(1632 S. K. m. 85)
Daire ile Askeri Mahkeme arasında ortaya çıkan uyuşmazlık, sanığın eylemlerinin iki ayrı suça vücut verip vermediği noktasındadır.
Daire, ikaz üzerine ayağa kalkan sanığın sarf ettiği sözlerin saygısızlıktan hakarete doğru ağırlaştığı ve ayağa kalkmasıyla emir konusuz kaldığındım geçitli suç şeklinde tek bir üste hakaret suçunun oluştuğu sonucuna ulaşmış iken; Askeri Mahkeme, sanığın iki ayrı kasıt ile iki ayrı suçu işlediği görüşündedir.
Askeri Mahkemenin "...sanık J.Kd.Üçvş. M.Ç.'nin olay günü olan 10.12.2001 tarihinde Levazım Hesap Sorumlusu Sivil Memur A.A.'nın odasında oturduğu, bu esnada üstü olan J. Mly.Bçvş. M.T.'nin odaya girdiği ve sanığın yanından geçerek pencere kenarına geldiği, Astsubay M.T. içeri girdiği esnada bacak bacak üstüne atmış bir şekilde oturan sanığın oturuşunu düzeltmediği, bunun üzerine Astsubay M.T. nin sanığın oturuşunu düzeltmesi için "oturuşunu düzelt" diye emir verdiği, sanığın ayağa kalkarak "Tutanak tut, git şikâyet et." dediği, Astsubay M.T.'nin sanığa "Terbiyesizlik etme!" demesi üzerine sanığın "Terbiyesiz sensin!" diyerek odadan çıktığı maddi bir vak'a olarak sabittir..." şeklinde ortaya koyduğu kabul ile Dairenin maddi vakıayı kabulü arasında herhangi bir farklılık bulunmamaktadır. Her ne kadar tebliğnamede bu kabullerden farklı olarak, mağdurun ikazından sonra sanığın oturuş şeklini bozmadığı ve oturduğu yerden "Tutanak tut, git komutana şikâyet et." dediği görüşü ileri sürülmüş ise de; hazırlık ifadesinde sanığın oturuşunu düzeltmediğini belirtmiş olan mağdur, istinabe mahkemesince ifadesi alınırken ikaz üzerine sanığın ayağa kalktığını beyan edip mahkemedeki ifadesinin doğru olduğunu söylediğinden, keza tanık F.G. mağdurun ikazı üzerine sanığın ayağa kalktığını istinabe mahkemesinde ifade ettiğinden, sanığın savunmasını doğrulayan bu ifadeler nazara alınarak, mağdurun ikazı üzerine sanığın ayağa kalktığının kabulü gerektiği sonucuna ulaşılmış ve Askeri Mahkeme ile Dairenin kabullerinde isabet görülmüştür.
Emre itaatsizlikte ısrar suçunun düzenlendiği ASCK' nın 87 nci maddesinin ilk fıkrası: "Hizmete ilişkin emri hiç yapmayan asker kişiler bir aydan bir seneye kadar, emrin yerine getirilmesini söz veya fiil ile açıkça reddeden veya emir tekrar edildiği hâlde emri yerine getirmeyenler, üç aydan iki seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar." biçiminde olup, ilk cümlede suçun basit hâlinin, ikinci cümlede ise nitelikli hâlinin öngörüldüğü ve askeri hizmet ile disiplinin korunan hukuki menfaat olarak öne çıktığı açıktır. Hizmet emrinin hiç yapılmaması eylemi askeri cürüm olarak tanımlanıp yaptırıma bağlanmış iken, hizmet emrinin kısmen, değişiklik yapılarak veya sınır aşılarak ifası 477 sayılı Kanunun 48 inci maddesinde disiplin suçu şeklinde düzenlenmiştir. ASCK' nın 87 nci maddesinin ilk fıkrasının açık lâfzı ve korunan hukuki menfaat nazara alındığında, hizmet emrinin ifa edilmemesinin esas olduğu, emrin gereğinin yapılması hâlinde suçun maddi unsurunun tekevvün etmeyeceği, suçun basit hâlinin oluşmadığı bir durumda da, nitelikli yani şiddet sebebi teşkil eden hâlinin oluşmayacağı izahtan varestedir.
Somut olay da; mağdurun, oturuşunu düzeltmesi konusunda ikaz ettiği sanığın ayağa kalkarak "tutanak tut, git şikâyet et" dediği göz önüne alındığında, sanığın oturuş durumunu hedef alan hizmet emrinin, sanığın ayağa kalkmasıyla ifa edilmiş olduğunun kabulü gereklidir. Yerine getirilmesi gereken herhangi bir hizmet emri kalmadığından, sanığın sarf ettiği "tutanak tut, git şikâyet et" sözünün, hizmet emrinin ifa edilmemesi kastıyla söylenmediği; ancak, üstünün ikazına askeri terbiye içerisinde uyması gereken sanığın, hakaret niteliği taşımayan bu sözü söyleyerek üstüne hürmetsizlik ettiği ortadadır.
Sanık "Tutanak tut, git şikâyet et." sözünü sarf ettikten sonra, "Terbiyesizlik etme!" diyen mağdura "Terbiyesiz sensin!" karşılığını verip odayı terk etmiştir. "Terbiyesiz sensin!" sözünün, mağdurun sözüne bir tepki olarak söylendiği açık olmakla birlikte, hangi saikle olursa olsun üstünü küçük düşürmeye ve aşağılamaya yönelik bu sözün, yerleşik Askeri Yargıtay kararlarına nazaran, üste hakaret suçunu teşkil ettiği hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır.
Bu noktada, sanığın sarf ettiği "Tutanak tut, git şikâyet et." ve "Terbiyesiz sensin!" sözlerinin hukuki nitelemesinin yapılması bakımından, genel ceza hukukundaki suç kavramı üzerinde durulmalıdır:
"Her netice, prensip itibariyle belirli bir kanuni tarifte belirtilen dış âlemdeki değişiklikten ibaret bulunduğu için, tarife uygun her netice ayrı bir suç teşkil eder ve fail kaç netice meydana getirmişse, O kadar suç işlemiş sayılarak, her birinden dolayı ayrı ve müstakil cezalara maruz kalır. Ancak, bazı hâllerde değişik neticelerden dolayı faile çeşitli cezalar verilmez de, bir tek cezanın hükmedilmesi ile yetinilir." (DÖNMEZER-ERMAN, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, Genel Kısım, 9.Bası, Cilt 1, Sayfa380).
"Geçitli suç, karma suçun bir çeşididir; burada da, biri diğerini kapsayan iki suç vardır; çünkü fail daha ağır suçu işlemek için adeta daha hafif suçlan geçmek durumunda kalmaktadır; ancak karma suçlan ayrıldığı nokta şuradadır ki, karma suçta daha ağır suçun içinde eriyen daha halli suç başka bir hukuki yararı zedelediği, birbirleriyle kaynaşan suçların hukuki konuları farklı olduğu hâlde, geçitli suçta her iki suçun konuları aynıdır; fail suç yolunda ilerlerken, ünce daha hatif suçu sonra da aynı konuyu taşıyan daha ağır suçu işlemektedir. Oysa kanun, birçok hâllerde, faili cezalandırmak, belirli fiillerin suç olduğunu ilân etmek için, en ağır neticenin gerçekleşmesini beklemez; en ağır neticeye götüren yolda ilerlerken daha hafif neticeyi gerçekleştirdikten sonra fail durursa, kendisine yalnız bu neticenin gerektirdiği ceza verilir; yok fail bununla yetinmeyip hareketlerini devam ettirecek ve daha ağır sonucu gerçekleştirecek olursa, yalnız daha ağır neticeden dolayı sorumlu tutulur; o ana kadar meydana gelmiş neticeler müstakil kimliklerini kaybeder" (DÖNMEZER-ERMAN, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, Genel Kısım, 9. Bası, Cilt 1, s. 394).
Görüleceği üzere; failin eylemleri birden fazla olup birden fazla netice bulunması nedeniyle netice sayısı kadar suçun oluşması ve bu suçların her biri için failin sorumlu tutulması kural olarak benimsenmiş ise de; aynı hukuki konuya yönelmiş hafiften ağıra doğru giden eylemler söz konusu olduğunda, her bir neticeden fail sorumlu tutulmamakta, sadece hareketlerin sonucunda gerçekleşen en ağır neticeden sorumlu sayılmaktadır.
İnceleme konusu maddi vakıada; üstünün kendisini astlarının yanında ikaz etmesine kızan sanığın, öncelikle tepkisini "Tutanak tut, git şikâyet et." demek suretiyle saygısızca ortaya koyduğu, akabinde "Terbiyesizlik etme!" sözüne muhatap olunca yine aynı haleti ruhiye içerisinde. 'Terbiyesiz sensin!" sözünü sarf ettiği, ilk ikaz edilişinden itibaren niyetinin, kendisini astının yanında küçük düşürdüğüne inandığı üstünü, aynı şekilde astlarının yanında küçük düşürmek olduğu, saygısızlıkla başlayan hareketlerinin üstüne hakaretle sona erdiği ve bu nedenle geçitli (müterakki) suçun unsurlarının gerçekleştiği görülmüş; sanığın tek bir üsle hakaret suçundan sorumlu tutulması gerektiğini kabul eden Dairenin değerlendirmesi isabetli bulunmuştur.
Sanık hakkında kurulan iki ayrı hükmün konusunu teşkil eden eylemlerin ("Tutanak tut, git şikâyet et." ve "Terbiyesiz sensin." sözlerinin), yukarıda yapılan değerlendirmeler ışığında, geçitli suç niteliğinde, tek bir suça vücut veren birbirine bağlı eylemler olmaları ile sanığın olayın başından sonuna kadar ika ettiği hareketlerinin birlikte değerlendirilip tek bir mahkûmiyet hükmüne konu edilmesinde hukuki zorunluluk bulunması göz önüne alındığında, emre itaatsizlikte ısrar ve üste hakaret suçlarından kurulmuş hükümlerin bozulmaları gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy