(353 S. K. m. 173)
Daire ile Başsavcılık arasında ortaya çıkan uyuşmazlık, yargılamada maddi vakıanın tespitine yönelik noksan soruşturma bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Daire, sanığın tevil yollu ikrarı, mağdurun beyanı ve tanık A.D.'nin ifadesine nazaran, sanığın savunma amacının ötesinde çavuşa yumrukla vurmak ve yaralanmasına neden olacak şekilde itmek suretiyle üste fiilen taarruz suçunu işlediği sonucuna varmış iken; Başsavcılık, mevcut delillerle suçun sübuta erdiğinin kabul edilemeyeceği, tanık A.D.'nin tekrar dinlenilerek sanığın eyleminin ortaya konulması gerektiği düşüncesindedir.
Kurulumuzca sübut delillerinin değerlendirilmesine geçilmeden önce, gerekçeli hükmün, maddi vakıanın tespitinde esas alınan delillerin değerlendirilmesine ilişkin bölümü incelenmiş; iddia konusu olayın ve sanığın eyleminin ilk paragrafta anlatıldığı, akabinde "yukarıdaki oluş ve kabule sanıkların kısmi ikrarı ve yukarıdaki yeminli ifadeleri gösterilen tanıkların birbirini doğrulayan nakise teşkil etmeyen beyanları sonucu ulaşılmıştır." cümlesine yer verildiği görülmüştür.
Gerekçeli hükme, sanık, mağdur ve iki tanığın son soruşturma sırasında verdikleri ifadelerinin aynen nakledildiği; hazırlık ifadelerinde olduğu gibi bu ifadesinde de sanığın, kendisini korumak için iliştiğini, ancak çavuşa vurmadığını söylediği, mağdurun ise, sanığın yumruk vurduğunu belirttiği, tanık M.R. K.'nın, sanığın mağdura yumruk ve tekme attığını, ancak çavuşun sanığa vurmadığını ifade ettiği, diğer tanık A.D.'nin, sanığın çavuşa vurduğunu söylemeyip birbirlerine sarıldıklarını belirttiği tespit edilmiş; dolayısıyla, sanığın çavuşa yumruk vurmak suretiyle müsnet suçu işlediğini kabul eden Askeri Mahkemenin, sanığın bu eyleme ilişkin herhangi bir ikrarı bulunmamasına rağmen "sanığın kısmi ikrarını" sübut delili olarak göstermesi; bir tanık sanığın vurmadığını söylerken, diğer tanık hem yumruk hem de tekme vurduğunu ifade ettiğinden, bu çelişkiye rağmen, "tanıkların birbirini doğrulayan nakise teşkil etmeyen beyanları" nitelemesiyle tanık ifadelerini sübuta esas olması; keza, esasa etkili farklılıklar içeren bu ifadelerden hangisini diğerine nazaran üstün tutup itibar ettiğini hukuki ve mantıki gerekçelerle açıklamayıp, soyut ve delil değerlendirmesi içermeyen bir gerekçeyle hüküm kurması, 353 sayılı Kanunun 173 üncü maddesine açık aykırılık olarak değerlendirilmiştir.
Diğer taraftan; Birlik Komutanlığınca alınan ifadesinde, sanığın kendisine vurduğunu söyleyen mağdurun, Askeri Savcılık ve Askeri Mahkemede tespit olunan ifadelerinde, sanığın ayrıca tekme de vurduğunu belirttiği; keza, askeri savcılık ifadesinde önce itiştiklerini, sonra sanığın vurduğunu söylemesine rağmen, Askeri Mahkemede itişme olmadan sanığın yumruk attığını ifade ettiği, ifadeler arasında esasa etkili çelişki bulunmasına rağmen, ifadelerin benzer olduğunun duruşma tutanağına geçirilmesiyle yetinildiği; aynı şekilde, mağdur tarafından olayı gördüğü belirtilip ifadesine başvurulan tanık M.R. K.'nın askeri savcılık ifadesinde, koğuş temizliği için koğuşta bulunduğunu ve sanığın attığı yumruğun etkisiyle mağdurun yere düştüğünü belirtmesine rağmen, Askeri Mahkemede verdiği ifadesinde, çarşı izni için koğuşta giyindiğini ve sanığın yumrukla birlikte tekme de vurduğunu söylediği; hatta mağdurun sanığa yumruk vurduğu bizzat kendisi tarafından ifade edilmesine rağmen, bu tanığın mağdurun sanığa vurduğunu görmediğini belirttiği, oluşan çelişkinin giderilmediği ve bu eksikliğin 353 sayılı Kanunun 155 inci maddesine muhalefet teşkil ettiği görülmüş; sanık sorgusunda ve diğer tanık A.D. de hazırlık ifadesinde, tanık M.R. K.'nın olayın başlangıcını görmeyip olay sona erdiğinde olay yerine geldiğini öne sürdüklerinden ve sübut delilleri adı geçen kişilerin ifadelerinden ibaret olduğundan, gerek mağdur ve tanığın kendi ifadeleri ve gerekse birbirlerinin ifadeleri arasındaki çelişkilerin giderilmemiş olmasının hükmün özüne etkili bir usule aykırılık oluşturduğu kanısına varılmıştır.
Bu itibarla; isabetli görülmeyen Daire kararının kaldırılıp, usul yönünden yasaya aykırı bulunan mahkûmiyet hükmünün, Başsavcılığın itirazına atfen bozulmasına karar vermek gerekmiştir. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy