelenmesinin gerekip gerekmediği tartışılmış, sonuçta çoğunluk tarafından bu irdelemenin şimdilik yapılmasına gerek olmadığı, oybirliği ile benimsenen noksan soruşturma konularının açıklığa kavuşturulmasıyla sanığın suç kastının öncelikle belirlenmesinin yeterli olacağı görüşü benimsendiğinden, direnime gerekçesinin buna ilişkin bölümünün Daireler Kurulu kararında irdelenmemesi gerektiği kararına varılmıştır.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy