(1632 S. K. m. 66) (765 S. K. m. 47)
Daire ile Yerel Askeri Mahkeme arasındaki uyuşmazlığın konusu TCK' nın 47 nci maddesi kapsamında değerlendirilen ruhsal rahatsızlığın izin tecavüzü suçu açısından özür teşkil edip edemeyeceğine ilişkindir.
Daire; cezada indirim sebebi olarak düzenlenen TCKnın 47 nci maddesinin izin tecavüzü suçu açısından mazeret niteliğinde olmadığı sonucuna varmış, Yerel Mahkeme ise; adli rapora konu olan psikolojik durumu ve içerisinde bulunduğu olumsuz ekonomik koşullar nedeniyle sanıkta suç işleme kastının bulunmadığını ileri sürerek beraat kararı verilmiştir.
Dosyada yer alan deliller ve sanık ikrarlarından da anlaşılacağı üzere; 14.8.2001 tarihinden geçerli olmak üzere 2 gün yol müddeti tanınarak toplam 12 gün süreyle kanuni izne gönderilen ve belirtilen süre sonunda en geç 25.8.2001 günü saat 24.00'e kadar birliğine dönmesi gereken sanığın 5.9.2001 tarihinde birliğine katıldığı sabit olup esasen olayın cereyan tarzı hakkında herhangi bir ihtilâf da bulunmamaktadır.
Sanık toplam 11 gün süreyle izin süresini geçirmiş olup, birliğine ağabeyinin refakatinde dönmüştür.
Sanık F.Ç. izin dönüşünü müteakiben vermiş olduğu ilk ifadesinde; gönderilmiş olduğu izinden rahatsızlığı sebebiyle dönemediğini beyan etmiş iken, Askeri Mahkemece tespit olunan sorgusunda, "hastalanınca beni doktora gönderdiler ancak fayda etmedi... bunun üzerine izne gönderdiler, 5 gün dinlendim...param olmadığı için hastaneye gidemedim... para bulmak için çay ocağında çalıştım...parayı bularak birliğime katıldım." şeklinde açıklamalarda bulunmuştur.
Sanık F.Ç. birliğine katıldıktan 15 gün sonra devam eden rahatsızlığı nedeniyle 600 Yataklı Mevki Askeri Hastanesi Ruh Hastalıkları polikliniğine sevk edilmiş, burada yapılan muayenesi sonunda da "gerilim baş ağrısı" tanısı konularak, "üç ay süreyle doktor gözetiminde ilâç kullanmasına" karar verilmiştir.
Birlik Komutanlığınca tanzim olunan kıt'a anket formumla ise sanığın; "Verilen işi kapasitesi oranında yapabileceği, takip edilmesi gerektiği, sağlık durumu göz önüne alınarak görevlendirildiği takdirde görevini yapabileceği..." belirtilmiştir.
Adli raporda yer alan beyanına göre sanık ilkokulu başkalarının desteğiyle bitirmiştir.
Sanığın psikiyatrist bilirkişi tarafından yapılan muayenesi sonunda gözlem altına alınmasına karar verilmiş; 17.4.2002-29.4.2002 tarihleri arasında GATA Psikiyatri kliniğinde yatırılarak müşahedesi sağlatılan ve Sağlık Kurulunun 29.4.2002 gün ve 4266 sayılı raporu ile sınırda zekâ yetersizliği tanısı konulan F.Ç.'nin; TCK'nın 47 nci maddesinden yararlanacağına, suç tarihlerinde ve hâlen askerliğe elverişli olduğuna karar verilmiştir.
Uyuşmazlığın konusunu sanığın rahatsızlığının özür sayılıp sayılmayacağı oluşturduğundan, izin tecavüzü suçunda özür kavramından ne anlaşılması gerektiğinin açıklığa kavuşturularak belirtilen rahatsızlığın mazeret sayılıp sayılamayacağının irdelenmesi gerekmektedir. Yatarak tedavi ya da istirahatı gerektiren tıbbi rahatsızlıkların ruh veya beden hastalığından kaynaklanıp kaynaklanmadığına bakılmaksızın mazeret teşkil edebileceği yerleşik Askeri Yargıtay içtihatlarıyla benimsenmiştir.
Özür olarak ileri sürülen hususların; askerlik hizmetine göre öncelik taşıyan, birliğe zamanında dönülmesini engelleyen veya engellemese bile bunu önemli ölçüde güçleştiren nedenlere dayanması gerektiği uygulamada kabul edilmiştir.
ASCK' nın 66/1-b maddesinde, izin süresinin "özürsüz" geçirilmesinden bahsedilmekle birlikte, özrün tanımı yapılmamış, bu husus ileri sürülen mazeretin niteliği, aciliydi, beyan edilen hâllerin geçirilen izin süresi ile uyumlu olup olmadığı gibi kriterler esas alınarak Askeri Yargıtayın denetimine imkân verecek olgu ve gerekçeler gösterilmek suretiyle mahkemelerin takdirine bırakılmıştır.
Müşahede işlemleri sonucunda tanzim olunan adli raporda; sanığın basit matematiksel işlemleri yapamadığı, soyut düşünme yetisinin zayıf olduğu, olayları zaman, yer ve kişi belirtmek suretiyle düzgün cümleler kurup anlatamadığı, kendisini mantık kuralları dahilinde düzgün cümlelerle savunamadığı, zekâ fonksiyonlarının realiteyi test etmesinin eksik olduğu, yargılama yeteneğinin yetersiz kaldığı, bu durumun ise şuur ve harekât serbestisini önemli derecede etkilediği belirtilerek: sınırda zekâ yetersizliği tanısı konulan sanığın TCK' nın 47 nci maddesinden faydalanacağına karar verilmiştir.
Konuya bu veriler çerçevesinde bakıldığında; algılama ve muhakeme fonksiyonlarındaki yetersizlik sebebiyle rahatsızlığını idrak ve ifade etme yeteneği sınırlı hâle gelen sanığın herhangi bir sağlık kurumuna ya da askeri makama müracaat etmemesinin izin süresi içerisinde rahatsızlığı bulunmadığı anlamına gelemeyeceği, geçirilen izin süresinin kısa sayılabilecek bir periyoda tekabül etmesinin de sanığın bu yöndeki savunmalarını haklı ve kabul edilebilir hâle getirdiği ortaya çıkmaktadır.
Bu itibarla; isnat kabiliyetini geçici bir süre ile etkilese de, esasen suç tarihlerinde kalıcı mahiyette akıl hastalığına müptelâ olduğu belirlenen sanığın gönderildiği izinden ruhsal rahatsızlığa dayalı sıhhi mazereti nedeniyle geç döndüğü sonucuna varılmıştır.
Sanığın içerisinde bulunduğu ekonomik zorluklar nedeni ile birliğine süresinde katılmadığı yönündeki direnme gerekçesi dosya muhteviyatı itibarı ile haklı ve kabul edilebilir nitelikte değil ise de, sıhhi mazeretine binaen birliğine süresinde dönemeyen sanıkta suç işleme kastının bulunmadığına ilişkin nihai tespit ve kararın sonuç olarak isabetli olduğu görüldüğünden, direnmeye ilişkin hükmün onanmasına karar verilmiştir.
(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy